1932'de açılan dava 2026'da sonuçlandı! Çanakkale’de 94 yıllık tapu davası karara bağlandı
Çanakkale'nin Biga ilçesinde bir mülkiyetin paylaşılamaması üzerine başlayan yargı süreci, Türkiye yargı tarihinin en uzun soluklu davalarından biri oldu. Süreç, 27 Ekim 1932 tarihinde Biga Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan dava dilekçesiyle başladı. Yerel mahkeme, davanın açılmasından yaklaşık 9 yıl sonra, 11 Temmuz 1941'de ilk kararını verdi. Ancak uyuşmazlığın temyiz edilmesiyle dosya Yargıtay'a taşındı ve yargılama süreci on yıllara yayılan bir belirsizliğe girdi.

YEREL MAHKEME VE YARGITAY ARASINDA GEÇEN ONYILLAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 1943 yılında yerel mahkemenin verdiği kararı bozarak dosyayı yeniden görülmek üzere Biga Asliye Hukuk Mahkemesi'ne geri gönderdi. Bu tarihten itibaren dosya, hukuk sistemindeki değişiklikler ve bölgedeki teknik çalışmalarla yeni evrelere taşındı. Yargılama devam ederken bölgede başlatılan kadastro çalışmaları, davanın niteliğini değiştirdi. Dava konusu taşınmazların Biga'nın Kaldırımbaşı köyündeki kadastro tespitlerine konu olması üzerine dosya, 1958 yılında kadastro mahkemesine devredildi.

PARSEL SAYISI 232'YE, TARAF SAYISI BİNE ULAŞTI
Zaman içinde taşınmazlar için açılan diğer dava dosyalarının da ana dava ile birleşmesi sonucunda, uyuşmazlığa konu olan parsel sayısı 232'ye kadar yükseldi. 2015 yılında Çanakkale Kadastro Mahkemesi'ne kaydedilen dosyada; bilirkişi incelemeleri, taraf teşkili işlemleri ve delil değerlendirmeleri yıllarca devam etti. Yapılan detaylı incelemeler sonucunda, davanın taraflarının zamanla çoğaldığı ve dosyada yaklaşık bin kişinin taraf olarak yer aldığı tespit edildi.


94 YILLIK DOSYADA KISMEN KABUL KISMEN RET KARARI
HaberTürk'te yer alan habere göre y0aklaşık bir asır süren yargılama, 21 Ocak 2026 tarihinde nihai kararın açıklanmasıyla son buldu. Çanakkale Kadastro Mahkemesi, 183 parsel hakkında yürüttüğü incelemeyi tamamlayarak davanın kısmen kabulüne, kısmen ise reddine karar verdi.
Büyük dedelerin başlattığı mülkiyet mücadelesinde verilen bu karar, dördüncü kuşak torunlara ulaştı ve yargı literatüründeki en uzun süreli dosyalardan biri olarak kayıtlara geçti.