Kılıçdaroğlu: Bütün medya çalışanları sendikalı olmalı

Kılıçdaroğlu: Bütün medya çalışanları sendikalı olmalı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü'nde Halk TV'de medyanın durumunu değerlendirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü vasıtasıyla Halk TV'de medyanın durumunu değerlendirdi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Kutuplaşan bir medya var siyasetteki gibi. Bir tarafta tamamen iktidarın elinde bir medya, diğer tarafta özgürce yayın yapmaya çalışan bir medya var. Pek çok sıkıntıları var, o sıkıntıları aşmaya çalışıyorlar.

Medya özgürlüğü çok önemli. Demokrasilerde çok önemli. Gerek parlamentoyu, gerek devleti yönetenleri, gerekse yargıyı denetleyen en büyük güç bana göre medya. Parlamentoda bir yasa görüşülürken iktidar ve muhalefet arasındaki tartışmaları medya olduğu gibi geniş kitlelere ulaştırma gücüne sahip. Aynı şekilde yürütme organı, bir yolsuzluk ya da haksızlık yaptığı yaptığı zaman onu medya geniş kitlelere duyurabiliyor.

Gazetecilik en tehlikeli mesleklerden biri hâline geldi

Bu güç aslında sağlıklı çalışan, demokrasiye inanan bir iktidar tarafından bir avantaj. Çünkü kendisine bağımsız ve tarafsız olarak aksilikleri, yanlışlıkları, tutarsızlıkları bildiren organ medya. Medya bütün bu çerçevede gerekli denetimi yapıyor. Eğer siz medyanın haberlerinden rahatsızlık duyup uygulamalarınızı dayatmak isterseniz o zaman iktidarın baskı kurduğu, doğruları yazan gazetecilerin hapse atıldığı bir medya çıkıyor ortaya. Bu da kör topal bir demokrasinin olduğunu ya da demokrasinin olmadığını koyar ortaya. Türkiye’de gazetecilik bence en tehlikeli mesleklerden biri hâline geldi. Doğru haber yazıyorsunuz, başınıza ne geleceğini bilmiyorsunuz.

Darbe dönemlerinde bile böyle bir baskı yoktu

Şahsen 27 Mayıs’ı şöyle böyle hatırlıyorum ama 71 ve 80 darbelerini çok daha net hatırlıyorum. O dönemde bile böyle bir şey yoktu. Şimdi bir sivil darbe süreci yaşadığımıza inanıyorum. Bu süreçte medyaya karşı çok daha ağır yaptırımların gündeme geldiğini biliyorum.

Yargılama olmadı, talimat verildi

MİT mensubu askerin Libya’da şehit olmasıyla ilgili haberden dolayı Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Odatv Haber Müdür Barış Yarkadaş, Odatv muhabiri Hülya Kılınç, Yeni Yaşam Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik, Yeni Yaşam Haber Müdürü Aydın Keser ve Yeniçağ yazarı Murat Ağırel tutuklanmışlardı. Çok farklı görüşlerden bu altı gazetecinin birlikte tutuklanması Kemal Kılıçdaroğlu’na soruldu.

Her birimizin dünyaya, siyasete, olaylara bakışı çok farklı olabilir. Ama gazeteciler, doğal olarak gazeteciliğin evrensel kurallarıyla, bizim baktığımızdan farklı bir gözle bakarlar. Sizin örneğini verdiğiniz olayda; şehit edilen MİT görevlisiyle ilgili haber onların cezalandırılmasına yol açtı. Ben oradaki yargılamanın gerçek anlamda bir yargılama olduğuna inanmıyorum. Orada verilen “Bunları uzun süre içeride tutulacaksın” diye bir talimat var yargıya. Uzun süre de tutuldular. İddianameler hazırlanmadı. Oysa bir gecede hazırlanabiliyor. Örneğini Brunson’da gördük. Amaç gazetecileri cezalandırmaktı. Doğru değil. Odatv kaç gün oldu, hâlâ kapalı. Niye kapalı? Anayasa hüküm var, yasalarda hükümler var, bunlara el konulamaz diye.

Seçim demokrasinin sadece bir parçası

Dört yılda bir, beş yılda bir sandığa gittik iktidarı seçtik, tamam demokrasi vardır diyemeyiz. Seçim demokrasinin sadece bir parçası. Bunun dışında; düşünce özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, güçler dengesi, yürütme organının şeffaf olması… Bunların hiçbirisi yok. Bunlara yok diyoruz ama yıl geçtikçe bu ‘yok’ların sayısı artıyor. “Bu da olmaz” dediğiniz oluyor. Dolayısıyla Türkiye’de 83 milyon bir anlamda paralize edilmiş durumda. Hükûmetin demokrasiye aykırı uygulamalarının nerede son bulacağına dair kimse bir tahmin yürütemiyor.

Tüm medya çalışanları sendikalı olmalı, böylece patronuna karşı da bağımsız olur

Kimse sendika kurmaya zorlanamaz ama ben bütün medya çalışanlarının sendikalı olması gerektiğini düşünüyorum. Böylece, gazeteci patronuna karşı da bağımsız olabilir. Bir haberi doğruysa onun arkasında durabilir. En büyük destekçisi de meslektaşları, sendikası olur.

RTÜK ve BİK'in yapısı değiştirilmeli

RTÜK ve Basın İlan Kurumunun da yapıları değiştirilmeli. Burada siyasetçilerin etkisi azaltılıp daha çok gazeteci devreye sokulmalı. Sendikalardan, meslek örgütlerinden gazeteciler buraların yönetiminde yer almalı.

Özel Haber