Merkez Bankası'nın bağımsızlık mesajı Şamil Tayyar'ı çileden çıkardı
AKP eski milletvekili Şamil Tayyar, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımla, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Osman Cevdet Akçay'ın para politikasına ilişkin açıklamalarını hedef aldı. Tayyar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin işleyişini de eleştirdiği mesajında, 'yeni hükümet sisteminin alt yapısı iyi kurgulanamadığı için bürokratik oligarşinin hortladığını ve en parlak dönemini yaşadığını' öne sürdü. Siyaset kurumunun kötürüm vaziyette olduğunu ve politikalara etkisinin neredeyse sıfırlandığını savunan Tayyar, Akçay'ın ifadelerini 'siyasi otoriteye küstahça bir meydan okuma' olarak nitelendirdi.
Tayyar, paylaşımında şu ifadelere yer verdi
"Yeni hükümet sisteminin alt yapısı iyi kurgulanamadığı için maalesef bürokratik oligarşi hortladı, en parlak dönemini yaşıyor.
Siyaset kurumu ise kötürüm vaziyette, politikalara etkisi neredeyse sıfırlandı.
O nedenle, bir bürokrat kalkıp küstahça, siyasi otoriteye meydan okurcasına ‘seçim dönemi beni sıfır ilgilendiriyor, maliye genişlerse ben daha fazla sıkılaştırırım’ diyebiliyor.
Bir: ‘Ben’ diyorsun, sahiden sen kimsin? Başkanın var, başkanının başkanı var.
İki: Siyasi otoriteye meydan okumaya nasıl cüret ediyorsun?
İki yıldır zaten çuvalladınız, ekonominin içine ettiniz, enflasyonu önleyemediniz, bir de vır vır konuşuyorsunuz.
Haddini bil, işine bak.
Siyasete ayar vermeye kalkma."

TAYYAR'I KIZDIRAN O AÇIKLAMA: SEÇİM DÖNEMİ BENİ SIFIR İLGİLENDİRİYOR"
Şamil Tayyar'ın tepkisine neden olan süreç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Osman Cevdet Akçay'ın Tarih Vakfı etkinliğinde yaptığı sunumla başladı. Merkez Bankası'ndaki görev süresinin dolmasına iki hafta kala son kez kamuoyu karşısına çıkan ve sıkı para politikası sürecinin en açık iletişim kuran isimlerinden biri olan Akçay, program sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Akçay'ın açıklamalarının merkezinde siyasi takvim ve para politikası ilişkisi yer aldı. Seçim dönemlerinin doğrudan karar alma süreçlerini belirlemediğini, ancak maliye politikası ile para politikası arasında bir denge bulunduğunu kaydeden Akçay, "Seçim dönemi beni sıfır ilgilendiriyor; maliye genişlerse ben daha fazla sıkılaştırırım" dedi. Maliye politikasında genişleyici adımlar atılması durumunda para politikasının buna sıkılaşma ile karşılık vereceğini belirten Akçay, Merkez Bankası'nın temel görev tanımının fiyat istikrarı olduğunu ve Para Politikası Kurulu kararlarının bu öncelik doğrultusunda şekillendiğini ifade etti.

"MERKEZ BANKACILIĞININ YÜZDE 98'İ BEKLENTİ YÖNETİMİDİR"
Akçay merkez bankacılığında başarının büyük ölçüde beklenti ve algı yönetimine dayandığını vurgulayan Akçay, “Bernanke'nin bir lafı var biliyorsunuz; yüzde 98'i bu işin aslında beklenti yönetmek, yüzde 2'si execution. Bizde 98-99 yapar, öyle söyleyeyim size, hatta daha da yukarı çıkarabiliriz. Şimdi orayı beceremediğiniz zaman öbür taraflar yanlış anlaşılmaya çok müsait oluyor. Bir tane eksiğimiz bizim şu oldu: bu işin ne kadar zor olduğunu biz genelde kamuoyuna ve Türkiye'deki maalesef birazcık bitik durumda olan akademiye diyeyim anlatmakta zorluk çektik” diye konuştu.
Para politikası uygulamalarında aktarım mekanizmasının önemine dikkat çeken Akçay, faiz artışlarının kademeli şekilde yapılmasının bilinçli bir tercih olduğunu söyledi. Ekonomideki bağlantıların zayıfladığı bir ortamda faizin hızlı ve sert biçimde yükseltilmesinin fiyat istikrarı yerine finansal istikrarsızlık yaratabileceğini belirten Akçay, "Faizi direkt yüzde 45'e çeksek bir işe yaramazdı, aktarım mekanizması hasar almıştı" diyerek önceliğin mekanizmanın onarılmasına verildiğini ifade etti. Her bir faiz artışının piyasada karşılık bulmasının hedeflendiğini vurgulayan Akçay, bu yaklaşımı “maksimum etki” çerçevesinde değerlendirdi.
Merkez Bankası Yardımcısı Akçay'dan gider ayak enflasyon açıklaması: Yüzde 200 olurdu
"TÜRKİYE'NİN SORUNU VERİYE DEĞİL, İNANCA BAKMAK"
Türkiye'de ekonomi tartışmalarının en büyük sorunlarından birinin “doğrulama yanlılığı” olduğunu söyleyen Akçay, herkesin verileri kendi bakış açısına göre yorumladığını belirtti. Akçay, “Dünyayı olduğu gibi okumak yerine, görmek istediğimiz gibi okuyoruz. Bu yüzden en doğru politikaya bile yanlış denebiliyor” ifadelerini kullandı.
Geçmişte uygulanan politikaların yurt içinde yeterince anlaşılmadığını vurgulayan Akçay, Erdem Başçı döneminde yürütülen politikaların yurt dışında daha fazla takdir gördüğünü hatırlattı. Bu dönemde The Banker tarafından “yılın merkez bankası” seçildiğini, buna rağmen başarının Türkiye'de yeterince itibar görmediğini söyledi. Merkez Bankası politikalarının zaman zaman bilinçli olarak karmaşık görünebileceğine dikkat çeken Akçay, “faiz koridoru” gibi esnek araçların piyasalardaki fırsatçı davranışlara karşı etkili olduğunu ve bu yaklaşımın genel olarak başarılı sonuçlar verdiğini dile getirdi.
Bugün de politika faizi ile makro ihtiyati tedbirlerin birlikte kullanıldığını kaydeden Akçay, araçların nasıl ve hangi dozda kullanılacağına dair Türkiye'de yeterli tartışma yapılmadığına işaret ederek, “Sürekli ‘doğruyu yaptık' demek yerine, ‘acaba doğru mu yapıyoruz' diye sormak gerekir” çağrısında bulundu. TCMB'nin tek mandatının fiyat istikrarı olmasının politika setini netleştirdiğini belirten Akçay, bu yönüyle Federal Reserve gibi çift mandatlı merkez bankalarından ayrıştıklarını söyledi.
Orta Doğu'daki gelişmeler ve son piyasa hareketlerine ilişkin değerlendirme yapan Akçay, alınan önlemlerin günlük olarak değerlendirildiğini ve TCMB'nin son dönemde attığı adımların “proaktif ve yerinde” olduğunu belirtti. İhtiyaç halinde yeni adımlar atmaktan kaçınmayacaklarını vurgulayan Akçay, "Savaş daha önemli ve riskli bir şok ama elimizde her zaman araç var" diyerek son gelişmelerin temelleri (fundamental'ları) etkileyebilecek daha riskli bir şok olduğuna dikkat çekti.
ÜCRETLER, KUR VE KREDİ NOTU MESAJLARI
Kur politikasına yönelik eleştirileri de yanıtlayan Akçay, Merkez Bankası'nın kuru doğrudan hedeflemediğini, faiz ve makroihtiyati tedbirlerle birlikte bir politika bileşimi yürüttüğünü ifade etti. Şeffaflık eleştirilerine “Veriler ortada, ayrıca açıklama gerekmiyor” yanıtını veren Akçay, farklı araç kombinasyonlarının farklı kur sonuçları doğurduğunu ve gerektiğinde bu miksin değiştirilebileceğini söyledi. Kendisine yönelik “şahin” tanımlamalarına katılmayan Akçay, “Ben şahin ya da güvercin olmaya çalışmadım, bildiğim merkez bankacılığını yaptım” dedi.
Asgari ücret ve enflasyon ilişkisine değinen Akçay, ücret artışlarının beklenen enflasyona göre yapılmasının önemine dikkat çekerek geriye dönük endeksleme yaklaşımından vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Aksi durumda dezenflasyon sürecinin zarar göreceğini ve kredibilite kaybı yaşanacağını ifade etti.
Altın satışları, swap işlemleri ve rezervlerdeki hareketlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Akçay, döviz müdahaleleri sonrası oluşan likidite açığının FX swap'larla kapatılabileceğini ancak bunun tek başına uygulanamayacağını belirtti. Swapların para politikasını gevşetici etkisi olduğuna dikkat çeken Akçay, “Likiditeyi verirseniz ortalık gevşer” diyerek swapların diğer araçlarla birlikte kalibre edilmesi gerektiğini ifade etti.
Kredi derecelendirme kuruluşlarının olası kararlarının Türkiye'nin verdiği politika tepkisine bağlı olduğunu belirten Akçay, “Eğer yanlış reaksiyon verirsek indirim gelir, doğru reaksiyon verirsek övgü bile gelebilir” dedi. Akçay, merkez bankacılığında aşırı iyimserliğin riskli olduğunu ve her zaman en kötü senaryoya hazırlıklı olunması gerektiğini ifade etti. Para politikasının bir “güven oyunu” olduğunu belirten Akçay, “Kimse bizi ‘zaten yapar' diye görmemeli” diyerek gerektiğinde gerekli adımların bağımsız şekilde atılacağını vurguladı.
58.0s