Son Dakika | Özel'den Erdoğan'a jet 'Beytülmal' yanıtı! "Varsa cesaretiniz canlı yayına çıkın"

Son Dakika | Özel'den Erdoğan'a jet 'Beytülmal' yanıtı!  "Varsa cesaretiniz canlı yayına çıkın"
Son dakika... CHP Lideri Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan'ın "Beytülmal'e el uzatmışsınız, adalete hesap vermeye alışacaksınız" sözlerine yanıt verdi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’yı ziyaretinin ardından açıklama yaptı. Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğanın “Beytülmal'e el uzattınız” sözlerine sert yanıt verdi. Özel, “Varsa cesaretiniz, hadi bakalım çıkalım, canlı yayın yapalım” dedi.

AYM BAŞKANI ÖZKAYA'YA ZİYARET

Özel, ziyareti CHP heyetiyle birlikte gerçekleştirdiklerini belirterek şunları söyledi:

“Ziyaretimizi de seçim ve hukuk işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Gül Çiftçi'yle, Grup Başkan Vekillerimiz adına Grup Başkan Vekilimiz Ali Mahir Başarır'la ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş'la birlikte gerçekleştirdik.”

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) herkes için son güvence olduğunu vurgulayan Özel, mahkeme kararlarının bağlayıcılığına dikkat çekti:

“Tabii ki Anayasa Mahkemesi bugünlerde Türkiye'de herkesin üzerine titremesi ve sakınması gereken, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme ve hepimiz için, bütün vatandaşlar için son güvence. Anayasa Mahkemesi'nin kararları yasama, yürütme, yargı açısından bağlayıcı ve son söz hükmünde. Gerekçeli kararın yayınlanmasından sonra da uygulanması gerekiyor.”

Özel, hak ihlali kararlarının uygulanmasının yalnızca hukuki değil, ülkenin itibarı ve ekonomisi açısından da önemli olduğunu söyledi:

“Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlalleri noktasındaki vermiş olduğu kararlar, kararların uygulanması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gittiğinde orada verilen kararların Türkiye'de uygulanması... Bunların hepsi aslında hangi siyasi görüşten olursanız olun Türkiye'yi seviyorsanız, Türkiye'nin menfaatlerini düşünüyorsanız, Türkiye'nin ekonomisini düşünüyorsanız, Türkiye'nin dünyadaki itibarını düşünüyorsanız üzerine titrenmesi gereken meseleler.”

Özel, AYM ziyaretinin gündelik siyasi tartışmaların konusu yapılmaması gerektiğini belirtti:

“Biz Anayasa Mahkemesi'nin önünden aracımızla geçtiğimizde de aklımızdan bunlar geçiyor. Böyle bir ziyareti yaptığımızda da aklımızdan bunlar geçiyor. Tabii ki asla gündelik siyasi meseleler üzerine Anayasa Mahkemesi ziyaretinde; öncesinde, sırasında, sonrasında değerlendirmeler yapacak değiliz.”

Özel, anayasanın bütün kurumlar ve yurttaşlar için ortak güvence olduğunu da şu sözlerle anlattı:

“Ama anayasa bir toplumun birlikte yaşama iradesinin kelimelere dökülmüş şeklidir ve her bir sayfası birbirinden değerlidir. Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerini tarif eden sayfaya verdiğiniz önem; bir milletvekili için Meclis'e verdiği öneme, eğer yürütmedesiniz bakansanız bakanlığa, Cumhurbaşkanıysanız Cumhurbaşkanlığına verdiğiniz öneme, mal mülk sahibiyseniz mülkiyet hakkına karşılık gelir. Sonuçta hepsi bir bütündür ve hepimize hepsi lazımdır.”

ERDOĞAN'A JET YANIT

Özel, Erdoğan’ın grup toplantısındaki sözleriyle ilgili soruya yanıt verirken, yargı kararı olmadan suçlayıcı ifadeler kullanılmasına tepki gösterdi:

“Bir kere tabii bir grup toplantısındaki bu üslubu milletin takdirine bırakıyorum. Sözde efendim işte Cumhuriyet Halk Partisi veya Genel Başkan Özgür Özel işte dediğiniz gibi "tehdit", "hakaret" bilmem ne... Cümlenin kendini tekrar etsin, benim söylediğim hangi cümlede hakaret varmış?

Ama daha şurada okuduğunuz cümlede siz kendiniz hatırlatma yaparken "tırnak içinde" hatırlatması yaptınız ki "aman efendim cümleleri bana ait sanmayın. Çünkü bu cümleleri söyleyecek durumda değilim ben" diyorsunuz. Onun için diyorsunuz tırnak içinde söyledi. Çünkü tekrarının utanç vereceği cümleleri ülkenin Cumhurbaşkanı grup toplantısında söyleyebiliyor.

Bir kere tam olarak şunu ifade etmek lazım; "Beytülmal'e el uzattınız" diyor. Buna kim karar verecek? Buna bağımsız mahkemeler karar verecek. Bunu bugünkü Adalet Bakanı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iken iddia etti. İddia etmek için lazım olan bir kişiyi bulamadı, üç tane ağaca isim verdi. Çınar dedi, Ladin dedi, Meşe dedi; gizli tanıklara söyletti.”

"İTİRAFÇI SÖZÜ ALTINDA İFTİRACI"

Özel, gizli tanık ve itirafçı ifadelerine ilişkin de şu iddialarda bulundu:

“O gizli tanıklar söylediğinden vazgeçti. Sonra, tutukladıklarını zorlayarak onları "itirafçı" sözü altında iftiracı yapmaya çalıştı. Dün itibarıyla 14 tanesi, savcıların baskısıyla yönlendirmesiyle diyerek ifadelerinden vazgeçtiler. Daha dün iki tane gizli tanık Aziz İhsan Aktaş davasında "Yok yok görmedim, sadece duydum. Öyle duydum, söyledim yazmışlar altına imza attım." diyerek gizli tanık olmasına rağmen ifadelerinin somut kendi gördükleri bir tanıklığa değil, kulaktan duyduklarına ve bunların savcılar tarafından yazılıp kendilerine imzalatılmasına vurgu yaptılar.”

"VARSA CESARETİNİZ CANLI YAYINA ÇIKIN"

Erdoğan’ın sözlerini “ön infaz” olarak nitelendiren Özel, canlı yayın çağrısını yineledi:

“Böyle bir yerdeyiz ve kusura bakmasın ama artık bu kadar hakaretten sonra şunu söyleyeceğim: Sayın Cumhurbaşkanı utanmadan, sıkılmadan, iddia edilen, iddia için ispatlardan yoksun bir iddianameye dayanarak; mahkeme kararı olmadan, olsa ne yazar istinafta onaylanmadan, onaylansa ne yazar Yargıtay'da kesinleşmeden, hükmü kendi zihninde kesinleştirmiş zaten.

Ve millete diyor ki, "Beytülmal'e el uzattınız" diyor bize, "Hesap vermeye alışacaksınız" diyor. Bir kez hesap verme, iddiayla, yargılanmayla, kararla, istinafla değil; bir cezanın kesinleşmesiyle, infazla olur. Ama siz Mussolini gibi ön infaz yöntemi yapıyorsanız; "Bizim savcılar ola ki ispatlayamaz, hakimler ola ki lafımdan çıkar, bunlar cezasız kalır, o yüzden yargılamayı beklemeye gerek yok, şimdiden infaz edeyim" diyorsanız, tam da bugünkü ifadeniz suçüstü halidir! Tam da bugünkü ifadeniz itiraftır! "Beytülmal'e el uzattıysanız" diyor, "Hesap vermeye alışacaksınız."

İkincisi, bu kadar kendinden eminsen neden kaçıyorsun canlı yayından? Yazın konuşmadık mı? Şimdi siyaset mi yapıyoruz, siyaset yapıyoruz. Siyaset gerçeği mi arar, yoksa yalana mı tapar?

"BAHÇELİ DİYORSA OLUR DEDİN Mİ DEMEDİN Mİ"

Bu milletin gözüne baka baka ben dedim ki, 'Ben o iddianameyi bekliyorum, arkadaşlarım yargılansın diye değil, bu iftiracıları yargılamak üzere.' O günlerde Sayın Bahçeli, 'Canlı yayın talebi doğrudur, her şey milletin gözünün önünde olsun' dedi mi, demedi mi? Dedi. Bunu size sordular, 'Bahçeli isabet buyurmuş, Sayın Bahçeli diyorsa olur' dedin mi, demedin mi? E iddianame çıktı, benim dediğim gibi çıktı. O yüzden canlı yayından kaçmıyor musunuz? Varsa cesaretiniz, hadi bakalım çıkalım, canlı yayın yapalım.”

Özel, Erdoğan’ın “ahlaki üstünlük” vurgusuna da yanıt verdi:

“Bu kadar net bir durum ortadayken halen daha konuşuyor. Ve kusura bakmasın ama ahlaki üstünlük dediğin mevzu şöyle bir şeydir: İddianame çıkarken 'canlı yayın yapalım' deyince muhalefet, 'hodri meydan' deyince, 'hadi bakalım rezillikleriniz canlı yayınlansın' deyip iddianameyi görünce ana muhalefet, 'talebimde ısrarlıyım' deyip de siz bucak bucak kaçıyorsanız, ahlaki üstünlük kusura bakmayın ama sizde aranmaz.

Ahlaki üstünlüğün olması için bir kere ahlaken sözünün arkasında durman beklenir. İlk başta burada beklenir. İkincisi, yargı kararı çıkmadan, çıkmış gibi söylemek yerine yargıya güven telkin edecek sözler ve adımlar gerekir. Sen hukuku katlettirdiğin birini önce Bakan Yardımcısı, sonra Cumhuriyet Başsavcısı, sonra da Bakan yapıyorsan; bir ödül ceza mekanizması kurduysan, işine gelen kararları terfi ettirip, işine gelmeyen karar veren hakimleri sürgün ettiriyorsan, o zaman sende ahlaki üstünlüğün olmadığını millet görür.”

"ÇOĞUNLUK ENERJİSİ BİZDEDİR"

Özel, siyasi üstünlüğün CHP’de olduğunu savunarak şöyle devam etti:

“O yüzden de psikolojik üstünlük bizdedir. O yüzden de çoğunluk enerjisi bizdedir. O yüzden ben siyaseti tam bir yıldır 106 meydan meydan, sokak sokak kalabalıklarla yapıyorum, çünkü çoğunluk enerjisi bendedir. O yüzden sen siyaseti yazın soğuttuğun, kışın ısıttığın salonlarda atadıklarınla yapıyorsun. Atanmışlara kendini alkışlatanla, milletin desteğini arkasına alan arasında kusura bakmasın ama tabii ki psikolojik üstünlük farkı da olur, ahlaki üstünlük farkı da olur.”

"GÖKÇEK YARGILANMADAN KİMSE YARGILANMAZ"

Özel, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin eski başkanı Melih Gökçek üzerinden de Erdoğan’a yüklendi:

“Milletin ahlakına dil uzatmak için önce Türkiye'nin en ahlaksız siyasetinin yapıldığı, örneğin Ankara'nın yıllarca Melih Gökçek tarafından yönetildiği ve senin partiyi birlikte kurduğun 33 arkadaşının 30'u, ilk üç arkadaşının ikisi diyorsa ki; 'Melih Gökçek yargılanmadan kimse yargılanamaz, Melih Gökçek'e bu sorular sorulmadan kimseye sorulamaz' deniyorsa, bir de bunun üstüne ahlaktan bahsetmeyeceksin.

Sen, 'Ankara'yı parsel parsel sattın' diyen ve yanında ak saçlı olarak tuttuğun, bu sözü söylediğinde ve devamında Cumhurbaşkanlığında İstişare Heyeti'nde bulunmuş, partinin en başta seninle bir 3 kurucusundan biri olan birisi 'Ağzımı açtırtmasın' dediği Melih Gökçek'i istifa ettirip savcıya vermiyorsan, sonra da 'sus payı' diye onun oğluna milletvekilliği makamı veriyorsan... Bir gün çalışmamış, bir kuruş kazanmamış, tek becerisi hakaret ve iftira etmek olan birisini Melih Gökçek korkusuna milletvekili yapıyorsan ondan sonra tutup da bu başkentte, Ankara'da konuşmayacaksın.

Bu söylediklerinin tamamı ahlaki üstünlüğün Cumhuriyet Halk Partisi'nde olduğunu tescil eden beyanlardır.”

"DÜŞMAN HUKUKU UYGULUYORSUNUZ"

Özel, Erdoğan’ın geçmişteki yargı süreçleriyle bugünkü davaları aynı kefeye koyduğunu belirterek buna itiraz etti:

“Bugün Sayın Erdoğan'ın bu açıklamalarının tamamını talihsiz açıklamalar olarak değerlendiriyorum. Nasıl aynı kefeye koyuyorsun? Hadi aynı kefeye koyalım; eğer Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızı Sayın Erdoğan gibi tutuksuz yargılasalardı bu lafları söyleyecek miydik?

Yargılandı, ceza aldı, bir şey yok. Yargıtay'a gitti, yıllarca bekledi, bir şey yok. Ceza kesinleşti, telefonla cezaevine davet edildi. Cezaevinde yanında yatacak kişiyi bile seçti. Bütün cezaevine mangalda balık yaptırdı. Cezaevinde şiir kaseti çekti. Şimdi bir yanda bu, bir tarafta 12 metrekarelik hücrede Türkiye'nin en yüksek güvenlikli cezaevinde her hakkından mahrum, tecrit edilen... Bırakın içeriye teyp soksun, ses kaydetsin; daha önceden çekilmiş fotoğraflarını halen daha seçilmiş belediye başkanının İstanbul'un her yerinden indirteceksin, sesini metrolardan kaldırtacaksın, sonra da diyor ki "Biz diyor her zaman diyor hukuka saygılı olduk."”

"O GÜN SANA UYGULANAN TUTUKSUZ YARGILAMAYDI"

Özel, Erdoğan’a seslenerek şunları söyledi:

“O gün sana uygulanan hukuk tutuksuz yargılamaydı. O gün sana uygulanan; bir günden bir güne kapına gelip de çalıp seni, Emine Hanım'ı, çocukları uykudan sıçratıp, yatak odana kadar dalıp, alıp da yatak odasından gözaltı yapıp Ahmet Özer'e yapıldığı gibi, Ekrem İmamoğlu evinin kapısından alınıp kolunda iki tane polisle birlikte video çeke çeke "Hadi hastaneye, sağlık kontrolüne, oraya buraya, sonra da hadi bakalım Silivri'ye..." Bu muameleyi gördün mü sen? Diyor ki "Bize yapıldı, biz hukuk içinde mücadele ettik."

Hadi o zaman, Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu ifadelerini yeni bir adım olarak görüyorum. Kendisine yapılan muameleyi Ekrem İmamoğlu'na yapsın, bundan sonra bir kelime benim ağzımdan bu konuda eleştiri duymayacak. Ama insaf yahu! Düşman hukuku uyguluyorsunuz. Kimsenin kimseye yapmadığını yapıyorsunuz. Bolsonaro'nun Brezilya'da Lula'ya yaptığını yapacaksın, Putin'in muhaliflerine yaptığını yapacaksın, İsrail'de Filistinli tutuklulara yapılan muameleyi arkadaşlarımıza yapacaksın, ondan sonra geleceksin "Biz de buralardan geçtik, hukuk içinde mücadele verdik." Yap tutuksuz yargılama, hukuk içinde vereceğim mücadeleyi. Diğer taraftan eşlerle, çocuklarla uğraşılıyor.”

"BU MU SİYASİ REKABET"

Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve bazı dosyalar üzerinden de eleştirilerini sürdürdü:

“Ey Sayın Erdoğan! Adalet Bakanı'na soru soruyoruz tapularıyla ilgili. Cevap vermek yerine aktifleri gösterip pasifleri gizleyerek açıklama yapıyor. Kendisini savunabilen bir tane bakanın yok. Verdiğim ID numaralarının ona ait olduğunu o gün bugün Murat Kurum'un bakanlığı o dakika yalanlayabilirdi. Yüzüncüye soruyoruz, yok.

O cevap konuşmasında diyor ki: "Muhittin Böcek de Özgür Özel'e şu iftirayı atacak ama daha zamanı var. Ama daha zamanı var." Hangi iftirayı? O söylediğini altı ay önce Muhittin Böcek'in önüne dayadılar. "Saçmalama kardeşim, ne Özgür Özel oradaydı ne de bir şey. Rahmetli Ferdi Zeyrek çağırdı, konum attı, bürosuna gittim, proje anlattı, döndüm" diyor. Oradan Özgür Özel iftirasını atacak ama daha zamanı var, "daha zulmedeceğim" diyor. Bu laftan bir gün sonra Muhittin Böcek'in korumalarını, şoförlerini, özel kalemini tutukluyorlar. Hem de Antalya'da yürüyen bir dava varken, İstanbul'dan yetkisiz şekilde gözaltına alıp götürüyorlar. İftira at diyorlar, çocuklar normal beyanlarıyla tatmin olmuyorlar, onları içeri atıyor. Şimdi onu iftiracı yapmaya uğraşıyor.”

Özel, sözlerini Erdoğan’a doğrudan yönelttiği şu ifadelerle sürdürdü:

“Yahu Erdoğan sen bunları görüyor musun, duyuyor musun? Bu mu siyasi rekabet? Bu kadar mı düştün? Özgür Özel'i susturamıyorsun, Özgür Özel'i siyaseten yenemiyorsun, anketlerde geçemiyorsun diye buna mı tenezzül ediyorsun? Bu kadarını artık bunu söylettin yani. Sen benimle baş edemiyorsun, yakının üzerinden şoförlere iftira attırmak suretiyle uğraşıyorsun. Yahu senin başkanın bilgi notu yolluyor, senin bakanın yolladığı bilgi notunun tarihinde "Bana genel başkan" diyor, "Genel başkan değilim." "Milletvekili" diyor, "Karar verici ben değilim." "Birisine aracılık etti" diyorlar, adamın kendisi aday, başkasına ne aracılık edecek? Bu kadar yalana saparak bir şeyler yapan birisinin bir de tutup şimdi bu sözleri söylemesi nasıl bir şey ya? Nasıl bir şey? Bu kadar ayıbı, yalanı, hakareti, iftirayı sahiplenmek, benimsemek nasıl bir şey? İnsan gerçekten üzülüyor, insan gerçekten yani 24 yıldır ülkeyi yöneten birisinden bu kadar acizliği beklemiyor, bu kadar haksızlığı da beklemiyor yani. Olacak iş değil.”

Özel, AYM’yi neden ziyaret ettiğine ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:

“Anayasa Mahkemesi ziyareti ya da yüksek yargı ziyaretleri hassas ziyaretler. Bu ziyareti bir nezaket, makama saygı, o makamdaki kişilere saygı, görevlerine duyulan saygı ve güven çerçevesinde yapıyoruz. Gündelik siyasetle bunları ilişkilendirmekten özellikle uzak duruyoruz. Teşekkür ederiz arkadaşlar.”

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi