Ortaokulda 300 TL'lik zorunlu iftar iddiası
Ankara'nın Gaziosmanpaşa semtinde bulunan Necla-İlhan İpekçi Ortaokulu yönetimi tarafından velilere yapılan duyuruda, 27 Şubat Cuma akşamı bir iftar yemeği düzenleneceği bildirildi. Velilerden, "Çocuklarımız, öğretmenlerimiz, idarecilerimiz ve çalışanlarımızla birlikte olacağımız bir iftar yemeği planlamaktayız. Kaç kişi katılacağını bize bildirin" ifadeleriyle katılım teyidi istendi.
300 LİRALIK İFTAR ÜCRETİ TEPKİ ÇEKTİ
Düzenlenecek iftar yemeği için belirlenen 300 liralık kişi başı ücret, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2025 yılı için belirlenen 240 liralık fitre miktarının üzerinde olması nedeniyle dikkatleri üzerine çekti. Menüde mercimek çorbası, et kavurma, pilav, salata, ayran ve baklava yer alıyor.
'FİŞLEME' İDDİASI GÜNDEME GELDİ
Sözcü’nün haberinde yer alan, iftar organizasyonuyla ilgili olarak, yemeğe katılmayan ailelerin "fişleneceği" yönündeki iddialar veliler arasında tedirginlik yarattı. Bu iddia, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla illere Ramazan etkinlikleri konulu bir genelge gönderildiği dönemde ortaya atıldı.
MEB'DEN TARTIŞMALI RAMAZAN ETKİNLİK KILAVUZU
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okul öncesi, ilkokul ve ortaokul öğrencileri için hazırlanan üç ayrı kılavuz tüm okullara gönderildi. Söz konusu kılavuzda, çocukların Ramazan ayında aileleriyle birlikte iftar sofrasında dua ederken fotoğraflarının çekilip okula getirilmesi, "Lütfen beni de sahura kaldırın" başlıklı kapı süsü hazırlanması ve anaokulu öğrencilerinin camiye götürülmesi gibi etkinlikler yer alıyor.
Laik-bilimsel eğitimin kalbine saplanan hançer: “Ramazan Genelgesi”
EĞİTİM-İŞ'TEN DAVA AÇIKLAMASI
Eğitim-İş Sendikası ise bu uygulamalara tepki gösterdi. Sendika, söz konusu modelin eğitimin bilimsel ve laik niteliğini ortadan kaldırdığı gerekçesiyle dava açacağını duyurdu.
7 yaşındaki öğrenciyi darp davasında öğretmene 7 ay 15 gün hapis!
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Bu kılavuzdaki etkinlikler, anayasaya, Milli Eğitim Temel Kanunu'na, Eğitim Bilimine ve Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne aykırıdır. Devlet bireyin manevi varlığına müdahale edemez. Eğitim sistemi, çocukların dini pratiklerini ölçen bir mekanizma değildir, hiçbir siyasi ya da dini ajandanın aracı haline getirilemez."