Doktorlar 'yürüyemez' dedi, Türkiye'de 9 günde yürümeye başladı
Özbekistan’da yaşayan 59 yaşındaki Rus ekoloji uzmanı Natalya Shivaldova, sağ kalçasındaki ciddi rahatsızlık nedeniyle uzun süredir yürümekte güçlük çekiyordu. Ülkesinde geçirdiği çok sayıda ameliyata rağmen kalıcı bir iyileşme elde edemeyen Shivaldova, çareyi Türkiye’de arayarak VM Medical Park Maltepe Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Küçükdurmaz’a başvurdu.
Hastaya uygulanan iki aşamalı tedavi sürecinde önce mevcut protez çıkarıldı, ardından hastanın anatomisine uygun özel tasarım bir protez yerleştirildi. Başarıyla tamamlanan operasyonların ardından Shivaldova sağlığına yeniden kavuştu.

"7 KEZ BIÇAK ALTINA YATTI, ŞİFA BULAMADI"
Yurt dışında geçirdiği başarısız ameliyatlar sonrası Türkiye’ye başvuran hastanın tedavi sürecini anlatan VM Medical Park Maltepe Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Küçükdurmaz şu ifadeleri kullandı:
Hastamız yurt dışında, Özbekistan’da yaşıyor. Daha önce kalça protezi ameliyatı geçiriyor ancak operasyon başarılı sonuçlanmıyor ve enfeksiyon gelişiyor. Bunun üzerine uzun süreli bir tedavi süreci başlıyor. Benimle karşılaşmadan önce 6 ya da 7 kez ardışık ameliyatlar geçiriyor; ancak bu ameliyatların hiçbirinde hem protezin durumu hem de enfeksiyon açısından başarılı bir sonuç elde edilemiyor. Bunun üzerine hasta bana ulaşıyor. Hastaya iki aşamalı bir enfeksiyon tedavisi planladık ve bu süreçte tedavisini ben üstlendim. Daha önce yerleştirilen ancak tedavisi başarıyla yapılamayan protez, anatomik olarak çok kritik damar ve sinir yapılarına oldukça yakın bir bölgede bulunuyordu. Bu nedenle protezin, bu yapılara zarar vermeden çıkarılması hayati açıdan son derece kritikti. Diğer bir zorluk ise, zaten zarar görmüş kas ve kemik dokularına daha fazla hasar vermeden protezi çıkarabilmekti. Ayrıca enfeksiyon nedeniyle genel durumu zayıflamış bir hastanın böyle büyük ve tekrar eden ameliyatlar geçirmesi de ayrı bir risk oluşturuyordu. Tüm bu süreçlerin aynı anda dikkatle yönetilmesi gerekiyordu. Zorluğun temelinde de bu üç unsur yer alıyordu.

"3 BOYUTLU TEKNOLOJİYLE KİŞİYE ÖZEL PROTEZ YAPILDI"
Tedavide ileri teknolojilerden yararlandıklarını belirten Prof. Dr. Küçükdurmaz, “Bu tür hastalarda en büyük sorunlardan biri, enfeksiyon tedavisi başarılı olsa bile zamanla ortaya çıkan kemik kayıplarıdır. Bizim ‘defekt’ olarak adlandırdığımız bu eksiklikleri yeniden yapısal olarak telafi etmek oldukça güçtür. Çünkü kemik kaybını başka bir yapısal unsurla desteklemek gerekir. Bu noktada üç boyutlu yazılım teknolojileri devreye giriyor. Öncelikle hastanın detaylı tomografi ve görüntülemeleri alınarak analiz ediliyor, ardından eksikliği gidermeye yönelik kişiye özel protez tasarımları yapılıp üretiliyor. Bu hastada da aynı yöntem uygulandı. Kemik eksikliğini telafi eden, hastaya özel bir protez tasarlanarak yerleştirildi. Kişiye özel implant, adından da anlaşılacağı üzere yalnızca o hastaya ve o hastalığa özgü olarak geliştirilen bir protezdir. Standart protezlerle bu tür kompleks eksiklikleri gidermek mümkün değildir; çünkü standart protezler genel kullanım için üretilir” dedi.
"BİRİNCİ HAFTA BASTONU BIRAKIP YÜRÜMEYE BAŞLADI"
Ameliyat sonrası sürece ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Küçükdurmaz, “Ameliyatın ardından hasta, benim önermememe rağmen birinci haftada bastonu bırakıp yürümeye başladı. Elbette bu henüz tam anlamıyla normal bir yürüyüş değildi; sonuçta ameliyatın üzerinden sadece bir hafta geçmişti. Ancak yakınının söylediğine göre hasta, kısa süre içinde Büyükada’da bastonsuz bir yürüyüş de yapmış." dedi.
Burun estetiğinde uzman çok sayıda doktor İstanbul'da buluştu
"TÜRKİYE SAĞLIKTA DÜNYA ÖLÇEĞİNDE"
Türkiye'nin sağlık alanındaki yetkinliğine de dikkat çeken Prof. Dr. Fatih Küçükdurmaz, sözlerine şu ifadelerle devam etti:
Sağlık hizmetleri açısından Türkiye, çevresindeki pek çok ülkeye kıyasla oldukça ileri bir seviyededir. Dünya ölçeğinde değerlendirildiğinde de yüksek kaliteli sağlık hizmeti sunmaktadır. Özellikle ortopedi alanında Türkiye’nin önemli avantajları bulunuyor. Bu tür hastalıkların dünyada görülme sıklığı artarken, tedavide kullanılan ileri teknolojiler -örneğin üç boyutlu yazıcılar ve özel üretim teknikleri- Türkiye’de etkin şekilde kullanılabilmektedir.
‘KALÇA VE DİZ PROTEZİ AMELİYATI SONRASI ENFEKSİYON RİSKİNE KARŞI ÖZELLİKLE DİKKATLİ OLUNMALI’
Hastalara tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Küçükdurmaz, “Kalça ve diz protezi gerektiren hastalıklar, yani kireçlenme, günümüzde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde giderek daha sık görülüyor. Bunun temel nedeni, ortalama yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasıdır. Bu artışa paralel olarak protez ameliyatlarının sayısı da her yıl yükseliyor. Buna bağlı olarak enfeksiyon ve diğer komplikasyonların oranı da artış gösteriyor. Enfeksiyon oranı değişkenlik göstermekle birlikte yaklaşık yüzde 2 civarındadır. Bu oran düşük gibi görünse de, tedavinin karmaşıklığı ve maliyeti göz önüne alındığında oldukça önemlidir. Hastalara önerim; mümkün olduğunca sağlıklı beslenmeleri, düzenli spor yapmaları ve kendilerine iyi bakmalarıdır. Bu sayede kireçlenme süreci geciktirilebilir ya da önlenebilir. Bunun yanı sıra, kalça ve diz protezi ameliyatı sonrası enfeksiyon riskine karşı özellikle dikkatli olunmalıdır. Çünkü enfeksiyon sadece ameliyat sırasında değil, daha sık olarak ameliyat sonrasında vücudun başka bölgelerinde oluşan mikropların protez yüzeyine tutunmasıyla gelişir. Protez canlı bir doku olmadığı için mikroorganizmalar burada kolayca çoğalabilir ve ciddi enfeksiyonlara yol açabilir. Bu nedenle protez enfeksiyonları, diğer enfeksiyonlardan farklı olarak ele alınmalı ve mutlaka uzmanlık gerektiren bir şekilde tedavi edilmelidir” ifadelerini kullandı.
"DOKTORLAR BİR DAHA YÜRÜYEMEYECEĞİMİ SÖYLEMİŞTİ"
Yıllarca süren kalça rahatsızlığı ve başarısız ameliyatların ardından Türkiye’de gördüğü tedaviyle yeniden sağlığına kavuştuğunu anlatan Natalya Shivaldova, “Ben 1966 doğumluyum. Aslında bende doğuştan gelen bir kalça çıkığı hastalığı varmış ve bu nedenle erken yaşta kireçlenme gelişmiş. Ancak ben uzun süre bu sorunumun farkında olmadan hayatıma devam etmişim. Ancak hastalık ilerleyince kalça problemim olduğunu öğrendim. Özbekistan’da 50 yaşındayken ilk kalça protezi ameliyatımı oldum. Ancak bir türlü iyileşemedim ve bu süreçten sonra arka arkaya başarısız ameliyatlar geçirdim. Yaşadığım hastalık son dönemde beni çok etkiledi. Günlük hayatımı ciddi şekilde kısıtlıyordu. Hatta oradaki doktorlar bir daha yürüyemeyeceği bile söylemişti. Özbekistan’da uygulanan tedaviler ve yapılan ameliyatlar ne yazık ki doğru sonuç vermedi. Bu durum benim için gittikçe katlanılmaz hale gelince Türkiye’ye gelmeye karar verdim. İstanbul’da Prof. Dr. Fatih Bey’i buldum. Burada doğru bir tedavi süreci başladı. İki kez ameliyat oldum. Özellikle son ameliyatımdan çok iyi sonuç aldım.” diye konuştu.
AMELİYATTAN 9 GÜN SONRA BÜYÜKADA TURU YAPTI
Türkiye’de tedavi sürecinin olumlu ilerlediğini söyleyen Shivaldova, “Ameliyatımın üzerinden henüz 9 gün geçti ama şu anda kendimi çok iyi hissediyorum. Hatta dün arkadaşımla birlikte Büyükada’ya giderek yürüyüş yaptık. Orada gezerken kendimi çok mutlu hissettim. Ağrılarım da şu an azalmış durumda. Son ameliyatımdan bu yana sadece 9 gün geçmiş olmasına rağmen kendimi oldukça iyi hissediyorum. Özbekistan’da yaşadığım şehir olan Taşkent’te doktorlar bana artık yapılabilecek bir şey olmadığını söylemişti. Bunu duyduğumda ailemle birlikte çok üzüldük. Ancak daha sonra Türkiye’de bu protezin yapılabildiğini, hatta kişiye özel tasarlanmış protez uygulanabileceğini öğrendiğimizde çok mutlu olduk. Bu yüzden Türkiye’ye gelerek bu protez ameliyatını olmaya karar verdim. Doktor Fatih Küçükdurmaz’a ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Kendisi benimle bizzat ilgilenmek için Taşkent’e geldi, beni önce orada muayene etti. Bana sürecin uzun ve zorlu olacağını anlattı, ben de bunu kabul ettim” ifadelerini kullandı.
‘BİR DÖNEM İŞİMİ BIRAKMAYI DAHİ DÜŞÜNMÜŞTÜM’
Tedavi sonrası hayatının değiştiğini belirten Shivaldova, “Başta doktor bey olmak üzere, birlikte çalıştığı VM Medical Park Hastanesi’nin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Bana yeniden mutlu bir hayat kazandırdıkları için minnettarım. Mesleğim ekoloji uzmanlığı ve işimi çok seviyorum. İşim gereği sık sık yürüyüşler yapmam gerekiyor. Bazen dağlık, bazen de ormanlık bölgelerde uzun yürüyüşler yapmak zorunda kalıyordum. Bu nedenle hastalığım yüzünden oldukça zorlanıyordum. Hatta bir dönem işimi bırakmayı bile düşündüm. Ancak bu tedaviye ulaştıktan sonra yeniden umutlandım. Şimdi işime devam edebileceğim için çok mutluyum. Teşekkür ediyorum” dedi. (DHA)