Karamollaoğlu Halk TV'de: Deva, Saadet ve Gelecek ittifakı ihtimal içindedir

Karamollaoğlu Halk TV'de: Deva, Saadet ve Gelecek ittifakı ihtimal içindedir
Şirin Payzın'ın sunduğu Sözüm Var programına Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu konuk oldu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Halk TV'de Şirin Payzın'ın sorularını yanıtlıyor.

Soru: Siz “Ben İslamcı değil, müslümanım” dediniz, Cübbeli Ahmet sizi hedef alarak “Beyaz sakalından utan be kaç yaşına gelmişsin” dedi. Cemaatlerin yeniden bu kadar öne çıkmalarına, siyasette söz sahibi olmalarına, sizin gibi muhalefet partilerini hedef almalarına ne diyorsunuz?

Şahsen üzüntü duyuyorum. Özellikle de ismini de zikrettiğiniz bu zat gibi, televizyonlara çıkıp kendisinin uzaktan tanıdığı, bugüne kadar da hiçbir zaman problemi olmayan birisine karşı bu kadar pespaye bir şekilde laf söylemesi bugün tarikat ehli olduğunu söyleyenlerin halini anlama bakımından çok üzüntü verici. Aslında tarikatlar durduk yere ortaya çıkmamıştır. İslam tarihinde tasarrufla ortaya çıkar. Tasavvuf İslam’ın aslında şekilden ibaret olmadığını, görüntünün ötesinde derinliği ifade eder. Tasavvufta bir insanın çıkıp böyle laflar kullanması aslında bu derinliğin hiç olmadığının işaretidir. Benim sözüm çok açıktı. Ben bu ifadeyi kullandığım zaman İslamcılık tabiri bizim İslam tarihinde hiç kullanılmamış bir tabirdir. Batıdan gelmiştir. İki türlü de anlaşılabilir; İslamı ihya etmek için veya İslamı kullanarak kendi menfaatlerini geliştirmek. 

Soru: İslam şu anda kullanılıyor mu siyaseten sizce?

Bizim endişemiz o. Ben o yüzden çok açık olarak dedim ki, İslamın şekli değil özüdür esas olan ve biz hiçbir zaman İslamı şahsi bir menfaatimiz için kullanmayız. Kimseye inancı yönünden bu tarz bir saldırıyı doğru bulmayız. Toplumda son zamanlarda bu tarzdaki tabirlerin kullanılması beni üzüyor ve endişelendiriyor. Yani tasavvufi tabirlerin siyaset sahnede fazla kullanılması İslamcılık noktasına bizi götürebilir. Bu tip laflar edenler tasavvufun ne olduğunu bilmeyen insanlardır.

Soru: Gerçekten tarikatlar güç kazanıyor mu? İktidar bu tarikatları kendi siyasi çıkarları açısından kullanıyor mu?

İktidar bunu kullanmak ister. Siyasetin içinde belli çevrelere belli imkanları tanıyabilir. Muhalefetin de şuna dikkat etmesi lazım, bu meselenin üzerine çok fazla gitmek tepki çeker. Çünkü esas manada tasavvufi bir terbiyeyi hedef alanlar bu tip işlerden uzak dururlar. Padişahlar tasavvuf erbabının ayağına gitmiştir. Tasavvuf ehli hükümetin ayağına gitmez, hükümetten herhangi bir şekilde kendi maddi menfaatlerini geliştirmek için talepte bulunmaz, davasından uzaklaşır. 

Soru: FETÖ gitti, başka cemaatler geldi. Muhalefet partileri burada ciddi bir sorun görüyor ve diyorlar ki, bir kez daha başkalarına teslim ediliyor demokratik cumhuriyet ya da devletin mekanizmaları. Siz de endişe duyuyor musunuz?

Bu abartıldığı kadar büyük olan bir hadise değil. Olamaz da zaten. FETÖ hariç. FETÖ tarikatlara özenir gibi gözüken ama nefis terbiyesinden çok devlette yapılanıp, hile ile her türlü İslami kuralı çiğneyip yeri geldiği zaman yalan söyleyen yeri geldiği zaman başka yollara tevessül eden başka bir yapıya büründü. Devletin sinir sistemini ele geçirmeye çalıştı. Bunun tasavvufla, İslamla alakası yok. Ama iktidar da bunu yaptı. Eğer şimdi onu bırakıp başka türlü tasavvufu, erbabını dünyevileştirmeye yönelik bir çabaya girdiyse bu felaket; işte ben o zaman İslamcı değilim o zaman diyorum.

Soru: Sizce hükümet İslamcı mı?

Şunu ifade edeyim, benim bazı tabirlerimi garipsediler. Şu an bir insanın karnı açsa o insanı doyurmanız gerekir. O insana önce namazını kıl sonra sana yardım ederim gibi bir mantıkla yaklaşırsanız, o insan sizden de İslam’dan da uzaklaşır. Bu mantık doğru bir mantık olmaz. Siz insanın önce maddi ihtiyaçlarını herhangi bir şey beklemeden karşılamalısınız. Onu karşıladığınızda insanların gönlü size ısınır. Ama siz ona rüşvet gibi ortaya korsanız, bu sefer o adam sahte bir müslüman olur ve İslam’dan uzaklaşır. İslam liyakatı en önde tutar.

Soru: Millet İttifakı’nın neresinde duruyorsunuz? Yeni ittifaklar mı geliyor? Üçüncü bir ittifak mümkün mü?

Elbette mümkün, teorik olarak. Fiiliyatta mümkün mü oturup konuşulması gerekir. Neticesinde bu sandığa nasıl yansıyacak? Doğru bildiklerimizi söylersek karşımızda bulunanlar ondan bir pay çıkarırlar ve biz belli bir noktada buluşuruz. Türkiye’nin sıkıntısı nerede buluşacağımızı bilememekte. Deva, Saadet ve Gelecek ittifakı ihtimal içindedir. Üçüncü ittifak teoride olur, fiiliyatta olur mu zaman gösterecek.

Soru: Bir önceki seçimde olduğu gibi Abdullah Gül'ün aday gösterilmesini yine önerir misiniz?

Abdullah Bey'i eskiden beri tanırım. O dönem gittim, kendisiyle konuştum. Eğer ittifak olursa aday olmayı kabul etti. Kemal Kılıçdaroğlu da sıcak baktı buna. Meral Hanım, kendi adaylığı önceden açıklandığı için bunu reddetti. O günkü şartlar altında Abdullah Bey toplumda konsensus oluşturabilirdi. Bugün olur mu, olmaz mı bilemeyiz. Şu an AKP dağılıyor. İçinden partiler çıkıyor. 


Abdullah Bey, şahsiyetini muhafaza etti. AK Parti'nin kendilerinden korkması bu açıdan normal. Tabanda bir karşılık bulacak mı, bunlar etüt edilir. Seçim sathı mahalline girdiğimizde bunlara bakılır. Bence bir yıl içinde seçim olmaz. Önümüzdeki sonbahardan itibaren her an seçim olabilir

Soru: Süleyman Soylu'nun Anayasa Mahkemesi Başkanı hakkındaki sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayın Soylu öyle garip bir duruma girdi. Rahat dolaşabiliyorsun çık dolaş, diyor. Rahat dolaşılmasını sağlayacak olan kendisi. Türkiye rahat dolaşılamayacak bir hale geldi. Seçime giderken eskiden olduğu gibi İçişleri ve Adalet Bakanlarının değişmesi şart. 

Ben seçimlerden hemen önce pasaport almaya gittim. Hakkımda ''terör'' ibaresi konulduğu için, pasaport alamadım. Sonradan İçişleri Bakanlığı müsteşarları devreye girince ancak alabildim.

Soru: Devlet Bahçeli'nin TTB'nin kapatılması çağrısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ne diyeceğimi bilemiyorum. Neden kapatılsın? TTB kim Tabiplerin temsilcisi. Bu, parlamentoda farklı fikirler var, kapatıp kendimiz bir parlamento belirleyelim, demeye benziyor.Tabipler birleşiyor kendi temsilcilerini seçiyor. Baroları da kapat, TTB'yi de kapat; bu despotluk olur.