Boğaziçi'ne çökme operasyonu

Yayınlanma:
Güncelleme: 21 Ocak 2022 12:54

Boğaziçi Üniversitesi'nin Eğitim, Fen Edebiyat, İktisadi ve İdari Bilimler fakültesinin dekanları YÖK tarafından görevinden alındı. Rektör Naci İnci, "disiplin suçları nedeniyle açılan soruşturmalar" kapsamında işlemin yapıldığını açıkladı.

Üç dekan hangi suçu işlemiş olabilir?

Üniversite Yönetim Kurulu'ndan Prof. Dr. Ünal Zenginobuz'a göre protesto eylemine katılan öğrencilerle ilgili soruşturmayı savsaklamakla suçlanıyorlar.

Bir yıllık direniş

Prof. Dr. Melih Bulu'nun Ocak 2021'de rektör olarak atanmasından beri Boğaziçi'nde direniş sürüyor.

Boğaziçililer, Prof. Bulu'yu protesto ettikleri için coplandılar.

Bir resimden ötürü din düşmanı diye suçlandılar.

Evleri basıldı, arkadaşları tutuklandı.

Cinsel yönelimlerinden ötürü hedef gösterildiler.

Üniversitenin kapısı kelepçeyle bağlandı, içeriye sokulmadılar.

Akademisyenler rektörlüğe sırtını döndü.

Bulu gitti, yerine İnci geldi.

Boğaziçi'ni terbiye edip dönüştürme görevini üstlendi.

Hukuk ve iletişim fakültesi açıldı. AK Parti'den milletvekili adayı olan Prof. Selami Kuran, hukuk fakültesi dekanlığına getirildi. Bakırçay Üniversitesi'nden Doç. İbrahim Öztürk, Sosyal Bilimler Enstitüsü'ne müdür yapıldı. Bu, senatoda ve yönetim kurulunda sandalye demekti.

Protestocu akademisyenlerden Can Candan'ın sözleşmesi, Dr. Mohan Ravichandran'ın çalışma izni iptal edildi.

Adaman: Neden?

Eylemi destekleyen 16 akademisyene dava açılması bekleniyor. O isimlerden biri de Prof. Dr. Fikret Adaman. Ekonomi Profesörü olan Adaman, Boğaziçi'ne çökme operasyonu yapıldığını vurgulayarak, şöyle diyor:

"Güç kullanarak sindirip susturmak cihetine gittiler. Üniversitenin özerk yapısını yok etmeye yönelik çaba var. 'Yeterince yerli ve milli değilsiniz' iddiasıyla ve birtakım kişileri dışladığımız ithamıyla Boğaziçi'nin üstüne çökme operasyonu bu."

Adaman, Boğaziçi'nin dokusunun bozulacağını ve üniversite kültürünün son bulacağını anlatarak, şöyle devam ediyor:

"Boğaziçi çok kültürlülük ve birlikte var olma yeri. Sadece eğitim verilen yer değildir. Güçlü kulüplerin kurulduğu, sosyal ağların geliştiği ve kültürel etkinliklerin düzenlendiği bir yer. İslami Araştırmalar Kulübü de var, LGBTİ Kulübü de. Kavganın çıktığı enderdir. Bunu başarmışken, güzel insanlar yetiştirirken, araştırmalar yaparken, hep soruyorum, neyi yanlış yaptık da saldırıya maruz kaldık?"

Akarun: Boğaziçi'ne giriş şartlarını esnetecekler

Bilgisayar Mühendisliği'nden Prof. Dr. Lale Akarun ise yandaş kadrolaşmanın önünü açmak için akademisyenlik şartlarının esnetilmek istendiğini savunuyor.

Akarun, şöyle devam ediyor:

"Üniversitemizde öğretim üyesi olmak için birtakım şartlar var. Yabancı dil sınavında yüksek puan almış olmak. Bilinen yayınevlerinden yayınlarınızın çıkması. Makalelerinizin iyi dergilerde yayınlanması. Onları esnetmeye çalışıyorlar. Sonra çığ gibi gelecekler."

8'e 2 dengesi

En ölümcül darbe ise YÖK tarafından vuruldu. Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Yasemin Bayyurt Kerestecioğlu, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Özlem Berk Albachten ve İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Rıza Metin Ercan görevinden alındı.

Üç dekanın yerine üniversite dışından iktidar yanlısı isimlerin atanması bekleniyor. O durumda, yönetim kurulunda beşe iki olan karar dengesinin sekize iki olarak değişeceği tahmin ediliyor. Böylece Boğaziçi'ne çökme operasyonunun başarıya ulaşacağı düşünülüyor. Boğaziçi'nden geriye ne kalır, işte o bilinmiyor.

Amaç, ele geçirmek ve yok etmek

Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Kurulu'ndaki iki muhalif öğretim üyesinden biri olan Prof. Dr. Ünal Zenginobuz, sorularımı yanıtladı.

Üç dekanın açığa alınmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Açık bir hukuksuzluk var. Açık bir saldırı. "Disiplin soruşturması nedeniyle görevden alınmışlardır" diyor. Neresinden baksanız facia. Disiplin suçu işlemiş değiller.

Soruşturma neye ilişkin?

Öğrencilere disiplin soruşturmasını savsakladıklarına ilişkin. Oysa soruşturma açmak dekan yetkisinde. Açmadı diye baskı yapmak başlı başına suçken, bunu gerekçe gösterip 'Görevinizi ihmal ediyorsunuz ve öğrencileri kışkırtıyorsunuz' diye soruşturma açıldı. Soruşturmacılardan birinin Hukuk Fakültesi dekanı olduğunu tahmin ediyoruz. Boğaziçi'ne Hukuk Fakültesi kurulduktan sonra hukuki olmak dışında her şey geldi üniversitenin başına. Soruşturma o kadar uydurma bir nedenle açıldı ki, böyle bir niyet olduğunu düşünüyorduk.

Nasıl bir niyet?

Görevden almak. Bütün hedef, baştan itibaren senato ve yönetim kuruluydu. Senato akademik işleri görüşen en üst kuruldur. Yönetim Kurulu'nda kadro konuları, atamalar görüşülür. Bilimsel özgürlüğe ve kurumsal özerkliğe aykırı her şeye engel olmaya çalıştık ve başarılı olduk. Hedef, bu kurulları ele geçirmekti.

Kurullardan kadrolaşma kararı çıkaramayacaklarını anlayınca soruşturmayı açtılar. Deniyor ki, "Dekanlıklar en kısa zamanda doldurulacak." Dışarıdan dekan getireceklerdir. Kariyeri olan akademisyen gelmek istemiyor. Üç kişi geldiği zaman 5'e 2 olan denge 8'e 2 olacak. Ondan sonra kadrolaşmayı kurul kararıyla yaparlar.

Üniversite özerkliği açısından?

Merkez Bankası'na bakın. Boğaziçi'nin kendi kendini yönetme geleneğinin neden bu kadar alerji yarattığını anlarsınız. Bir taraftan ele geçirme, diğer taraftan yok etme arzusu var. Özgür düşünce, özerk akademik faaliyet... Bundan nefret ediliyor. Boğaziçi'ne biat ettiremeyecekleri ortaya çıktı. "O zaman ele geçirip yok ederiz."

Arı: Yardımcımı vezneye, dört personelimi çöpe sürdüler

Dün bu köşede, AK Parti'den ayrılan eski Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı'nın İyi Parti'ye geçeceğini yazdım.

Arı, beni aradı ve sorularımı yanıtladı.

İşte, söyleşimiz:

Belediye başkanlığından neden istifa etmiştiniz?

Kimse inkar edemez ki, ben başarılı bir belediye başkanıydım ve hiçbir suçum yok. O yüzden Hem İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu'na, hem de Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı'na kendimle alakalı bir usulsüzlük, devletin malına, şehrin hakkına zevala verdiğime dair şikayet dilekçesi varsa, işleme konulsun dedim. Ben 16-17 yıl bürokratlık, 21 ay belediye başkanlığı yaptım. Sadece Ankara'da lojmanım var. Lojmanı geçen yıl krediyle aldım. Şu an ee ekmek parası götürmekte zorluk çeken bir adamım. Arkadaşımın arabasına biniyorum. İkinci bir adam göstersinler. 20 yılını devlette ve siyasette geçirmiş, benden daha fakir adam varsa çıksın ortaya.

O zaman neden istifa ettiniz?

Cevabını herkes biliyor.

Nedir?

Ben istifa etmeden önce rahmetli Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Edip Uğur'u aradım. Dedi ki "Oğlum, haklıyım, haksızım deme, istifa et." Detaya girmek istemiyorum. Bir gün mutlaka anlatırım.

Bir suçunuz mu vardı?

Asla.

Özel hayata dair bir mesele var mı?

Kimseyi taciz etmedim, kimseye tecavüz etmedim.

Peki partiden neden ayrıldınız?

Bir yıl bekledim. İhraç edilmedim. Bürokrasiye de dönebilirdim. Dönmek istemedim. Şehirde baktım ki arkadaşlar kavgalara girmişler. Bu da milletin bize teveccühü ve sevgisinden mütevellit. Selam vermeyen, selam almayan bir hale gelmişler. Dolayısıyla aynı ortamda bulunmanın manası yok. İnsani müştereklerde bir araya gelme durumumuz dahi ortadan kalktı.

AK Partililerin siz belediye başkanıyken ve istifanızdan sonra engel çıkardıkları söyleniyor.

Bizimkiler "Muhalif belediyelerde şu kadar adam attılar" diyorlar da bir de Nevşehir Belediyesi'ne baksınlar. Yanımdaki personeli çöpçü yaptılar ya! Biri başkan yardımcısı! Adam mühendis. Uzman yaptılar. Vezneye verdiler. Allahtan korkan yapmaz. Dördünü çöpe sürdüler. Ellerine süpürge verdiler. Sabahleyin Atatürk Caddesi'ni temizleyeceksin, rencide etmek için. Çocuklar dedi ki, "Bu bize değil, sana yapılan hakarettir, istifa ediyoruz." "Edin" dedim. Hepsi aç. Tek kuruş ceplerinde para yok. Kiralarını veremiyorlar.

Bunlardan ötürü istifa ettiniz, öyle mi?

Benim korkum yok abi. Benim suçum yok. Kendime kılıf olarak partide durmamın manası da yok. Şu an konuşmamamın sebebi de korkmam değil. Zamanını bekliyorum. Seçilmiş adamım, suçum varsa koysunlar cezaevine. Tehdit etmeye gerek yok. Suçluysam niye dışarıdayım?

Partiden de atılmadınız.

Yok canım, istifa ettim. Kimse özel hayat şeyine yatmasın, herkes kendine baksın.

İyi Parti'ye ne zaman katılıyorsunuz?

Ben bağımsızım. Nevşehir partisindenim. Milletle yürüyorum. Millet beni seviyor. Kendimi onlara adadım. Partiye ihtiyaç duymuyoum. Allah var, bütün siyasi partilerden "Bizimle beraber ol" diyorlar. İyi Parti ilk günden "Gel" dedi. Şehirdeki teveccühümüzden istifade etmek isteyebilirler. Ben Nevşehirlilerle mutluyum. Bağımsız olarak da milletvekilliğine, belediye başkanlığına çıkarım. Hodri meydan. Yapsınlar anket, görsünler.

Önceki ve Sonraki Yazılar