Trump krallığını ilan etti! Beyaz Saray’daki görüntüler ortalığı karıştırdı!
Washington’da gerçekleşen İngiltere Kralı III. Charles ve Kraliçe Camilla’nın resmi ziyareti, diplomatik protokolün ötesine geçen anlara sahne oldu. Beyaz Saray’ın merdivenlerinde ABD Başkanı Donald Trump tarafından karşılanan Kraliyet çifti, daha ilk dakikalarda dikkat çeken bir fiziksel ve sembolik etkileşimle gündeme oturdu.
Kameraların önünde gerçekleşen tokalaşma sırasında Trump’ın liderleri kendine doğru çekerek sergilediği bilinen beden dili, bu kez Kral Charles tarafından beklenmedik bir refleksle karşılandı. İki liderin kısa süreli “çekişmeli tokalaşması”, uluslararası basında “güç mücadelesi” ve “psikolojik üstünlük denemesi” olarak yorumlandı. Eşler arasındaki selamlaşma daha yumuşak bir atmosfer yaratırken, Trump ve Charles’ın bir süre daha temas halinde kalması dikkatlerden kaçmadı.

“PROTOKOL İHLALİ” TARTIŞMASI
Ziyaretin en çok konuşulan başlıklarından biri ise Trump’ın Kral Charles’ın omzuna temas etmesi oldu. Kraliyet protokolünde yer alan yazısız kurallara göre, kraliyet ailesi üyeleriyle fiziksel temasın başlatılmaması gerektiği bilinirken, bu hareket İngiliz basınında “protokol ihlali” olarak değerlendirildi.
Beden dili uzmanı Judi James ise olayı daha farklı yorumladı. James, bu hareketin teknik olarak bir kural ihlali olduğunu kabul ederken, Kral Charles’ın bu duruma annesi Kraliçe II. Elizabeth’e kıyasla daha esnek yaklaşabileceğini ifade etti. Uzman ayrıca bu temasın diplomatik bir “iyi niyet jesti” olarak da okunabileceğini belirtti.

TARİHİ KONGRE KONUŞMASI
Ziyaretin bir diğer kritik ayağı ise Kral III. Charles’ın ABD Kongresi’nde yaptığı tarihi konuşma oldu. Kraliçe II. Elizabeth’ten sonra Kongre’de konuşma yapan ilk İngiliz hükümdar olan Charles, uzun süre ayakta alkışlandı.

Konuşmasında ABD-İngiltere ilişkilerinin tarihsel köklerine vurgu yapan Kral, iki ülkenin geçmişteki ayrışmalarına rağmen bugün güçlü bir ittifak içinde olduğunu söyledi. Avrupa’dan Ortadoğu’ya uzanan küresel krizlere değinen Charles, Batı ittifakının dayanıklılığının önemine dikkat çekti.
Ukrayna meselesi ise konuşmanın en kritik bölümlerinden biri oldu. Kral, Kiev’e verilen desteğin sürmesi gerektiğini vurgulayarak “adil ve kalıcı barış” çağrısında bulundu. Bu ifadeler, son dönemde Ukrayna politikasına yönelik tartışmalar nedeniyle ABD iç siyasetinde Trump’a dolaylı bir mesaj olarak değerlendirildi.
NATO MESAJI VE 11 EYLÜL HATIRLATMASI
Charles ayrıca 11 Eylül sonrası NATO’nun ilk kez 5. maddeyi devreye soktuğunu hatırlatarak, ABD ile müttefiklerin “omuz omuza” hareket ettiğini söyledi. Bu açıklama da Trump’ın geçmişte NATO’ya yönelik eleştirileriyle ilişkilendirilerek dikkat çekti.

“ALMANCA KONUŞURDUNUZ” DEDİ, ORTALIK BUZ KESTİ
Beyaz Saray’daki akşam yemeğinde ise diplomatik ton yerini daha esprili ama bir o kadar da dikkat çekici bir çıkışa bıraktı. Kral Charles, Trump’ın geçmişte dile getirdiği “ABD olmasaydı Avrupa Almanca konuşurdu” sözlerine atıfta bulunarak, “Biz olmasaydık siz de Fransızca konuşuyor olurdunuz” ifadelerini kullandı.
Bu sözler salonda hem gülüşmelere hem de şaşkın bakışlara neden olurken, tarihsel göndermesi nedeniyle sosyal medyada geniş yankı buldu.
DAHA ÖNCE DE YAPMIŞTI
Donald Trump, Ocak ayında Davos Zirvesi’nde yaptığı konuşmada ABD’nin II. Dünya Savaşı’ndaki belirleyici rolüne vurgu yaparak dikkat çeken bir değerlendirmede bulunmuş, savaşın seyrinde Washington yönetiminin müdahalesinin kritik olduğunu savunarak, “ABD olmasaydı bugün birçok ülke Almanca, hatta kısmen Japonca konuşuyor olabilirdi” sözleriyle dikkat çekmişti.
“TRUMP KRALLIĞI” YORUMLARI
Ziyaret boyunca sergilenen sahneler, bazı yorumcular tarafından “Trump’ın kendi siyasi krallığını sembolik olarak inşa ettiği bir diplomatik gösteri” şeklinde değerlendirildi. Tokalaşmalardaki güç vurgusu, protokol tartışmaları ve görsel şov niteliğindeki karşılamalar, bu yorumları daha da güçlendirdi.
Özellikle Trump’ın uluslararası sahnede liderlerle kurduğu fiziksel temas biçimi ve kamuya açık etkinliklerdeki domine edici beden dili, “güç merkezli diplomasi” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
ÖZEL PASAPORT TARTIŞMASI
Ziyaretin yankıları sürerken, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 250. yıl kutlamaları kapsamında sınırlı sayıda özel tasarım pasaport hazırlığı yaptığı da gündeme geldi. Söz konusu pasaportlarda Donald Trump’ın görselinin yer alabileceği iddiası, “hayatta olan bir başkanın resmi belgede ilk kez yer alması” tartışmasını beraberinde getirdi.