Sedat Kaya
Körfez'in huysuz ruhu: Hark Adası
Haritayı önünüze koyup Basra Körfezi’ne baktığınızda, suyun ortasında noktadan hallice bir kara parçası görürsünüz. Adı Hark. Farsça’daki kökenine giderseniz karşınıza "yaban eşeği" çıkar. İsimler bazen sadece birer etikettir, bazen ise bir kaderin özeti. Hark, yüzyıllardır o yabanıl doğanın, evcilleşmeyi reddeden o kadim inadın vücut bulmuş hali gibi denizin ortasında duruyor.
Tarih, bu küçük adayı bir "istila laboratuvarı" olarak kullandı. İlk sahneye çıkanlar, o dönemin denizlere hükmeden kibriyle Portekizlilerdi. Topları menzilli, gemileri görkemliydi; dünyayı mülkleri sanıyorlardı. Ama Hark’ın kayalıklarına çarpan dalgalar, o kibri de beraberinde alıp götürdü.
Sonra sahneye modern kapitalizmin öncüleri, Hollandalı tüccarlar çıktı. Ellerinde defterler, kalplerinde kar hırsı vardı. Savaşmayı değil, satın almayı ve yönetmeyi planladılar. Ancak Hark’ın rüzgarı, hesap makinesiyle ölçülemeyecek bir direnişle esti. Onlar da "hesapta olmayan" bir yenilgiyle limandan ayrıldılar.
Bugün Hark Adası denilince akla sadece "İran’ın petrol kalbi" geliyor. Evet, teknik olarak bir terminal; boru hatlarının, devasa tankerlerin ve stratejik vanaların düğüm noktası. Ancak Hark, 1980’lerdeki o korkunç İran-Irak savaşı sırasında bir terminalden çok daha fazlası olduğunu kanıtladı. Üzerine yağan binlerce ton bombaya, simsiyah bir petrol denizine dönen kıyılarına rağmen susmadı. O günlerde sadece petrol değil, bir ulusal onur o adanın üzerinden pompalandı.
Şimdi yine aynı tozlu senaryo raflardan indiriliyor. İsrail ve ABD’nin radar ekranlarında küçük bir hedef, büyük bir tehdit olarak parlıyor. Uçaklar hangarlarda ısınıyor, füzeler koordinatlarını bekliyor. Modern dünyanın teknolojik devleri, geçmişin Portekizli amirallerinin veya Hollandalı tüccarlarının düştüğü o kadim yanılgının eşiğinde: "Bir yeri vurmak, ona sahip olmak demek değildir."
Hark, adını aldığı o yaban eşeği gibi; sırtına yük vurulmasına, zorla diz çöktürülmesine izin vermiyor. Modern imparatorlukların unuttuğu şey şu: Bazı yerler sadece coğrafya değil, birer karakterdir. Ve Hark’ın karakteri, yüzyıllardır aynı cümleyi dalga dalga kıyıya vuruyor:
"Beni vurabilirsin, yakabilirsin ama asla evcilleştiremezsin."
Tarih, bu küçük adada "jeopolitik hesaplar" yapan nice devlerin enkazıyla dolu. Bakalım bugünün güç sahipleri, tarihin bu sessiz ama derin uyarısını işitebilecek kadar sağduyulu mu, yoksa onlar da o meşhur "imparatorluk körlüğü" ile kendi mezarlarını mı kazıyorlar?