Trump İran'dan 'kademeli çekilme' için mesaj verdi
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran’a yönelik askerî saldırıların kademeli olarak azaltılması seçeneğini değerlendirdiklerini açıkladı. Trump, “hedeflerimize ulaşmaya çok yaklaştık” diyerek Washington’un önceliklerini beş başlık altında sıraladı.
Trump, bu hedefleri İran’ın füze kapasitesi ile fırlatıcı altyapısının çökertilmesi, savunma sanayi üstünlüğünün hedef alınması, donanma, hava kuvvetleri ve uçaksavar sistemlerinin etkisizleştirilmesi, İran’ın nükleer silah eşiğine ulaşmasının engellenmesi ve bölgedeki müttefiklerin korunması olarak sıraladı. Trump’ın korumayı hedeflediklerini söylediği ülkeler arasında İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt yer aldı.
Trump’ın paylaşımında Hürmüz Boğazı’na ilişkin mesajı da öne çıktı. ABD Başkanı, bu hattın onu kullanan ülkeler tarafından korunması gerektiğini savundu. Washington’un bu görevi üstlenmeyeceğini belirten Trump, talep edilmesi hâlinde ABD’nin destek verebileceğini söyledi. Ancak İran tehdidi ortadan kalktığında buna ihtiyaç kalmayacağını da ifade etti.
"KORKAKLAR" DİYE SİTEM ETMİŞTİ
Trump’ın bu açıklaması, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğine ilişkin daha önce yaptığı çağrıların devamı niteliğinde değerlendirildi. Trump, bu konuda çağrısına karşılık vermeyen NATO ülkeleri için daha önce “korkaklar” ifadesini kullanmıştı.
Bazı Avrupa ülkeleri ile Japonya ve Kanada, 19 Mart’ta Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişin sağlanmasına destek vermeye hazır olduklarını duyurmuştu. Trump’ın bu çıkışının ardından İngiltere de ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında İngiliz üslerinin kullanılmasına onay verdi. Bu kararın, Hürmüz Boğazı’ndaki gemilerin korunmasını da kapsayacak şekilde genişletilebileceği belirtildi.
Işık Tanrısının kapısı Hürmüz: Büyük İskender'den Roma'ya ve Trump'a boğaza takılan güç
İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise bu adımın doğrudan savaşa katılım anlamına gelmediğini vurguladı. Starmer, gerilimin düşürülmesi gerektiğini söyledi. Trump ise İngiltere’nin kararını “çok geç verilmiş bir yanıt” olarak değerlendirdi.