İETT otobüsünde taciz skandalı!

İETT otobüsünde taciz skandalı!

Tam da 8 Mart öncesi muhabirimiz Onur Durmuş, bindiği İETT otobüsünde şahit olduğu taciz olayına müdahale etti. Üstelik tacizci bunu ilk defa da yapmıyordu.

Çirkin olayın ardından kapılar kilitlendi, otobüs karakola çekildi. Şikayet işlemleri başlatıldı ama gecenin sonunda tacizci duymaya alıştığımız gibi serbest kaldı.

Haber: Onur Durmuş

Tarih 5 Mart 2021.  HalkTV.com.tr ekibi olarak sabah rutin toplantımızı yaptık. ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ ile ilgili bir çalışma yapmamız gerektiği fikri ön plana çıktı. Konuyla ilgili net fikirler ortaya koyduk ve ertesi günle ilgili planlarımızı yaptık. Amacımız bu anlamlı günü tüm hassasiyetiyle gözler önüne sermekti.

Siyasal gündemin yoğunluğu  içerisinde mesaiyi tamamladık. Ofisten Bahçeşehir’deki evime ulaşmak için 17:50’de kalkan çift katlı E-57 otobüsüne bindim. Üst katta orta sıralarda bir yer buldum kendime. Otobüs çok kalabalık değildi. Yanımda oturan başka bir yolcu yoktu. Çaprazımda ise yine tek başına oturan  genç bir kız vardı.

Genç kızın yanına oturan erkekten şüphelenmiştim aslında...

Ufak tefek kestirmelerle devam eden yolculuğumun 30-35 dakika sonrasında Kuyumcukent tarafında bir duraktan yolcu aldık. Ön tarafta boş yerler olmasına rağmen çaprazımda oturan genç kızın yanına 25-26 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir erkek oturdu. Bu durum ilk başlarda bana tuhaf gelmişti. Çünkü otobüsün ön tarafında boş yerler mevcuttu. Bir şeylerden şüpheleniyordum ilk aşamada. Zaman sonra sebepsiz yere kuşkulandığımı düşünüp kendimi rahatlatmaya çalıştım.

 

"Kısık sesle konuşuyordu"

Aradan 10 dakika geçmedi ve  o genç kız yanındaki şahısa kısık sesle, “Bir kadının yanında sakın oturma bundan sonra” dedi.
Hiç itiraz etmedi genç erkek. Hızlı bir şekilde ayaklandı ve otobüsün ön tarafında başka bir erkek yolcunun yanına oturdu. Olayı anlamak için göz ucuyla bakıyordum ara sıra genç kıza. Çok canı sıkılmıştı belli ki! Rahatsız olmasın diye de baktığımı belli ettirmemeye  çalışıyordum. 17 yaşında olduğunu sonradan öğrendiğim genç kız gerginlikten başını ovalıyordu. 
Tüm çekingenliğim ile genç kızın yanına giderek ona “Yanına oturabilir miyim?”  dedim. Kendisini korumak için yan koltuğa okul çantasını koymuştu genç kız. Cevap veremedi bana ama çantasını kaldırdı benim oturmam için. 

"Bu ilk değil, 3-4 kere yaptı"

Bu hikayenin kahramanı 17 yaşındaki B.Y.  Hikayenin kahramanı B.Y’yi Özgecan ismiyle anlatacağım...
Özgecan’ın yanına oturdum. Korktuğu için konuşup konuşmamak konusunda kararsızdı belli ki...
Ağlamamaya çalışıyordu. Konuşursa ağlayacaktı çünkü. 30-40 saniye yutkundu ağlamamak için. Ve tam anlatmaya başlayacakken gözlerinden yaş geldi Özgecan’ın… Belki böyle bir durumda ona dokunmam doğru değildi ama sırtını sıvazladım Özgecan’ın ve sonra o sihirli kelimeyi söyledim; “Korkma!”
Özgecan inanmıştı o dokunuşun ardından bana. Ve başladı anlatmaya… “Abi montunu kucağına koyuyor. Sonra benim bacaklarıma dokunuyor” dedi. Sessiz konuşmaya çalışıyordu önde oturan ve kendisini taciz eden şahıs duymasın diye. Sakin ol ve anlat dedim Özgecan’a… Özgecan artık susmayacaktı. Ses tonunu yükseltmeye başlamıştı artık. “Abi bunu ilk defa yapmıyor. 3-4 kere daha benim yanıma oturup bana dokundu” dedi. Özgecan ağlamaktan konuşamıyordu artık. “Tamam ben halledeceğim” demeye kalmadı ve o tüm otobüsü şaşkına çeviren bağırışa kulak verdik. Başı kapalı genç bir kadından geliyordu o ses. “Bu adam daha önce benim yanıma oturup beni de taciz etti” dedi genç kadın. Bir anda buz kesti otobüs. 

"Yapılacak tek şey vardı"

Yapılacak tek şey vardı. O.K'yı yerinden kaldırdım. Yakasından tutup sürükleyerek alt kata indirim. Birkaç kadının yuhalamasının dışında pek de ses yoktu otobüsün üst katında. Olayı anlayamadıkları için tepki vermediklerini düşündüm daha sonra.
O sinirle alt kata indim ve şoföre yüksek sesle kapıyı açmasını söyledim. “Bu tacizciyi aşağı indirip döveceğim, kapıyı aç” diye bağırdım tekrar şoföre. İçerdeki bir kadın seslendi bana ve “Sakın kapıyı açmayın, yoksa kaçar” dedi. Bu uyarı çok doğruydu. Hemen şoföre seslendim. “Bir karakola sürün arabayı…”
Rahatlığı beni çok geriyordu ama sakin olmak zorundaydım!
TEM üzerinde olduğumuz için en yakın karakol Ispartakule'de yeni açılan Tahtakale Şehit Abdulkadir Sirma Polis Merkezi'ydi. Otobüs hareket halindeydi ve  kaçabilme ihtimaline karşı hala yakasındaydı elim. Bir ara kulağıma doğru eğilip, "Otobüsteyim işte yakamı bırak" dedi. Çok sinirlendim bu rahat tavrına. Linç edilmediği için kendini şanslı hissetmeliydi aslında. O.K'nin kulağına da söyledim bu düşüncemi. En ufak bir harekette otobüs karışabilirdi çünkü...

"Önce insanız sonra gazeteci" 

Otobüs ile karakola gittik ve O.K'yi polislere teslim ettik. Bana 35-40 yaşlarında bankacı bir vatandaş eşlik etti O.K'nin kaçma ihtimaline karşı. O da geceye kadar süren şikayet sürecinden beni yalnız bırakmadı. Özgecan ve diğer mağdur kadın E.Ş. de şikayetçi olmak için otobüsten indi. 
Özgecan ve E.Ş. 10-15 dakika kendilerine gelemedi. Özgecan'ın korkusu bir nebze de olsa azalmıştı.
Ama kararlıydı şikayetçi olma noktasında. Önce mağdur olan diğer genç kadın E.Ş. girdi karakola, şikayet tutanağı için... 
Özgecan ailesini arıyordu ancak ulaşamıyordu bir türlü. Özgecan'ın, 17 yaşında olduğu için Çocuk Şube'ye gitmesi gerekecekti. 1 saat geçtikten sonra ulaşabildi babasına. Babası geldi zaman sonra... Özgecan'ı sakinleştirdi baba bir süre... Özgecan'ın babasının telefon numarasını aldım. Daha sonra onlar ayrıldı karakoldan Çocuk Şube'ye gitmek için.
E.Ş. ise şikayet tutanağında tüm yaşanan süreci anlatmış o esnada. E.Ş ile karakolun kapısında biraz sohbet ettik. İkisinin de temeldeki endişesi aynıymış aslında. "Korktuğum için kimseye bir şey diyemedim" diyordu.
Olay biraz sakinleştikten sonra hatırladım gazeteci olduğumu. Olayın gerginliği ile fotoğraf çekmek aklıma hiç gelmemişti. Emin Çölaşan'ın 'Önce insanım sonra gazeteci' kitabı geldi aklıma bu sözcükleri yazarken...
Bir fotoğrafa gerek yoktu aslında. Otobüsteki güvenlik kameraları, şikayet tutanakları ve şahitler...

Genç kadın  E.Ş. şikayet yazısının fotoğrafını bana gönderdi. Gelişme olduğunda birbirimize haber vereceğimize dair anlaştık ve E.Ş. evine gitti. Olayın en yakın şahidi ben olduğum için bilgi tutanağını doldurdum ve saat 22:30 gibi evime gittim. 
Ertesi gün E.Ş. ile telefonda görüştüm ve moral bozukluğundan işe gidemediğini söyledi.
Karakolda polislerle konuştuğumda ortak bir görüş vardı aslında. Herkes, "Bu çocuğu salmazlar, çok yatar" diye konuşuyordu.

"Serbest bırakmışlar"

Ve malesef kötü haber Özgecan'ın babasından geldi. "Çok teşekkürler ama çocuğu serbest bırakmışlar dedi" baba titrek bir sesle... Söylenecek söz kalmamıştı daha. Şikayet dilekçesinin fotoğrafını istedim kendisinden ve görüşmeyi sonlandırdık.
Hemen karakola gittim olayın doğruluğunu teyit etmek için. Evet doğruydu Özgecan'ın babasının söylediği..
Oysa Özgecan'ı şikayetçi olması için ikna ederken çok dillendirmiştim 'yargı' kelimesini...
Merak ediyorum. Babası Özgecan'a söyledi mi O.K.'nin serbest bırakıldığını acaba? Ya da söylemeli mi?
Söylerse Özgecan E-57'ye bindiği her gün korku yaşayacak. Eğer söylemezse bir anda O.K.'yi karşısında görüp büyük bir korku yaşayacak.
Bu arada diğer genç kadın E.Ş.  'Bir gelişme olursa bana haber verin lütfen!" demişti. Ben haber verme cesaretini gösteremedim. Olayı bilen ve haberi okuyan bir yakını varsa haber verebilir mi lütfen?