Ara seçim tartışmalarına Ümit Özdağ da dahil oldu! İttifak çağrısı yaptı
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin düzenlediği Türk Milleti Toplantısı'nda Türkiye'nin iç ve dış siyasetine, yargı operasyonlarına, derinleşen ekonomik krize ve Karadeniz'deki askeri hareketliliğe dair açıklamalarda bulundu. Açıklamalarının en dikkat çeken noktası ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e ve Türk milliyetçisi liderlere yaptığı "geniş milli ittifak" çağrısı yer aldı.
Gündeme dair değerlendirmelerini basın mensuplarıyla paylaşan Ümit Özdağ, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ı cezaevinde ziyaret edeceğini belirterek, siyasallaşan yargıya ve belediye başkanlarına yönelik operasyonlara tepki gösterdi. Ardından sözü Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve siyasetteki 'ara seçim/anayasa' tartışmalarına getiren Özdağ, şu tarihi çağrıyı yaptı:
"ARA SEÇİMİN TEK BAŞINA BİR ÇÖZÜM OLMADIĞI ORTADA"
"Bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'in bazı Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerini istifa ettirerek ara seçim yolu açmak istediğini görüyoruz. Ancak ara seçimin tek başına bir çözüm olmadığı ortada. İstifaların gerçekleşmesi ise iktidar bloğunun arzusuna bağlı. Gelinen bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve onun Sayın Genel Başkanına bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Zafer Partisi olarak hukuk devleti ve demokrasiye inanan, Atatürk'e ve Cumhuriyetin kurucu değerlerine gönülden bağlı olan tüm siyasi parti ve oluşumların geniş bir milli ittifak paydasında birlik ve beraberlik içinde bir araya gelmesinin çok önemli, çok etkili ve çok değerli olduğunu görüyor ve düşünüyoruz.
Sayın Özgür Özel'e ve bütün Atatürkçü, vatansever, Türk milliyetçisi liderlere demokratik bir Kuvay-i Milliye anlayışıyla Atatürk'te birleşme çağrısı yapıyoruz. Eli kanlı terörist başını kurucu önder ilan edenlere karşı Türk milletinin ve Cumhuriyetimizin ebedi ve büyük önderi Atatürk'te birleşmeye davet ediyoruz. Sayın Özgür Özel ve CHP yönetimini, 'terörsüz Türkiye' laflarıyla DEM, PKK ve BOP'un silahla, terörle gerçekleştiremediği ihanetlerini açılım adı altında ve anayasa değişikliğiyle yapma gayretlerini boşa çıkarmaya, bu şer ittifakına dolaylı ve mahcup bir destek olarak görülen o masaya oturmamaya ve masayı terk etmeye davet ediyoruz. CHP'nin o masada oturuyor olması bütün keyfiliklere, hukuksuzluklara, baskılara ve antidemokratik uygulamalara rağmen iktidara meşruiyet vermekten öte bir anlam ifade etmemektedir."
Özgür Özel yanıtladı: Ara seçim için AKP istifaları kabul etmezse ne olur?
"EKONOMİYİ İTHALATA, REZERVLERİ SWAP'A BAĞLARSANIZ BÖYLE BİR SONUCUN OLMASINDAN HİÇ ŞAŞIRMAYACAKSINIZ
Konuşmasının devamında Türkiye'nin yapısal bir ekonomik buhranın içinde olduğunu ifade eden Özdağ, ekonomi yönetimine şu sözlerle yüklendi:
"AK Parti iktidarının günü kurtarmaya yönelik, halkı fakirleştirirken rantiye grubunu zenginleştiren politikaları Türk ekonomisini ağır buhranın pençesine teslim etmiş durumda. AK Parti ekonomisi bir sıcak para ekonomisidir. Sıcak para ile sahte bir denge kurulmaya çalışılmaktadır. Son 3 haftada 15 milyar dolar carry trade, sıcak para çıkışı yaşandı. Merkez Bankası bu çıkışın tahribatını engellemek için piyasaya toplam 41 milyar dolar döviz satışı gerçekleştirdi. Tam bir asgari ücret sefaletini yaşıyor milletimiz. 28.075 TL asgari ücret... 32.793 TL açlık sınırı. Yoksulluk sınırı ise 106.000 lira; yani orta sınıf yok oluyor.
Dün eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar, Merkez Bankası yönetimini eleştirerek 'Ekonomiyi rezil ettiniz' dedi. Anladık ki bu bahsedilen Merkez Bankası Uganda Merkez Bankası herhalde arkadaşlar. Şamil Bey haklıdır, ekonomi rezil durumdadır. Ekonomiyi ithalata, rezervleri swap'a bağlarsanız böyle bir sonucun olmasından hiç şaşırmayacaksınız."
Özdağ, ekonomik krizden çıkış reçetesi olarak; Devlet Planlama Teşkilatı'nın yeniden kurulmasını, akaryakıtta KDV'nin düşürülmesini, asgari ücretin 3 ayda bir güncellenmesini ve çiftçiye faizsiz kredi verilerek hacizlerin durdurulmasını talep etti.
"İSRAİLLİ BAKANI GÖRÜNCE AKLIMA AUSCHWİTZ'İN NAZİ KOMUTANI GELDİ"
Dış politikada ABD-İsrail ve İran arasındaki gerilime de geniş yer ayıran Özdağ, İsrail'in sivil katliamlarına sert tepki gösterirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a İran halkına tıbbi yardım yapılması çağrısında bulundu:
"ABD ve İsrail siyasi ve stratejik hedeflerine ulaşamadılar. ABD Başkanı Trump, 'İran'ı taş devrine yollayacağız' dedi. Bir ülkeyi taş devrine yollayacağız demek savaş suçudur. Gazze'de bir soykırım gerçekleştiren, 75.000'in üzerinde insanı öldüren İsrail, şimdi Filistinliler için ölüm cezasını getiren bir yasa değişikliği yaptı. Bir İsrailli bakanın ölümleri içki içerek kutladığını görüyoruz. İnsanın midesi bulanıyor. Ben Almanya'da okudum, Nasyonal Sosyalist tarihi iyi bilirim. İsrailli o bakanı görünce, aklıma Auschwitz'in Nazi komutanı geldi.
Buradan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenmek istiyorum: İran yüzlerce yıldır yanımızda ve gelecek yüzlerce yılda da yanımızda olacak. Türkiye'nin İran'a ilaç ve tıbbi malzeme, insani yardım yapmasının zamanı gelmiştir. AFAD ve Kızılay bu konunun eşgüdümüyle görevlendirilmelidir."
"BU NASIL BİR ASKERİ MANTIK?"
İstanbul Boğaz Komutanlığı'na yabancı generallerin ziyareti ve 6. Kolordu'nun NATO'ya tahsisi iddiaları üzerinden Milli Savunma Bakanlığı'nı eleştiren Özdağ, Karadeniz'de Montrö'yü delebilecek hamlelerin risklerine dikkat çekti:
"Milli Savunma Bakanlığı, 'Ukrayna Operasyon Birimi adı altında Anadolu Kavağı'nda çok uluslu bir deniz unsuru komutanlığı konuşlanacağı'nı açıkladı. Bir Fransız veya İngiliz tümgeneral elini kolunu sallayarak Türkiye'ye gelip 'Ben burada Boğaz'da komutan oluyorum' diyemez. Ortada bir tezkere yok. Diğer yanda 6. Kolordu Karargahının NATO'ya tahsisi konusunda haberlerle uyanıyoruz. Hava savunmanızı Rusya'dan alıp, sonra Rusya'ya karşı kolordu konuşlandırıyorsunuz. Bu nasıl bir askeri mantık? Boğazlarımıza yabancı askeri komutanlıkların kurulması asla kabul edilemez bir gaflettir. Karadeniz'in güvenliği Türkiye, Rusya, Ukrayna ve kıyıdaş ülkelerin meselesidir; NATO bu bölgeye girmemelidir. 6. Kolordu'nun NATO'ya teklif edilmesi yerine terörle mücadele ve istikrar gücü olarak 6. Ordu'nun kurulması gerekmektedir."
"ÖCALAN VE PKK İLE PAZARLIK YAPARAK DEMOKRATİKLEŞME OLMAZ"
Toplantının sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özdağ, CHP'ye yaptığı çağrının henüz somut bir temas olmadığını, bir 'anlayış zemini' oluşturmayı hedeflediğini belirterek sözlerini şu ifadelerle noktaladı:
"Türkiye demokratikleşecek diyorlar. Demokratikleşmeyi de Abdullah Öcalan ve PKK ile yapılan görüşmelere bağlıyorlar. Muhalefete düşman ceza hukuku uygulanarak her gün bir başka baskı politikası gerçekleştiriyorlar. Böyle bir demokratikleşme, sahte bir demokratikleşmedir. Hiçbir terör örgütüyle bir ülkenin pazarlık yaparak demokratikleştiği görülmemiştir. Türk halkının büyük bir çoğunluğu bu müzakerelerden olağanüstü rahatsız. Cumhuriyet Halk Partisi'nin böyle bir sürecin içerisinde olmaması gerekir diyoruz."