Eski YÖK Başkanı: Soruların hazırlandığı ana bilgisayara kablo bağlandı

Eski YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Halk TV canlı yayınına bağlanarak KPSS skandalına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. "Size kısaca yolsuzluklar tarihinden bahsedeyim" diyen Özcan, 2014'teki yolsuzluğa ilişkin "Soruların hazırlandığı ana bilgisayara kablo bağlandı" iddiasında bulundu.

Yayınlanma:
Güncelleme: 06 Ağustos 2022 14:00

2022 KPSS sorularının bir kısmının Yediiklim Yayınevi’nin sınav öncesindeki deneme sınavları sorular ve şıklarıyla birlikte tıpatıp aynı olması üzerine başlatılan soruşturma sürüyor.

Güvenlik açığı gündeme gelirken, olayın ortaya çıkması sonrasında ÖSYM Başkanı Halis Aygün görevden alındı.

2010 yılındaki KPSS’de bu sınav usulsüzlüğünün benzeri yaşanmıştı. O dönem YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ve ÖSYM Başkanı da Ünal Yarımağa’ydı. KPSS skandalının ortaya çıktığı dönem YÖK’ün Denetleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. İlyas Doğan’dı.

Halk TV ekranlarında yayınlanan Seda Selek ile Perdenin Önü Arkası programına bağlanan eski YÖK Başkanı KPSS skandalı hakkında açıklamalarda bulundu.

Gazeteci İsmail Saymaz'ın "Bugünkü sınav usülsüzlüğüne karşı nasıl bir tablo var, nasıl yorumluyorsunuz?" sorusuna Özcan,
"Çok ciddi dediğim birincisi ile mukayese edilebilecek bir şey bu. Türkiye'nin genel durumu zaten herkes tarından biliniyor. Çok huzurlu rahat günler geçirmiyoruz. Onun üzerine de böyle bir şeyin gelmesi çok yıkıcı oldu diye düşünüyorum. Sonunda ya eskiden olduğu gibi bir cemaat meselesi çıkacak, kendi yandaşlarını bundan faydalandırmak isteyecekler ya da altta parasal bir şey çıkacak. Yani bunların para karşılığında birilerine satıldığını da düşünmüyor değilim. Ama Devlet Denetleme Kurumu bize bilgi vermediği sürece gerçekleri konuşmuyoruz sadece teori kuruyoruz. Kesinlikle aydınlatılması gerek" dedi.

'Soruların hazırlandığı ana bilgisayara kablo bağlandı'

"Ben size çok kısa bir yolsuzluklar tarihi anlatayım" diyen Özcan, "Önceleri bu işler özellikle doğu illerinde ve bazı batı illerinde, hocanın kapıyı kapatması, ÖSYM'den gelen danışmanların dışarıya çıkarılması, hocanın soruyu çözüp çocuklara yazdırması şeklinde olurdu. Sonra işler biraz daha sofistikeleşti, çalma işini yapan gruplar güçlendi ve farklı mekanizmalar kullanmaya başladılar. İçeriden birkaç kişiyi kendilerine çekip onlardan bilgi almaya başladılar.

Daha sonra daha da sofistikeleşti. İnsanları bıraktılar, o soruların hazırladığı ana bilgisayara bir bağlantı kurarak soruları alma yoluna gittiler ki orada kimsenin suçu yoktu, hiç kimseye hırsız diyemezsiniz. Kabloyu bağlayanın haricinde. 2014 olayında olduğu gibi. Daha sonra da artık ÖSYM'den soru çalınmıyor, ÖSYM soru çalıyor.

O kablo bağlandıktan sonra bütün sınavlarda yapıldı bu. KPSS olsun, YKS'ler ile ilgili sınavlar olsun, kurumların sınavları olsun. Bunlar kesin şeyler değil. Gözünüzde canlansın diye söylüyorum. Kablo bağlandı olayından yüzde yüz emin değilim, bunlar benim duyduğum şeyler" ifadelerini kullandı.

'Beni tek imza ile atayan Cumhurbaşkanı'nın işime müdahale etmesinden korktum'

YÖK Başkanı olduğu dönemde, iki şeyden çok korktuğunu ifade eden Özcan şunları söyledi,

"Size samimiyetle söylüyorum, YÖK Başkanı olduğum dönemde iki şeyden çok korktum. Beni tek imza ile atayan Cumhurbaşkanı olduğu için sık sık taleplerde bulunacak ve benim işime müdahale edecek diye. İkincisi de Başkanı'mızın şimdiki Cumhurbaşkanı'mızın da aynı müdahaleleri yapmasıydı. Başbakan'ımızın bir küçük ricası dışında, ki çok önemsiz bir şeydir, ama bunun dışında işimize karışmadı. Yani öyle bir baskı kesinlikle olmadı.

Başbakan'ımızda bir tek biz neye karar verdik, onu Cumhurbaşkanı'na iletmeden önce kendisi bilmek istiyordu. Bunda da bir mahsur görmüyorum."

'Milli Eğitim Bakanı'na gidin bütün tarikatların temsilcisi olduğunu görürsünüz'

Özcan, yeni ÖSYM Başkanı'nın İsmailağa Cemaati liderine övgülerde bulunması hakkında ise, "Ben o konuyu sizin yazı ve programlarınızdan öğrendim. Eğer öyle bir şey varsa çok üzülürüm. Eğer dediğiniz gibi İsmailağa tarikatı ile bir bağlantı varsa bir yakınlığı varsa hocanın hiç bir yere gitmemiş oluruz. Çok da garipsediğimi söyleyemem. Çünkü her yerde görüyoruz böyle bağlantıları. Milli Eğitim Bakanı'na gidin bütün tarikatların orada birer temsilcisi olduğunu görürsünüz. Bunun sonunda da aynı bir sürprizle karşılaşabilir Türkiye. Eğer öyle bir bağlantı varsa. Demin hanımefendi sordu. 'Bunların olmadığı bir Türkiye olmayacak mı?' diye. Eğer böyle giderse olmayacak tabi. Biz buna zemin hazırlıyoruz. İsmailağa bağlantısı olman birisini ÖSYM gibi çok çok önemli bir kurumun başına getiriyorsanız orada çok büyük bir objektiflik beklemeyin. Kusura bakmayın ama bunu söylemek zorundayım" dedi.

Saymaz'ın, "Siz üniversitelerde türban serbestliğinin kaldırıldığı dönemde YÖK başkanıydınız. O günlerde şöyle bir tartışma oldu. Siz türban serbestliğine imkan veren karar imza atan Danıştay üyelerine saat göndermiştiniz. O günlerde çok tartışılmıştı. Bu bir rüşvet diye nitelendirilmişti. Neden hediye gönderme gereği hissetmiştiniz?" sorusu üzerine Özcan şunları söyledi,
"Saat meselesi doğrudur. Ben kendilerine birer saat hediye ettim. Ama bu başörtüsü kararı çıktıktan sonra oldu. Hatta bu başörtüsü kararı da değildi, kat sayı kararından sonra oldu.

İsmail Bey samimiyetle söylüyorum. Eğer çok zengin bir adam olsaydım, bu kararı geçirdikleri için onlara birer araba almak isterdim. Çünkü o Türkiye'yi en kırılgan hale getiren bir mesele haline gelmişti. İnsanları ayırıyordu. Onun için az bile yani."