Ayşenur Arslan

Ayşenur Arslan

Büyük Ortadoğu savaşı: Bakalım kışkıracak mıyız?

Bir yanda İran füzeleri.. Öte yanda Bahçeli ve Öcalan’ın başlattığı süreci berhava etme potansiyeli olan gelişme.. “Kürtler ABD tarafından İran’a karşı silahlandırılıyor” iddiaları..
Büyük Ortadoğu Savaşı yavaş yavaş sınırlarımızdan “sızarken” Ankara en hareketli günlerini yaşıyor.

Hatay yakınlarına düşen füzenin gün boyu TRT’den yandaş medyaya kadar konu edilip görüntülerinin dönmesi..

Ekranlardaki son dakikalar.. İran’ın Ankara büyükelçisinin Dışişlerine çağırılması..

Cumhurbaşkanlığı Dezenformasyon Merkezi’nin sosyal medyadaki bir iki dedikoduyu ciddiye alıp açıklama yapması çok ilginç doğrusu:

“ Bazı sosyal medya hesaplarında yer alan “Trump Türkiye’ye İran’a saldırı talimatı verdi, Türkiye İran’a yönelik gizli bir askerî planın parçası, Türkiye İran’a karşı savaşa katılmak için CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını talep etti” gibi iddialar doğru değildir. Türkiye bağımsız ve egemen bir devlet olarak; dış politikasını ve güvenlik kararlarını, sadece ve sadece kendisi belirlemekte ve uygulamaktadır.”.

Gündemin kaosuna, adı açıklanmayan bir Türk yetkilinin “füzenin hedefi aslında Kıbrıs’tı” sözleri de eklenince.. Sahiden “Biri Bizi Kışkırtıyor” mu diye düşünmeye başladık.

Zira;

“• Tel Aviv’de, Katar’da nokta atışı ile hedef vuran İran nasıl olmuştu da Kıbrıs’a gidecek füzeyi bizim sınıra yollayıvermişti?”
“• Bölgedeki belli birkaç ülke dışında tüm Arap ülkeleri savaşa dahil olmuşken.. Dahası, Fransa da Macron’un riskli kararıyla savaşta yerini alırken.. Trump’ın, “yakın dostu Erdoğan’dan elini taşın altına sokmasını beklemesi” ihtimal dışı mı olurdu?”
“• Gerçekte perde arkasında ne yaşanmıştı da, Nagehan Alçı’nın heyecanla “iftardan sonra çok sert açıklama yapacak” dediği Erdoğan, içinden manşet bile çıkmayan bir konuşma yapmıştı?”
“• Zaten, savaşın en sıcak saatlerinde topraklarımıza düşen füze için İran büyükelçisi Dışişlerine çağırılmıştı da.. Neden “Kınama” yerine “Türkiye’nin endişesi” iletilmişti?”

*. *. *

Saray, bugüne kadarki en kritik kavşakta.

Ya ABD ve genel olarak Batı’nın yanında yer alacak.. Ya da ABD’yi hayal kırıklığına uğratarak buhran seviyesine gelmekte olan ekonominin daha da zorlanmasına katlanacak..

Magazin haberlerinde okuyorsunuzdur: Geçirdiği herhangi bir ameliyat sonrası ziyarete gelmeyenlerin, geçmiş olsun mesajı göndermeyenlerin listesini tutan.. O isimlere hakkını helal etmeyen küçük ünlülerimizi görünce.. Aklınıza gelmez mi! Trump’ın da liste tutacağı.. Hem insani hem de ekonomik olarak ağır biçimde sarsılırken, “hani dostlar neredeydi” diye soracağı..

Sözün kısası, ABD Türkiye’yi kışkırtmak için her şeyi yapacaktır. Elindeki kozları kullanacaktır.
Belki de PKK ve Irak ile İran’da örgütlü PJAK ile bambaşka bir kozu kullanmaya başlamıştır bile!
Amerikan medyasından, Kürt medyasına kadar önemli adreslerden gelen haberler buna işaret ediyor.. İç cephedeki Terörsüz Türkiye süreci de çıkmaz sokağa girmiş görünüyor.

Öcalan, savaşın gidişatına da bakarak “önündeki sürenin çok azaldığını” fark etmiş olmalı.. Kendi “STATÜSÜ” hakkında ilk kez kartını açtı:

“Meclis'te de benim statüm meselesi konuşuldu. Elbette ki benim statüm önemlidir. Bunun açıklığa kavuşması gerekiyor. Benim statüm aynı zamanda Kürtlerin statüsüdür.”

DEM Parti, yeni bakanları, Adalet Bakanı Gürlek ile İçişleri Bakanı Çiftçi’yi ziyaret ederek sıkışık süreyi değerlendiredursun.. İktidar Ahmet Türk’e başkanlığını geri vermeyerek kayyum sisteminin devam edeceğini gösterdi. Adeta DEM’lilere “gerisini siz düşünün..” dedi.

*. *. *

Her ne kadar savaş, gündemdeki tüm başlıkların önüne geçse de Ankara’nın çılgın trafiğindeki önemli açıklamayı not etmeden geçemeyiz.

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, bu yıl yapılacak kongre sürecine işaret ederek partinin adının değişebileceğini söyledi. Masada Demokratik Cumhuriyet Partisi, Demokratik Halk Partisi gibi seçeneklerin olduğunu açıkladı.

Hatırlayacaksınız, geçen hafta buna dair kulisi yazarken, değişiklikle, Öcalan’a partide bir unvan verilebileceğini.. Böylece, hukuki olmasa da en azından meşruiyet algısı yaratılabileceğini söylemiştim.

*. *. *
İtiraf edeyim mi!

Dünyada ve elbette en önemlisi bölgemizde tarihi günler yaşanıyor. Ama benim zihnimde avaz avaz bağıran tek bir başlık var. Çifte istismar kurbanı anne-kızın ölümü ve cenaze töreninde yaşananlar.. İftihar ettiğim hemcinslerimin, yaşarlarken sahip çıkmayan aile erkeklerini tabutlara yaklaştırmaması..
Ve elbette en korkuncu: tecavüzcü Kurana Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler’in hala elini kolunu sallayarak dolaşması.

Medyanın çalışkan arısı İsmail Arı, “bu kadar da değil” diye bir haber paylaştı:

“Ayhan Şengüler’in ismi Meclis kayıtlarına dahi sokulmadı. TİP milletvekili Sera Kadıgil’in verdiği soru önergesinde Şengüler’in ismi silindi.. İşte belgesi!”

belge.jpg

Trump, CIA, MOSSAD, “Armageddon” hayalleri kuran Netanyahu boşuna uğraşmasın!

Bu vahşet karşısında beş on duyarlı kadın dışında kimse kışkırmıyorsa..

Güya Türk milleti adına görev yapan Meclis, aşağılık bir tecavüzcünün adını önergeden çıkartıyorsa..
Daha ne diyelim ki!!!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşenur Arslan Arşivi

Anne kızın ve dünyanın tecavüzcüleri

04 Mart 2026 Çarşamba 09:07

İran gerçekten son mu?

02 Mart 2026 Pazartesi 11:08

Sürecin Yeni Aşamasında AKP Kulisleri

28 Şubat 2026 Cumartesi 09:36

Dikkat: Türkiye'yi kuşatan ittifak

27 Şubat 2026 Cuma 09:24

Yeni Türkiye'den Ramazan notları!!

26 Şubat 2026 Perşembe 09:19

Öcalan'ın statü sorunu

25 Şubat 2026 Çarşamba 09:16

Onlar iyi de çevreleri kötü!

24 Şubat 2026 Salı 09:13

Saray'ın hayalleri ve gerçekleri

23 Şubat 2026 Pazartesi 08:53

Gazeteciliğe Yeni Tarif! "Fiili İstibdat"

21 Şubat 2026 Cumartesi 09:08