DAF'ta şiddet gören gençler halktv.com.tr'ye konuştu: Bu tarikat yapılanmasına artık yeter

Devrimci Anarşist Faaliyet (DAF) içerisinde Serkan Bayrak ve Çiğdem Bayrak'tan psikolojik ve fiziksel şiddet gördüklerini söyleyerek yaşadıklarını sosyal medyadan anlatan gençler, halktv.com.tr'ye konuştu. Gençler, kendilerine gelen "Bunca zaman neden katlandınız" eleştirilerine yanıt verdi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 07 Kasım 2021 07:27
DAF'ta şiddet gören gençler halktv.com.tr'ye konuştu: Bu tarikat yapılanmasına artık yeter

DAF içerisinde 2013'ten bu yana bulunan gençlerin tamamı, bazen aynı bazen ise farklı anlarda örgütün 'Şefi' olan Serkan Bayrak ve Çiğdem Bayrak'tan gerek fiziksel-psikolojik şiddet gördüklerini sosyal medya üzerinden anlatıyorlar.

Doğalında, yaşananları okuyanların akıllarında da birtakım sorular ortaya çıkıyor, yaşananların detaylarını öğrenmek istiyorlardı. Gençlerle çeşitli kanallarla iletişime geçtikten sonra Taksim'de buluştuk.

Röportaja gitmeden önce yayınladıkları tüm metinler tekrar tekrar okuduğumda, yaşananların üzerlerinde bıraktığı hasarları tahmin edebiliyordum fakat 'anlatılmayanlar' olduğunu bilmiyordum.

Konuşmaya başlar başlamaz ilk olarak herkesin sormak istediği soruyu soruyorum: Neden bu kadar katlandınız?

Merve, sorumuza, gayet içten bir şekilde cevap verirken "Birçok nedeni var, öncelikle ideolojiyi beğenmiştim. Düzenin, en iyi böyle değişeceğini düşünüyordum. Bu topraklarda başka anarşist örgütlenme şansım yoktu. DAF’a örgütlendiğimde, 17 yaşında örgütlendim. 6-7 yıl mücadele ettim. 'Buradan çıkan, kapitalizme entegre oluyor, hiçbir şeyi takmıyor, kendi hayatına bakıyor' deniliyordu. Aman biz hizipçi, itirafçı, ajan olmayalım diyorduk. Burada bile alttan bir tehdit vardı" diyor.

"Serkan niye küfür ediyor diye aramızda konuşuyorduk" diyen Merve, “Ataerkil bir insan değil, ağzında bu var' diye onu savunurlardı. Bize yaptıklarını anlattığımızda, 'Arkadaşlara karşı birbirimizi bileylemeyelim' derlerdi. Liseden itibaren örgütleniyorsun, her şeyi orada görüyorsun. Orası aileniz oluyor. Biz ailelerimizi bırakıp oraya gitmiştik. ‘Kavga vermek' diye bir tanım vardı. Ailenle kavga vermen gerekiyordu, bunu yapınca seni övüyorlardı. Böyle olunca daha çok bağlanıyorsun'' diyerek DAF içerisinde küçük yaşta başlayan psikolojik baskıyı anlatıyor.

Yaşadıkları şeylerden sonra "Burada yanlış şeyler olduğunu" düşünmeye başladıklarını aktaran gençler, "Serkan Bayrak yanlış bir insan ama biz buraya o kadar emek verdik, bırakıp gitmemeliyiz. Burası yanlışsa düzeltmeliyiz diyorduk" diyerek mücadele etmelerinin temel nedeninin DAF'ı düzeltmek olduğunu söylüyor.

Serkan Bayrak ve Çiğdem Bayrak’ın yaşattığı süreci anlatırken ikili bir şiddetten bahseden gençler, sürekli olarak psikolojik ve fiziksel şiddet gördüklerini söylüyor.

Mine ise Çiğdem Bayrak’ın, sürekli olarak herkese dair onur kırıcı, alay eden sözler söylediğini belirtiyor.

Serkan Bayrak’ın, özellikle kadınlara şiddet uyguladığının altını çizen Mine, “Alkol sorunu vardı. Eğer bir daha içersen yaptırım yapılacak denildi. Bir ay sonra hepimizi toplayıp alkol içti. Aynı akşam bir kadın arkadaşımıza daha şiddet uyguladı” diyor.

DAF üyesi olup başka illerde olan arkadaşların yaşananlardan haberi var mıydı?” diye sorduğumuz zaman ise Mine, “Hepsinin her şeyden haberi vardı. Her şeyi bilen temsilciler, Serkan’a destek veren paylaşım yaptı” diye yanıtlıyor.

Yayınladıkları metinde ‘’Serkancıklar” diye belirttikleri kişilerin DAF içinde hala olduklarını söyleyen Mine, “Bu tarikat örgütlenmesi yıllardır DAF’ın içinde. Bir gelenek haline gelmiş durumda” diyerek yayınlanan “Serkan uzaklaştırıldı” metninin bir adım olmadığını belirtiyor.

halktv.com.tr'ye konuşan iki kişi de DAF’tan çok zorlu bir mücadelenin ardından ayrılabilmiş, hayatlarını kurma konusunda oldukça zorlanmışlar. Üstelik bu konuda tek olmadıklarını, bırakan tüm arkadaşlarının benzer süreçler yaşadıklarını anlatıyorlar.

Serkan ve Çiğdem Bayrak’ın DAF’tan gitmesinin bir şeyi değiştirmeyeceğini düşünüyorlar. Bunun nedeni olarak ise “Bir kültür oluşturdular, şiddet sarmalının parçası haline getirdiler” diyorlar.

'Nasıl katlandınız?'

İnsanların kendilerini “Nasıl katlanırsınız, ezikmişsiniz” diye eleştiriyor olmasına ise Mine, “Biz kimsenin yapmadığı bir şeyi yapıyoruz. Bize gelen mesajlarda yaşananların yıllar öncesine dayandığını anlıyoruz. Böyle bir ‘tarikat’ oluşmasın diye ‘Yeter artık’ diyerek konuşmaya başladık” diyor.

İnsanların, saf duygularla düzeni değiştirmek için mücadele etmek için DAF ve benzer yapılara gittiğini söyleyen Merve, “Umarım bir daha böyle şeyler yaşanmaz” derken yapılan açıklamaların tatmin edici olmadığını söylüyor.

Serkan ve Çiğdem Bayrak’ın şiddetine maruz kalan gençler, mücadele etmenin karşısında olmadıklarının da altını çiziyor.

Mağdur olan arkadaşlar olarak konuşmaya başladıklarını söyleyen gençler, “Tamam, biz yaşadığımız her şeyi anlatacağız” diyerek ortak karar aldıklarını belirtirken hepsinin DAF’tan ayrılış sürecinin farklı olmasına rağmen yaşadıklarını anlatma konusunda beraber hareket ettiklerini dikkat çekiyorlar.

DAF içerisinde sevgilisi olduğu için Serkan Bayrak’tan şiddet gördüğünü söyleyen Mine, “Nasıl sevgilin olur diyerek herkesin içinde beni dövdü, sevgilimi bıçakladı. Ertesi gün arayıp özür diledi, ben de mücadeleyi böyle bir olayla bırakmak istemedim” diye konuştu.

Yaşananların ‘şiddet sarmalı’ oluşturduğunu söylüyor Mine. “Neden?” diye sorduğumuz zaman ise kendisinin de diğer insanlara ‘öğrendiği gibi davrandığını’ belirtiyor.

Serkan Bayrak, kendisi için, “Sağ kolum” diyormuş daha çok görev veriyormuş. “Eğer bu işler olmazsa hesabını senden sorarım” diyen Serkan Bayrak’ın baskısı, Mine'nin diğer insanlar üzerinde baskı oluşturmasına neden olmuş.

Kız kardeşler örgütü

Serkan ve Çiğdem Bayrak’ın komün evlerinde kalmadığını anlatan gençler, “Çiğdem hamileydi, Serkan bizden ikisinin bireysel ihtiyaçlarını karşılamamız için bazı şeyler talep ediyordu” diyor. Günlük olarak 26A adlı kafede 16 saatte kadar çalıştıklarını belirten Mine ve Ayşe, “Ben ve üç arkadaşıma gelip, ‘Siz çok iyisiniz, çok iyi devrimcisiniz’ diyerek övüyordu. Ardından ‘Siz kız kardeşlersiniz’ dedi. Dördümüz, Serkan ve Çiğdem’in evinde kalmaya başladık. ‘Kız kardeşler ayrılmaz, hep beraberdir, en iyi devrimci onlardır’ diyerek övdüğü için bizim de hoşumuza gidiyordu. Ama biz evlerinin temizliğini, alışverişini yapıyorduk. Birimiz, temizlik yaparken diğer sofrayı hazırlıyordu. Kız kardeşler örgütü, Serkan ve Çiğdem’in hizmetçileriydi” diyerek Serkan Bayrak’ın kurduğu ‘Kız kardeşler örgütünü’ anlatıyorlar.

Merve ise bir markette çalıştığını ve kazandığı parayı kuruşuna kadar DAF’a verdiğini söylüyor. “Hepimiz böyleydik, borçları bitirmemiz gerekiyor diyerek burslarımızı, maaşlarımızı alıyorlardı” diyen Merve, “Ben hala DAF’a verdiğim öğrenci kredimin borcunu ödüyorum” diyor.

DAF içinde olan arkadaşlarından öğrendiklerine göre yaşadıklarının hala devam ettiğini söyleyen gençler, “Serkan orada olduğu müddetçe bu sorunlar bitmeyecek” derken hukuki olarak da çözüm arayacaklarını belirtiyor.

'Kıyafetimize, saçımıza karışıyorlardı'

DAF içerisinde kendilerine yaşamsal açıdan da baskı uygulandığını söyleyen gençler, “Saçımızın, kıyafetimizin bile onların istediği şekilde olması lazımdı” diyor. Eğer Serkan Bayrak’ın istediği gibi giyinmezsen ‘Gevşek’ olarak lanse edildiğini belirten gençler, “Duruş biçiminden bile ‘gevşek’ ilan edilebiliyordun. Çiğdem, etek giydiğimiz zaman ‘İşini biliyorsun, herkesi kendine aşık etmeye çalışıyorsun’ diyordu” diyerek DAF içindeki baskının hayatlarının her alanında olduğunu anlatıyor.

Süper sonik devrimci: Serkan Bayrak

DAF’a gelen kişilerin tamamının Serkan Bayrak ve Çiğdem Bayrak tarafından şiddet görmüş olabileceğini söyleyen gençler, Serkan Bayrak’ın kendini ‘en iyi devrimci’ olarak tanımladığını anlatıyor.

Serkan Bayrak’ın kafasına göre kararlar alıp kuralları değiştirdiğini belirten gençler, Serkan Bayrak’ın kendisini ‘süper sonik devrimci’ diye tanımladığını söylüyor.

'Diğer kurumlardan dayanışma görmedik'

Gençler, mağduriyetlerini ve yaşadıklarını anlatmaya başladıktan sonra diğer devrimci, demokratik kuruluşa metinlerini anlattıklarını söylerken “Hiçbiri bizimle bir dayanışma göstermedi. Aynı masaya oturacaksınız, karşınızdaki kişi kadına şiddet uygulamış, sessiz mi kalacaksınız?” diyor. DAF’ın yaptığı açıklamaya rağmen diğer kuruluşların hiçbir şekilde DAF’a karşı tavır almamış olmamasının kendilerini rahatsız ettiğini belirten gençler, “Çok derin yaralarımız var, travmalarımız var. Belki hayatımız boyunca unutamayacağımız şeyler yaşadık” derken diğer kurumlardan destek beklediklerinin altını çiziyor.

Sohbetimizi bitirmeden önce gençler, yaşanan sorunların, kişiler bazlı olduğuna dikkat çekerek, "Bizim hâlâ idealimizdeki düşünce anarşizm, bu ifşalarla amacımız anarşizmi, mücadeleyi kötülemek değil" diyorlar. Anarşizm ve mücadelenin DAF yapılanmasıyla yanlış anlaşıldığını söyleyen gençler, "Biraz da bu yanlış algıyı yıkmak istiyoruz. Çünkü bize göre anarşizm bu değil. Bu insanlar anarşizmin adını kirletiyor" diye konuştu.