Erdoğan’a, 'Kadın cinayetleri ayıbı' tepkisi: Bu ‘ayıbı’ yaratan sizsiniz

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na açılan kapatma davasına tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ülkemizi kadına şiddet ve kadın cinayetleri ayıbından kurtarmakta kararlıyız” sözlerini anımsatan Beştaş, “Bu ayıbı yaratan kim? İstanbul Sözleşmesi’nden imzasını çeken kim? İktidarda olan kim?" diye sordu.

Yayınlanma:
Güncelleme: 18 Nisan 2022 14:43
Erdoğan’a, 'Kadın cinayetleri ayıbı' tepkisi: Bu ‘ayıbı’ yaratan sizsiniz

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na açılan kapatma davasına tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ülkemizi kadına şiddet ve kadın cinayetleri ayıbından kurtarmakta kararlıyız” sözlerini anımsatan Beştaş, “Bu ayıbı yaratan kim? İstanbul Sözleşmesi’nden imzasını çeken kim? İktidarda olan kim? Kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran söylemlerden hiçbir şekilde kaçınmayan kim? Bu ayıbı yaratan sizsiniz. Ayrıca kadın cinayetlerini ve kadın meselesi ‘ayıp’ olarak nitelendirilemez. Kadına yönelik şiddet de cinayet de kırım politikası da politiktir” dedi.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

Beştaş, “İşkence yapanın soruşturulmadığı, cinayet yapanın soruşturulmadığı; ama cinayet ve işkence haberlerini yaptığı için soruşturulan, haklarında dava açılan, ceza alan insanlar var. İktidarın derdi; işkence yapılması, cinayet işlenmesi değil bunun kamuoyuna yansıtılmasıdır. İktidarın, en büyük korkularından bir tanesi gerçeklerdir, çünkü gerçeklerle büyük sorunu var. Karartma siyasetinin ve politikasının, istibdat rejiminin bir diğer çıktısı da partimiz hakkında açılan kapatma davasıdır. Partimize sahte, yalan, mesnetsiz iddialarla kapatma davasını devam ettiriyor. Cezaevlerini örnek verecek olursak, yönetmelik çıkarılıyor. Cezaevinde yaşananların artık dışarı yansıması engellenmek isteniyor. Çıkacak cenazeyi nasıl karartacaksınız?” dedi.

'Enflasyonla mücadele bu yöntemlerle mümkün değil'

Ekonomik krize ve TÜİK verilerine değinen Beştaş, “Enflasyon yüzde 150’yi buluyor. TÜİK marifetiyle bunu düşük göstermeye çalışıyorlar. Bağımsız kurumlar bunu açıklamasın, diye yasa çalışması yapılıyor. Sanki enflasyonu TÜİK düşük gösterince, enflasyon düşmüş oluyor. İnsanların cebine daha fazla para giriyor. Türkiye tarihinde görülmemiş bir enflasyonla mücadele bu yöntemlerle mümkün değil” dedi.

'Kamu yararına çalışan derneği neden kapatmak istersiniz'

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na dava açılmasına tepki gösteren Beştaş, “Kadın yönelik şiddet bir kırım seviyesine geldi. Fakat kadına yönelik şiddetle mücadele etmek yerine, kadına yönelik şiddetle mücadele eden kurumları hedef alıyorlar. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na yönelik bir dava açıldı. Dehşet verici. Kamu yararına çalışan derneği neden kapatmak istersiniz. Çünkü cinayetlerin üstünü kapatmak istiyorsunuz” dedi.

'Kadın cinayetlerini ‘ayıp’ olarak nitelendiremezsiniz'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ülkemizi kadına şiddet ve kadın cinayetleri ayıbından kurtarmakta kararlıyız” sözlerine karşı Beştaş, “Bu ayıbı yaratan kim? İstanbul Sözleşmesi’nden imzasını çeken kim? İktidarda olan kim? Kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran söylemlerden hiçbir şekilde kaçınmayan kim? Bu ayıbı yaratan sizsiniz. Ayrıca kadın cinayetlerini ve kadın meselesi ‘ayıp’ olarak nitelendirilemez. Kadına yönelik şiddet de cinayet de kırım politikası da politiktir. Bu dünyanın her yerinde kadın hak savunucularının üzerinde durdukları ilkedir. Kadın cinayetleri bir kişisel mesele veya ayıp olarak nitelendirilemez. En ağır suçlardan bir tanesidir” dedi.

'Ankara, İstanbul, İzmir duymuyor'

Hakkari’de kolluk güçlerinin açtığı ateş sonucu ölümler olduğunu belirten Beştaş “Ankara duymuyor. İstanbul duymuyor. İzmir duymuyor. Geçtiğimiz hafta Tahsin Yalçın katledildi. Bu kaçıncı” tepkisini gösterdi.

'Ellerinde başka malzeme kalmadı'

Pençe Kilit operasyonuna da değinen Beştaş, şöyle devam etti:

“Sınır ötesi operasyon haberleri var, bütün kanallarda birinci haber olarak. ‘Yıkacağız bitireceğiz, öldüreceğiz.’ Her zamanki hezeyanla; neredeyse alfabede harf kalmadı operasyon isimleriyle. Sorun çözüldü mü? Kürt meselesi çözüldü mü? Demokratik bir sistem oturdu mu rayına? Hayır. Yoksulluğu, açlığı, işsizliği, bu cinayetleri örtmenin yolu, savaş politikasını devreye sokmak. İnsanlar sofrasında ekmek olmadığını düşünmesin diye, sınır ötesi operasyon güzellemeleri ile bu devam ettiriyorlar.

Bu dönemin başka özelliği de var. Türkiye, Ukrayna ve Rusya arasında arabuluculuk yapıyor. Dışarıda bir barış havarisi kesildi. Orada barış elçiliğine soyunan Türkiye, burada Kürt düşmanlığı ile aslında hiç de barış elçisi olmadığını ilan ediyor. Bu operasyonların sayısını hiç açmayacağım ama bu mesele sadece Kürtlere zarar vermiyor. Olanak olsa da tek tek bütün yurttaşlara anlatmak istediğim en temel konulardan biri. Bu savaşın sonuçlarını 84 milyon insan iliklerine kadar yaşıyor. Her şeyden önce manevi olarak yaşıyor. Bir ülkeyi düşünün sürekli tamtamlar çalıyor. Nedir bu? Toplum üzerinde ağır baskıdır. Diğer yandan bu savaş politikası zam olarak yansıyor. Bu savaş politikasının yediği, hiç ettiği ekonomik maliyeti sürekli ifade ediyoruz. Türkiye toplumuna ‘aç kalın’ ama ‘biz savaş politikasını devam ettiriyor, destekleyin’ diyorlar. Çünkü ellerinde başka malzeme kalmadı. Kürt meselesini barış içinde çözebiliriz. Bu çatışmayı yaratan iktidarın politikası ve devlet yaklaşımıdır. Bu politikayı alkışlamayalım. Biz savaş tezkerelerine her zaman karşı durduk. Çünkü biz içeride dışarıda ve Ortadoğu’da barış politikasını yürütülmesini savunuyoruz.

Şu anda kriz değil, çöküş yaşıyoruz. Savaş sebeplerinden biri çöküştür. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Borç Kırılganlığı Raporu’na göre Türkiye yüksek riskli ülke kategorisine girdi. Açlık tehlikesi o kadar hayatımıza girdi ki çöpten yiyecek toplayan insanlar hayatın olağan seyri içine giriyor.

Canımı en yakan haberlerin başında okula giden çocukların açlıktan bayılmasıydı. Öğretmenler çocukları bayıldıktan sonra hastaneye götürüyorlar, bir önceki gün yemek yedikleri tespit ediliyor. İşte dram budur.”