Mustafa K. Erdemol

Mustafa K. Erdemol

Çocukları kullanmak sağın işidir

Sağcı politikacının çocuk denen varlıkla kurduğu ilişkiyi bilemezsek şu Trabzon’da devlet eliyle yapılan “çocuk istismarı” elbette çok şaşırtıcı gelir çoğumuza. Aslında çoktan kanıksamış olmalıydık da. Tecavüze uğrayan yavru için “rızası vardı” diyen zat Adalet Bakanı, biliyorsunuz. Çocukların toplu tecavüze uğradığı vakfı savunurken “bir kereden bir şey olmaz” diyen de Kadın ve Aile’den Sorumlu bir bakandı. Yani çocuk, tabii ki başkasının çocuğu, sağın dünyasında öyle çok da değerli değildir. Bakmayın siz “evlatlarımız” diye nutuk atmalarına. Bunlardan biri kaldığı dinci yurtta baskılar sonucu intihar eden çocuk için “bir velet öldü diye tarikatları mı kapatacağız” da demişti. Yani sağ için çocuk “yüce amaçlar” adına kolayca göz ardı edilebilen bir varlıktır.

Trabzon’daki istismarcıları tanıyoruz. Bunların politika yapacağım diye çiğnemedikleri hiçbir değer, hiçbir kutsal, hiç bir ahlaki bariyer yok, malum. En iyi bildikleri iş olan “nefret aktarımı”nda cami minberini de kullanırlar, çocuk masumiyetini de. Kurallarına uysalar zorlanacaklarını bildikleri için “siyasi ahlak"la da başları hoş değildir. Görüntüleri hatırlayın, muhalefet liderine “hain” dedirttikleri çocuk konuşurken sırıtıyordu hepsi birden.

Olayın belki de en masum kurbanı olan çocuk, hapisteki babasının serbest bırakılmasını istemiş meğer devletlulardan. İstismarcılar herhangi bir söz verdiler mi bilemem ama eğer verdilerse küçücük bir çocuğu bile ancak “bir şeyler vererek” konuşturdukları anlamına gelir bu. Ama asıl tehlike nedir biliyor musunuz? Çocuğu “erken olgunlaştırmak”. Çok az bir yaşam deneyimi olan o çocuğun, aşama aşama yetişkinleşmesine yol açacak, belki de kimin “hain” olup olmayacağını anlayacağı büyüme süreci, istismarcı politikacılarca kısaltıldı. Çocuğun, çocuk masumiyetini öldürdüler el birliğiyle.

Madem dedik içini dolduralım, ortada kalmasın. Sağın çocukla ilişkisini bilmek zorundayız. Sağ dünyanın her yerinde çocukları kullanır. 12. yüzyılın tutucuları (o dönemin sağcıları yani) cinayetin neredeyse kanıksandığı kendi dönemlerinde Hıristiyanları Yahudilere karşı kışkırtmak için bir çocuğu kullandılar. Bir yetişkinin katledilmesi o kadar da gürültüye yol açmazdı o dönemde çünkü. Yahudilerin John adlı bir Hıristiyan çocuğu öldürerek ayin yaptıkları yalanını ortaya attılar. Kan İftirası olarak bilinir bu olay. Yıllara yayılan Yahudi kıyımlarına yol açan uğursuz bir iftira yani. Kullanılan bir çocuktur, dikkat buyrun.

Almancası olanlar bilir, Nazilerin 1930 Almanyasında sık kullandıkları bir sloganları vardı; Kinder, Kirche, Küche diye, Çocuk, Kilise, Mutfak yani. Bir kadının devletteki yerini belirlemeye yarayan bir anlayışın sloganıydı bu. Kadın ari çocuklar doğurmak zorundadır, dünyayı ele geçirmek için çocuklara ihtiyaç vardır. Kadın devlet mekanizmasında ancak bir çocuk doğurabilirse yer alabilirdi. Faşist saçmalığı işte. Hitler, onuruna şarkılar söyleyen çocuk korolarını dinlemeye bayılırdı. Çocuklardan oluşmuş "yavru nazi" birimlerini bilmeyen mi var? Her faşistin üzerinde egemenlik kurduğu yegane güçsüz varlık, insan yavrularıdır.

Hindistan’ın milliyetçi/sağcı kimi partileri de bunu sık sık yapar. Bu partilerin mitinglerde, parti toplantılarında sürekli çocukları kullanması üzerine, konuyla ilgili çalışan sivil kurumlar Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak bunun yasaklanmasını istemişlerdi diye anımsıyorum. Bu örgütlerin ortaklaşa bir de manifestoları vardı, neden çocukların kullanılmaması gerektiğini anlatan. Bazı eyaletlerde sonuç aldı bu girişimler. Yani “en iyi amaçlarla” bile bir çocuğa bir siyasi partinin aracı gibi davranılmasının sorun olduğu kabul ediliyor dünyanın her yerinde, gelişmiş ya az gelişmiş her toplumda. Yanılmıyorsam Polonya’da sağcı Hukuk ve Adalet Partisi de (PIS) (sağcılar bayılır bu tür isimlere, Adalet, Hukuk, Kalkınma vs) çocukları siyasi mitinglerinde kullandığı için hayli eleştirilmişti.

ABD’de de vardı bu tür tartışmalar. Donald Trump adlı aşırı sağcı politikacı, başkanlığa gelirken düzenlediği her siyasi toplantıda, mitingde çocukları kullandı pervasızca. Bir mitingini anımsarım. 'Freedom Kids' adlı bir çocuk grubu Trump’ın nefret dolu sözlerinden bestelenen şarkılar söylüyordu. Çocuktu bunlar. Gerçekten hissetmedikleri, inanıp inanmadıklarına tam olarak karar veremedikleri görüşleri ifade etmeye zorlanan çocuklar yani.

Tek tük tersini yapanlar varsa bir şey diyemem ama sol genel olarak propagandasını emek - üretim süreci içinde yer alan yetişkinler üzerinden yapar. Çocukları kullanmak “ağaç yaşken eğilir”e inanmış sağcının tutumudur. Trabzon’da olan da bu inancın “politik yansıması”dır. Başka bir şey değil. Trabzon’daki çocuk istismarcıları da muhalefet liderine hakaret etmek için bir çocuğu kullandılar işte, gördük.

İçişleri Bakanlığı yapan Süleyman Soylu da bunu eleştirenlere karşı yine bir başka çocuğu kullandı; Eren Bülbül’ü. Trabzon’daki çocuk için “Bülbül’ün katillerinin arkadaşına hain dedi” diyerek. O kadar küçüldüler ki; küçücük çocukların arkasına saklanacak kadar “küçüldü” bedenleri.

Trabzon’daki o çocuk ile Eren Bülbül’ün arkasındakilere bakın. Ne kadar küçüldüklerini göreceksiniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mustafa K. Erdemol Arşivi