İçişleri Bakanlığı'nın İmamoğlu'nun ifadesini istediği yazı-ÖZEL

İçişleri Bakanlığı'nın İmamoğlu'nun ifadesini istediği yazı-ÖZEL

İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kanal İstanbul ilanlarıyla ilgili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yazılı ifadesini istedi.

Halk TV Haber Merkezi

İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği, 9 Kasım tarihli yazısıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kanal İstanbul ilanlarıyla ilgili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yazılı ifadesini istedi. Yollanan yazıya Halk TV ulaştı.

Yazıda "İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bilboardlara çıkılarak yapılan bu ilan, Anayasanın 104, 123 ve 127’nci maddelerinde belirtilen, idarenin bütünlüğü ilkesini ve kamu görevlerinde birliğin sağlanması ilkesine açıkça aykırı olduğu, Devlet politikası haline gelmiş ve kamu kaynağı kullanılarak yürütülen bir projeye yine kamu kaynağı kullanılarak muhalefet edilmesinin mümkün olmadığı iddiaları ile ilgili, yazının size tebliğinden itibaren yazılı ifadenizin 4483 sayılı yasanın 6. Maddesi gereğince (7) gün içerisinde Müfettişliğimin aşağıdaki adresine teslim edilmesini rica ederim." denildi.


Mülkiye Başmüfettişi M. Uğur Kılıç imzalı yazının tamamı şöyle:

"İçişleri Bakanlık Makamının 17.08.2020 tarihli onayları ve Teftiş Kurulu Başkanlığının 18.08.2020 gün ve (34-7) 3671 sayılı görev emirleri uyarınca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında tarafımdan yapılan inceleme nedeniyle;

“İstanbul Valiliğinin 17/08/2020 tarihli yazısında belirtilen; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca ‘Ya Kanal, Ya İstanbul’, ‘Kanal İstanbul’a Kimin İhtiyacı Var’ şeklinde Belediyenin tüm billboardlarında reklam yayınlandığı,

“Anayasamızın 123’üncü maddesinde ‘İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir’ hükmü ile ‘idarenin bütünlüğü ilkesi’ düzenlendiği, Devlet idaresinin hem teşkilat olarak hem de faaliyet olarak bir bütün ve diğer kamu tüzel kişilerinin bu bütünün uyumlu parçaları olduğu, yine idarenin bütünlüğü ilkesinin Anayasamızın 3’üncü maddesinde yer alan ‘Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür’ şeklindeki ifade edilen ‘Devletin bütünlüğü ilkesi’ ile birlikte ele alınmasını zorunlu olduğu, bu ilke kapsamında Devlet kamu tüzel kişiliğinden ayrı kamu tüzel kişiliğine ve idari ve mali özerkliğe sahip olan mahalli idarelerin de bu kapsamda Devletten tamamen bağımsız oldukları düşünülemeyeceği,

“Nitekim Anayasamızın 123’üncü maddesinin gerekçesinde, ‘…idarenin kuruluş ve görevleri hakkında bir bütün olduğu ilkesini getirilmek suretiyle Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve Milletiyle bölünmez bütünlüğünün de bir sonucu olarak, idarenin yerine getirdiği çeşitli görevlerle bu görevleri yerine getiren kuruluşlar arasında birlik sağlanmaktadır. Dolayısıyla, nitelikleri gereği bazı hizmetler ayrı tüzel kişilikler eliyle görülmek yolunda gidilse de, idarenin bütünlüğü ilkesinin gereği olarak bunlar denetime bağlı kalacaklardır. Ayrıca bu tür kamu tüzel kişilikleri için, Anayasa ve kanunlarda özel hükümler bulunmayan durumlarda, Anayasanın idareye ilişkin genel ilke ve hükümleri uygulanacaktır’ hükmünün belirtildiği gibi,

"Danıştayın bir kararında belirttiği üzere idari vesayet, ‘Kamu düzenini ve idarede bütünlüğü sağlamak için kamu yararı amacıyla kanunların verdiği yetkiye dayanarak, merkezi idaresinin, yerel yönetim organları ve bunların bazı işlemleri ile harcamaları üzerinde, kamu hizmetinin gereklerine uygun olarak kullanılan bir denetim şeklidir. Merkezi idareye verilen bu yetki ile… kamu düzeni bakımından ülkede genelliği ve bütünlüğü sağlama amacı güdülmüştür’. hükmüne varıldığı,

"5216 sayılı Büyükşehir Kanununun 7’nci maddesinde Büyükşehir Belediyelerinin görev, yetki ve sorumluluklarının, Kanunun 18’inci maddesinde de Büyükşehir Belediye Başkanının görev ve yetkilerin düzenlendiği, bu maddede, diğer görev ve yetkileri yanında Büyükşehir Belediye Başkanının, Belediye teşkilatının en üst amiri olduğu ve beldenin ve belediyenin hak ve menfaatlerini korumakla yükümlü olduğu ifade edildiği,  ancak Büyükşehir Belediye Başkanının ‘beldenin ve belediyenin hak ve menfaatlerini koruması’ yetkisinin, belediyeye verilen görevlerle sınırlı olduğu, ‘Ya Kanal, Ya İstanbul’ şeklindeki afişler uluslararası hukuk boyutu bulunan, aynı zamanda yabancı devletleri de ilgilendiren, Devlet politikası haline gelen siyasi alana taalluk eden ve Devletin egemenlik yetkisine ilişkin bulunan bir konuya, kamu kaynağı kullanmak suretiyle karşı çıkmanın hukuka aykırı olduğu,

"Sonuç olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bilboardlara çıkılarak yapılan bu ilan, Anayasanın 104, 123 ve 127’nci maddelerinde belirtilen, idarenin bütünlüğü ilkesini ve kamu görevlerinde birliğin sağlanması ilkesine açıkça aykırı olduğu, Devlet politikası haline gelmiş ve kamu kaynağı kullanılarak yürütülen bir projeye yine kamu kaynağı kullanılarak muhalefet edilmesinin mümkün olmadığı iddiaları ile ilgili, yazının size tebliğinden itibaren yazılı ifadenizin 4483 sayılı yasanın 6. Maddesi gereğince (7) gün içerisinde Müfettişliğimin aşağıdaki adresine teslim edilmesini rica ederim."

İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu tarafından yapılan açıklamada, "Devlet Projesi olarak uygulamaya konulan Kanal İstanbul Projesi aleyhine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal kimliği kullanılarak afişler bastırılması ve şehrin değişik yerlerine astırılması üzerine 17.08.2020 tarihli onay ile konunun araştırılması, gerekiyorsa sorumlular hakkında ön inceleme yapılması amacıyla Mülkiye Müfettişi görevlendirilmiştir" denilmişti. 

Ekrem İmamoğlu, bu açıklama üzerine gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlamıştı. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu'nun açıklamasında Kanal İstanbul için "devlet projesi" ifadesi yer aldığını belirterek sorduğu "Kanal İstanbul devlet projesi midir?" sorusunu "Benim için değil" yanıtı vermişti. Soruşturmaya yönelik yazılı ifadeyi ne zaman vereceğine dair soruyu da "Cuma gününe daha var, hukuken inceliyoruz" diye yanıtlamıştı.