Uğur Ergan
Berlin, Gazze ve iktidar medyası
Aslında yazının başlığını, “İktidar medyasının iki yüzlülüğü” koyacaktım.
Sonra kendi kendime “Ne var bunda? Bu bilinmeyen bir şey değil ki…Yıllardan beri böyle” dedim.
Bu nedenle çıkarları ve sahiplerini kızdırmama söz konusu olunca, bir ödül töreninde Filistin ve Gazze’de işlenen insanlık suçuyla ilgili söylenenleri nasıl görmezden geldiklerini ortaya koymanın daha doğru olacağını düşündüm.
Konumuz, birinciliği “Sarı Zarflar” ve ikinciliği “Kurtuluş” isimli filmlerin aldığı “Berlinale” olarak bilinen Berlin Film Festivali.
Festival öncesi “Sarı Zarflar” filminin tanıtımı için düzenlenen basın toplantısında başrol oyuncularından Özgü Namal’a yöneltilen ve Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi atmosferi ima eden soruya verdiği yanıtı, iktidar medyası alkışlarla, “Bravo” nidalarıyla “İşte gerçek duruş” başlıklarıyla manşetlere taşıdı.
Faruk Bildirici de dün “Medya Ombudsmanı” köşesinde Özgü Namal’a, bu filmin Türkiye’de çekilemeyeceğine dair sorunun neden yöneltildiğini irdeleyip, haklı olarak mevcut siyasi ortamı eleştiren filmin Türkiye’de oynatılacak salonlar bulup bulamayacağını sorguluyordu.
İktidar medyasının acınacak halini, Altın ve Gümüş Ayı ödüllerini alan filmlerin yönetmenleri İlker Çatak ve Emin Alper’in konuşmaları sonrasında gördük.
Alper, “Gazze’de en korkunç koşullarda yaşayan ve ölen Filistinliler: Yalnız değilsiniz” diye başladığı konuşmasında şunları söyledi:
“Zulmün altında acı çeken İran halkı: Yalnız değilsiniz. Rojava’da ve Orta Doğu’da neredeyse bir asırdır hakları için mücadele eden Kürtler: Yalnız değilsiniz. Ve son olarak, benim halkım: Yalnız değilsiniz. Yalnız kalmayacağız. Dört yıldır cezaevinde olan sevgili arkadaşım Çiğdem: Yalnız değilsin. Tayfun, Can ve Mine: Siz de yalnız değilsiniz. Sekiz yıldır hapiste olan Osman Kavala, dokuz yıldır hapiste olan Selahattin Demirtaş...İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve şu anda hapiste olan diğer tüm belediye başkanları: Yalnız değilsiniz.”
Yönettiği filmin siyasi mesajlarıyla zaten kendi adına konuştuğunu vurgulayan, bundan dolayı daha önce hazırladığı siyasi içerikli konuşmaya girmeyeceğini belirten Çatak da, Alper’in verdiği güçlü mesajları kastederek, “Pek çok insan çok akıllıca şeyler söyledi” dedi.
Peki bu iki konuşma, festival öncesi Özgü Namal’ın “Bu Türkiye'de çekilemeyen bir iş değil, burada çekilmesi tercih edilmiş bir iş. Bir zorunluluk yok. Türkiye’de sergilenemeyen ya da çekilemeyen bir performans değil” sözlerini manşetlere taşıyan iktidar medyasında yer bulabildi mi?
Tabii ki hayır.
Ne internet sitelerinde, ne de gazete ve televizyonlarında.
İmamoğlu’nu, Demirtaş’ı, Kavala’yı ve diğer Gezi Parkı tutuklularını da kapsadığı için Alper’in tüm dünyaya Gazze için yaptığı duyarlılık çağrısını bile görmezden geldiler.
İktidar yandaşı Türkiye ve Yeni Şafak’ın haklarını yemeyelim.
Türkiye Gazetesi, ödüller için “Berlinale’de ‘Karanlık Türkiye’ ödül aldı”, Yeni Şafak da, “Siyasetin gölgesinde Berlinale ödülü” başlığını uygun görmüş.
Yeni Şafak’taki haberin son bölümü ise şaka gibi:
“Emin Alper, Filistinlilere yalnız olmadıklarını hatırlattığı konuşmasında, 6-8 Ekim olaylarının fitilini ateşleyen Selahattin Demirtaş’a, Gezi’nin tetikçisi Osman Kavala’ya ve İmamoğlu gibi isimlere de yalnız değilsiniz mesajını verdi. Alper, bir anlamda, İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırımla, Türkiye’deki suçluları aynı kefeye koymuş oldu.”
Hürriyet’in sinema eleştirmeni Uğur Vardan da dünkü yazısının dibine sanırım ayıp olmasın diye “Emin Alper’in ödül sonrası dünyanın ve ülkemizin gidişatına ilişkin görüşlerini belirttiği konuşma da dikkat çekti” diye yazmış.
Yönetmen Alper neler söylemiş de Vardan’ın dikkatini çekmiş, yazısında tek kelime yok.
Ne hazin…