Madencilikte kriz kapıda! TMMOB: Özelleştirme ve ithalat iflasa sürükledi
TMMOB Maden Mühendisleri Odası, madencilik ve enerji alanında son yıllarda izlenen özelleştirme ve ithalata dayalı politikaların sektörü çıkmaza sürüklediğini belirterek dikkat çeken bir açıklama yayımladı.
TMMOB kamu kurumlarının üretimden çekilmesi ve maden sahaları ile santrallerin özel şirketlere devredilmesi sonucunda hem üretimin gerilediğini hem de yüzlerce işçinin işsiz kaldığını vurguladı. “Yerli ve milli” söylemiyle savunulan mevcut politikaların, artan ithalat ve kapanan işletmelerle iflas ettiğini ifade eden Oda, kamucu, planlı ve toplumsal yararı gözeten bir madencilik ve enerji politikasına acil ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Madenciler hakları için yollara düştü!
ÖZELLEŞTİRMELERE TEPKİ
TMMOB Maden Mühendisleri Odası'nın yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Geçtiğimiz yıllarda birçok santral, maden sahaları ve işletmeler şirketlere devredilerek özelleştirilmiş, kamu kurumları ise üretimden neredeyse tamamen çekilmiştir. Gelinen noktada; özelleştirilen maden sahalarını ve santralleri işleten birçok işletmeci, işletmecilik faaliyetlerinin yeterince kârlı olmadığını veya ithalatın kendileri için daha avantajlı olduğunu gerekçe göstererek üretimden çekilmeye başlamıştır.
Soma-B Termik Santrali’nin kömür ihtiyacını yıllardır karşılayan Türkiye Kömür İşletmeleri’nin santral işletmecisinden 450 milyon dolar alacağını tahsil edemediği ve santral işletmecisinin iflas aşamasına geldiği kamuoyuna yansımıştır. 2015 yılındaki özelleştirme sonrasında santrali devralan firma bugün santrali işletemeyecek duruma düşmüştür. Santral, 2015 yılı öncesinde EÜAŞ tarafından işletilirken; özelleştirme sonrası, santral işletmeciliği konusunda uzman personel farklı kurumlara dağıtılmış ve santral bir tarım kooperatifine ait firmaya bırakılmıştır. Bugün ise santral işçileri işten çıkarılmakta ve mağdur edilmektedir.
Özelleştirilen sahalardan biri de Divriği demir madenleridir. Bu sahalar 2004 yılında OYAK Grubu’na bağlı Ermaden’e devredilmiştir. Geçtiğimiz günlerde OYAK Grubu, ithal demir cevheri fiyatlarındaki keskin düşüşü ve özellikle Çin kaynaklı düşük fiyatlı demir cevheri arzını gerekçe göstererek Divriği’deki yeraltı ocağındaki işletmecilik faaliyetlerini durdurduğunu açıklamıştır. Üretimin sonlandırılmasıyla yüzlerce işçi işinden edilmiştir. Benzer bir süreç Kütahya Gediz bölgesindeki madenlerde de yaşanmakta; kömür ithalatı nedeniyle kömür ocakları kapanmakta ve işçiler işten çıkarılmaktadır. Önümüzdeki dönemde bu örneklerin artması kaçınılmaz görünmektedir.
Ülkenin dört bir yanında santraller ve madenler kapanırken işçiler işsiz kalmakta; hammadde ve enerji ihtiyacının karşılanmasında dışa bağımlılık giderek artmaktadır. Kamu işletmeciliğinin sonlandırılması sonucunda TKİ, EÜAŞ, TTK ve Eti Maden gibi kurumların kurum hafızaları zayıflamış, deneyimli personel farklı kurumlara dağıtılmıştır.
Kısa vadeli kâr hırsını önceleyen; madenciliğin istihdam, bölgesel kalkınma ve sosyal yaşam üzerindeki olumlu etkileri gibi kamu yararına ilişkin temel parametreleri göz ardı eden anlayış, bugün yüzlerce işçinin işsiz kalmasına yol açmıştır. Bu tablo, iktidarın madencilik ve enerji politikalarının iflas ettiğinin en somut göstergesidir.
Ülkemizin madencilik ve enerji sektöründe içine sürüklendiği bu çıkmazdan kurtulabilmesi için yürütülecek tüm çalışmalara; önerilerimiz, raporlarımız ve bilgi birikimimizle ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde katkı sunmaya hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. İktidarı, söylemde “yerli ve milli” olarak sunulan ancak gerçekte ithalata ve dışa bağımlılığı artıran madencilik ve enerji politikalarından vazgeçmeye davet ediyoruz.