Sanchez düğmeye basıyor: İsrail ile anlaşmanın iptali AB gündeminde
İspanya hükümeti, Avrupa Birliği ile İsrail arasındaki ilişkileri doğrudan etkileyecek önemli bir adım atmaya hazırlanıyor. Başbakan Pedro Sánchez, Brüksel’de gerçekleştirilecek AB Dışişleri Bakanları toplantısında, İsrail ile yürürlükte olan ortaklık anlaşmasının feshedilmesini resmi olarak önereceklerini açıkladı.
Sol liderlerden Barselona'da güç gösterisi: Yeni düzeni biz kuracağız
Sosyalist İşçi Partisi’nin Endülüs’te düzenlediği etkinlikte konuşan Sánchez, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümeti sert sözlerle eleştirdi. Sánchez, “Uluslararası hukuku ihlal eden bir yönetimin Avrupa Birliği ile ortaklık ilişkisini sürdürmesi mümkün değil” diyerek, bu durumun AB’nin temel değerleriyle bağdaşmadığını savundu.
İSRAİL HÜKÜMETİNİ HEDEF ALDI
Madrid yönetimi, attığı adımın İsrail halkına karşı olmadığını özellikle vurgularken, eleştirilerin doğrudan hükümet politikalarına yönelik olduğunun altını çizdi. İspanyol hükümeti, Gazze başta olmak üzere bölgede yaşanan gelişmelerin “insani sonuçlarına” dikkat çekerek, AB’nin daha net bir tutum alması gerektiğini düşündüğünü belirtti.
AB ÜLKELERİNDEN FARKLI YAKLAŞIMLAR
İspanya’nın bu girişimi Avrupa’da da farklı tepkilere yol açmış durumda. İrlanda ve Slovenya Madrid’e açık destek verirken, Almanya başta olmak üzere bazı ülkeler ise anlaşmanın feshedilmesine mesafeli yaklaşıyor. Bu durum, AB içinde İsrail politikası konusunda derinleşen görüş ayrılıklarını bir kez daha gözler önüne serdi.
KOALİSYON ORTAĞINDAN DESTEK
Öte yandan İspanya’daki koalisyon hükümetinin küçük ortağı olan Sumar ittifakı, uzun süredir İsrail ile tüm diplomatik ve ekonomik ilişkilerin kesilmesi yönünde baskı yapıyordu. Söz konusu talep, son dönemde Avrupa genelinde de yankı buldu. Nitekim “Avrupa Vatandaş Girişimi” kapsamında toplanan 1 milyondan fazla imza da kısa süre önce AB Komisyonu’na sunularak anlaşmanın askıya alınması çağrısı yapıldı.
Brüksel’deki toplantıda İspanya’nın önerisinin nasıl karşılanacağı ve AB içinde ortak bir tutum oluşup oluşmayacağı ise merak konusu. Tartışmanın sonucu, yalnızca AB–İsrail ilişkilerini değil, Birliğin dış politika çizgisini de doğrudan etkileyebilir.