Onur Yaser Can’ın intiharındaki sis perdesini 'kaldırmam' inadı! Belgeleri yok eden polislere 'imha' demeden hapis talebi
ODTÜ mezunu Onur Yaser Can’ın intiharıyla sonuçlanan süreçte resmi belgeleri yok ettikleri iddiasıyla yargılanan polisler hakkında savcı esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcı, sanıklar için 13 yıla kadar hapis cezası talep etti. Ancak imha edilen belgelerin hangi amaçla yok edildiğine dair herhangi bir değerlendirmede bulunmadı.
İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen davada, Can’ın gözaltına alındığı dönemde görev yapan, ölümünün ardından belge ve kayıtları değiştirdiği öne sürülen dört polis ile bu belgeleri yok etmekle suçlanan bir bilirkişi yargılanıyor.
Sanıklar, dönemin İçişleri Bakanı’nın soruşturma izni vermemesi kararının mahkeme tarafından kaldırılmasının ardından Eylül 2022’de hakim karşısına çıkmıştı.
Haziran 2023’te dört polis hakkında “resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçundan altışar yıl hapis cezası verilmiş, bilirkişi ise beraat etmişti. İstinaf mahkemesi, sanıklara takdiri indirim uygulanmadığı gerekçesiyle hükmü bozmuş ve dava yeniden görülmeye başlanmıştı.
Kısa Dalga'dan Canan Coşkun'un haberine göre; Savcı mütalaasında, yok edilen evrakların “kamu görevlisi tarafından görevi gereği düzenlenen ve aynı zamanda içerik itibariyle kamusal bir özellik arz eden belgelerden” olduğunu belirtti.
Bu belgelerin aksi ispat edilinceye kadar geçerli sayıldığı ve Onur Yaser Can hakkında yürütülen soruşturma bakımından hukuki sonuç doğurma niteliği taşıdığı vurgulandı. Savcı, bu tür belgelerin ancak başka resmi tutanaklarla değiştirilebileceğini, aksi durumda kişilerin devlet kurumlarına güveninin zedeleneceğini ifade etti.
Mütalaada, Yunus Başay, Muhammet Ongun ve Onur Ülker’in soruşturmanın başında yer aldığı ve imha edilen belgelerde imzalarının bulunduğu kaydedildi.
Bu belgeler esas alınarak Onur Yaser Can hakkında iddianame düzenlendiği belirtildi. Daha önce “resmi evrakta sahtecilik” suçundan başka bir mahkemece cezalandırılan polis Soner Gündoğdu’nun ise evrakta değişiklik talimatını bu davada sanık olan Hakan Aydın’dan aldığı aktarıldı.
SAVCI, "SONRADAN İMZA ATTIRILDIĞI SOMUT" DEDİ
Savcı, Onur Yaser Can’ın emniyete yeniden çağrılarak sonradan hazırlanan belgelere imza attırıldığının somut olduğunu, ilk ifade ve tutanakların imha edildiğini belirtti. İntihar notunda da yer aldığı üzere ifade ve tutanaklardaki değişikliklerin sanıklar tarafından yapıldığını savundu.
Buna göre sanıkların zincirleme şekilde “resmi belgeyi bozma” suçunu işlediği ileri sürüldü. Ancak tüm bu imha ve değişikliklerin neden gerçekleştirildiğine ilişkin mütalaada herhangi bir yorum yer almadı.
Onur'un kardeşi Ezgi Sevgi Can ve avukatları ise mahkemeye sundukları dilekçede, belgelerin yok edilmesinin işkence, kötü muamele ve onur kırıcı davranışları gizlemek amacıyla işlenen bir “araç suç” olduğunu belirtti.
Resmi kayıtların sistematik biçimde ortadan kaldırılmasının, Onur Yaser Can’ı sorgulayan ekibin farklı bir ekipmiş gibi gösterilmesine hizmet ettiği, böylece hukuka aykırı sorgu yöntemlerinin izlerinin silinmeye çalışıldığı vurgulandı.
Can’a sonradan imzalatılan belgelerin bir örneğinin verilmemesinin de kastı ortaya koyduğu ifade edildi.
Avukatlar, istinaf mahkemesinin bozma gerekçesi olan “iyi hal indirimi”ne de itiraz etti. Kamu görevlilerinin hukuka bağlılık yükümlülüğü bulunduğunu belirten aile, bu yükümlülüğün ihlal edilerek işlenen suçlarda indirim uygulanmaması gerektiğini savundu. Dilekçede, “Bu durum, sanıkların rehabilitasyon potansiyelinin olmadığını ve topluma karşı duyarsızlıklarını göstermektedir” ifadesine yer verildi.
Dava 27 Şubat’ta yeniden görülecek. Mahkemenin hükmü açıklaması bekleniyor.
NE OLMUŞTU?
Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010’da narkotik polisince gözaltına alındı. Ailesine ve avukatına haber verilmeden ifadesi alındı.
Gözaltında çıplak aramaya ve baskıya maruz kaldığını belirten Can, serbest bırakıldıktan sonra yeniden emniyete çağrıldı. İlk tutanakların iptal edilerek aleyhine yeni belgeler düzenlendiği iddia edildi.
Emniyete üçüncü kez çağrıldığı gün yaşamına son veren Can, intihar mektubunda “çırılçıplak soyularak uzun süre duvara dönük bekletildiğini” yazdı.
Ölümünün ardından annesi Hatice Can 2014’te canına kıydı, babası Mevlüt Can ise 2019’da hayatını kaybetti.
Yargı sürecinde bazı polisler “resmi belgeyi bozmak veya yok etmek” suçundan mahkûm edildi.
İstinaf mahkemesi, iyi hal indirimi uygulanmadığı gerekçesiyle kararı bozdu. Bunun üzerine dava yeniden görülmeye başlandı.
