Halk TV Canlı Yayın
Kılıçdaroğlu'na Man Adası davasında ikinci ceza
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yakınlarının Man Adası’na para gönderdiği iddiasıyla ilgili görülen ikinci davada 359 bin lira manevi tazminat cezasına çarptırıldı.

İstinaf Mahkemesi tarafından usulden bozulan ve yeniden görülen ‘Man Adası' davasında karar çıktı. Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan ve yakınlarına 359 bin TL tazminat ödemesi hükmedildi.

İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, Erdoğan ile ailesini ve Kılıçdaroğlu'nu temsilen çok sayıda avukat katıldı.

Kılıçdaroğlu'nun Avukatı Celal Çelik, reddi hakim talebinde bulundu. Bazı davacıların avukatı Ferah Yıldız, reddi hakim talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğunu savunarak, talebin reddine karar verilmesini istedi.

Mahkeme, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Recep Tayyip Erdoğan'a 150 bin, Özdemir Bayraktar'a 60 bin, Esra Albayrak'a 22 bin, Sümeyye Erdoğan Bayraktar'a 22 bin, Necmeddin Bilal Erdoğan'a 20 bin, Ahmet Burak Erdoğan'a 16 bin, Mustafa Erdoğan'a 15 bin, Sadık Albayrak'a 14 bin, Ziya İlgen'e 14 bin, Orhan Uzuner'e 13 bin, Osman Ketenci'ye 13 bin TL manevi tazminatı konuşma tarihi olan 21 Kasım 2017 tarihinden itibaren işleyecek olan faizi ile ödemesine hükmetti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik verilen kararı değerlendirdi;

“İlginç bir durumla karşı karşıyayız. İstinaf Mahkemesi, Man Adası özelinde açılan 5 davada da kararları ortadan kaldırmıştı. Hakimin reddi ile ilgili değerlendirmenin doğru olduğu somut dayanakları olan şekilde başvurduğumuzu kabul etmişti istinaf mahkemesi.

Şimdi yine hakimin reddini yaptığımız halde mahkeme hakimleri ikinci dosyada da aynı hukuksuzluğu yaşattılar bize.

İrade, gerçeğin açığa çıkmasını istemeyen, ne dersek diyelim, hukuksuz kararı soruşturma kararına yansıtmaya çalışan hakimlerle karşı karşıyayız.

Bugünde önceki hafta duruşması yapılmıştı, karar vermek istemişti hakim. Süre istemiştik. Israrlı şekilde haftaya bırakmıştı. Orada açığa çıkmıştı her şey. Mahkeme hakimi önceki hafta “buranın kralı benim. Ben ne dersem o olur. Süre talebin anlamlı değil duruşma günü için, görüş belirtmen anlamlı değil. Haftaya bırakıyorum” demişti.

Biz de ona şunu dedik:

“Mahkemenin kralı benim” mantığına sahip olan hakimler daha önceden de vardı. Ergenekon, Balyoz bv. Davalarda. Sözde hakimler bu yaklaşımı sergiliyorlardı ama o hakimler meslekten uzaklaştırıldı. Çünkü suç işliyorlardı. Aynı iradeyi görmeye başladık.

Özellikle Erdoğan’ın açtığı davalarda. Ne yaparsak yapalım, hangi hukuk kuralına sığınırsak sığınalım, işletilmediğini gördük hukuk kurallarının.

Sayın Erdoğan ve yakınları yemin teklifimiz gereğince yurt dışına para gönderip göndermemesini yemin çerçevesinde söylemelerini istedik. Gelsinler söylesinler, yemin etsinler. Hukuksak kurul bu yemin ama mahkeme hakimi tarafların yerine geçti. Yetkisi olmadığı halde karşı taraf gibi talebimizi reddetti.

Yaşattığı hukuksuzlukları ifade ettik. Suç işlediğini söyledik. Bu davaya bakmadığını, hakim olarak davranmadığını söyledik. Tamamıyla Erdoğan’ın yakınlarının tarafında gibi, onların avukatı gibi hareket ettiğini söyleyip çekilmesini söyledik, ama reddetti.

Önceki kararın tıpatıp aynısını verdi. 

Bizde kendisine haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Bu karar bozulacak, çünkü biz haklıyız. Mücadeleye devam edip istinafa taşıyacağız dosyayı. İstinafta da karar kesinlikle bozulacak, çünkü hukuksuz karar.

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediği her şeyin doğru olduğu ispatlandı. Belgeleriyle açıklandı. Para gönderme iddiasının tamamının doğru olduğu ispatlandı ama mahkeme hakimleri doğru olduğu halde bunun doğru olmadığını söylediler ama sonuçta hukuk, gereken dersi onlara da verecektir.