Mustafa K. Erdemol

Mustafa K. Erdemol

Boris Johnson’un başını yalancılığı yiyecek

Yayınlanma:
Güncelleme: 06 Temmuz 2022 00:20

Ülkeyi iyi yönetemediği gerçek ama o başka bir yazının konusu olsun şimdilik. İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un yalancılığının iyice açığa çıkmasıyla en yakınındakilerin bile onu savunamaz hale gelmesi daha önemli bir gelişme. Kabinesindeki en önemli iki destekçisi, iki önemli koltuğu teslim ettiği Maliye Bakanı Rishi Sunak ile Sağlık Bakanı Sacid Cavid, artık Johnson’un yalanlarına ortak olamayacaklarını belirterek görevlerinden istifa ettiler. İstifalar artacak gibi görünüyor.

İki bakanın istifasına yol açan olay Johnson’un bu yılın başında Chief Whip Yardımcılığı’na atadığı Chris Pincher hakkında ortaya atılan, sonradan da doğrulanan iddialardan haberdar olmadığını söylemesi. Kendi partisi içinden de Johnson’un aslında iddialardan haberdar olduğu açıklamaları gelmişti. Buna rağmen Johnson’un günlerce tersini söyleyip sonradan “bilgisi olduğunu” kabul etmesi hem kabinesinin kimi üyelerinden hem de seçmenlerinden büyük tepki görmesine yol açtı.

Komuta Merkezi

Chief Whip İngiltere’de tüm siyasi partilerde var olan bir görevlendirme. Bu göreve atanan, kişi yani Chief Whip parti üyelerinin parti liderliğince yönlendirilmesini kolaylaştırır, liderlik doğrultusunda oy kullanılmasını sağlar. Chief Whip'in ofisi Başbakanlık Ofisi olan 10 Downing Street’te 9 numaradır. Parti milletvekilleri üzerinde büyük bir güce sahiptir. Yani Başbakan’ın partisi içinde her dediğini yaptırttığı önemli bir mekanizma. Bu görevliyi, “kabine infazı”nda en acımasızca kullanan Margaret Thatcher’dir derler.

İşte Johnson’un Chief Whip yardımcılığına atadığı (Deputy Whip Chief) Chris Pincher erkeklere hem de defalarca cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen tartışmalı bir isim. Son günlerde baskılar artınca görevinden istifa etti ama Muhafazakar Parti’nin önde gelen figürleri Pincher’in partiden de istifa etmesini istiyorlar.

İşte bu adama ilişkin iddiaları bilmediğinden, duymadığından söz eden, ancak kendi partisinden Lord McDonald'ın “Başbakan’ın haberi vardı” demesi üzerine, Covid önlemleri konusunda da hem yalan söyleyen hem de uyulmasını istediği pandemi kurallarını kendisi çiğneyen Johnson’ın dürüstlüğü bir kez daha sorgulama konusu oldu. Başbakan’a kamuoyunda duyulan güvensizlik o kadar arttı ki, kendilerine oturdukları koltuğu verdiği en yakınları, Maliye Bakanı (ki Başbakanlık’tan sonraki ikinci önemli makamdır) Rishi Sunak ile Sağlık Bakanı Sacid Cavid “Başbakan’a güvenini yitirdikleri” gerekçesiyle görevlerinden istifa ettiler. Johnson’un “kamuoyundan gerçekleri sakladığı için” istifa etmesine yönelik baskılar da gittikçe artıyor.

Ortak kanı: Yalancı

Boris Johnson, nasıl başardıysa, “doğru söylediğinde” bile artık kendisini inandıramayan biri durumuna düştü. Kamuoyu araştırmaları bunu açıkça ortaya koyuyor. Nisan ayında JL Partner adlı kamuoyu araştırma şirketinin The Times gazetesi için yaptığı bir ankette Başbakan hakkında düşüncelerini tek kelimeyle söylemeleri istenen yaklaşık 2 bin kişinin neredeyse tamamı “yalancı” sözcüğüyle ifade ettiler görüşlerini. Yine aynı ay içinde yapılan bir başka ankette de 2464 katılımcının yüzde 75’inin Johnson’un çiğnediği covid kuralları konusunda bilerek yalan söylediğine inandığı ortaya çıktı.

Başbakan’ı yaptığı açıklamayla yalanlayan kıdemli bir Dışişleri Bakanlığı çalışanı olan Lord McDonald Başbakanlık Ofisi’ni “temiz olmaya” çağırırken eski eğitim bakanı Nick Gibb de artık bu içinden çıkılmaz döngünün durmasını istiyor. Gibb The Telegraph gazetesinde Johnson için "seçmenlerin de ben dahil birçok Muhafazakar milletvekilinin de güvenini kaybetti" diye yazdı.

Bu yazı yazıldığı sırada Johnson istifa eder ya da etmez bir süre daha, ama kabineden istifaların arkasının geleceği kesin.

Ortada İçişleri Bakanı’ndan emniyet müdürlerine, iş adamlarından gazetecilere kadar hemen herkesi kirli olmakla suçlayan bir suç örgütü lideri de yokken, sadece “yalan söylediği” için en yakın çalışma arkadaşlarının bile terk ettiği bir Başbakan var şu anda İngiltere’de.

Ne “ben bu yola kefen giyerek çıktım” ne de “Pensilyanva’daki Yuvarlak Masa Şövalyeleri Terör Örgütü’nün komplosuna uğradım” diyor. Yalancı belki ama “dış güçler” ya da “bilmem ne lobisi” diyecek kadar ileri gitmiyor.

Onu bile durduracak bir ahlaki bariyer var yani.

Bakalım akıbeti ne olacak Johnson’un?

Önceki ve Sonraki Yazılar