Bahçeli: Orta Doğu'nun fay hattı harekete geçti
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, belediye başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Dünyanın 'radikal bir kırılma' eşiğinde olduğunu ifade eden Bahçeli, mevcut gelişmelerin yalnızca birkaç bölgesel gerilimin toplamı olmadığını söyledi. Bahçeli, Ortadoğu’dan Avrasya’ya ve oradan Pasifik’e uzanan geniş bir hatta güç dengelerinin yeniden şekillendiğini belirterek, devletlerin iç dayanıklılığının sınandığını ve yeni bir jeopolitik düzenin oluştuğunu dile getirdi.
Bahçeli, “Orta Doğu’nun geniş fay hattı yeniden harekete geçirilmiştir. Gazze’de başlayan ateş, Lübnan’a sıçramış, Suriye’ye gölgelenmiş, Irak’a temas etmiş, nihayet İran’ın merkezine kadar uzanan bir sarsıntı üretmiştir.” ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE KRİZİN AKINTISINA KAPILAN BİR ÜLKE OLMAMALI"
Türkiye’nin bu süreçte nasıl bir rol üstleneceğinin kritik olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Türkiye krizin akıntısına kapılan bir ülke olmamalı. Türkiye, krizlerin ortasında istikamet tayin eden bir devlettir.” ifadelerini kullandı.
Bölgedeki gelişmelere de değinen Bahçeli, Gazze’de başlayan çatışmaların etkisinin giderek genişlediğini söyledi. Bahçeli, “Gazze’de başlayan ateş Lübnan’a sıçramış, Suriye’ye gölgelenmiş, Irak’a temas etmiş, nihayet İran’ın merkezine kadar uzanan bir sarsıntı üretmiştir.” dedi.
İran’da yaşanabilecek kontrolsüz bir zayıflamanın bölgeyi doğrudan etkileyeceğini belirten Bahçeli, böyle bir durumun yalnızca Tahran’ın iç meselesi olarak kalmayacağını ve çevre ülkelere yayılabilecek yeni bir istikrarsızlık kuşağı oluşturabileceğini ifade etti.
Bahçeli, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tablonun yalnızca sınır krizi olmadığını vurgulayarak bunun doğrudan milli güvenlik, sınır emniyeti ve bölgesel istikrar meselesi olduğunu kaydetti.
Erdoğan: İnsani değerleri korumanın derdindeyiz
Bahçeli bu ifadeleri kullandı:
"İran’da yaşanacak kontrolsüz bir zayıflama yahut çözülme yalnız Tahran’ın iç meselesi olarak kalmayacak; dalga dalga çevre ülkelere yayılan yeni bir istikrarsızlık kuşağı üretme potansiyeli taşıyacaktır. Mesele tam da budur. Türkiye’nin önündeki mesele, uzaktan izlenen bir sınır krizi meselesi değildir. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu tablo doğrudan doğruya milli güvenlik, sınır emniyeti ve bölgesel istikrar dosyasıdır.
Suriye tecrübesi bize ağır bedeller ödeterek öğretmiştir ki devlet otoritesinin zayıfladığı alanlar kısa sürede farklı silahlı grupların, vekâlet unsurlarının, düzensiz göç hareketlerinin, kaçak ekonomi ağlarının ve dış müdahalelerin sahasına dönüşmektedir.
Fırtınalı zamanlar yalnız risk üretmez; doğru okunduğunda büyük fırsatlar da üretir. Türkiye’nin görevi de tam olarak budur: krizlerin akıntısına kapılan bir ülke olmak yerine, yeni dengelerin kurulduğu zeminde kendi tarihî ağırlığını stratejik akılla sahaya yansıtan bir merkez devlet olmak.
Çünkü Türkiye’nin kaderi, başkalarının çizdiği haritaların içinde savrulmak değildir. Türkiye’nin kaderi, haritaların yeniden çizildiği masalarda söz sahibi olmaktır."