İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan hakim karşısında: Casusluk davasında ilk duruşma!
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Silivri’de görülen “casusluk” davasının ilk duruşması, yoğunluk ve salon krizi nedeniyle gecikmeli başladı. Dava kapsamında Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün “siyasal casusluk” suçlamasıyla yargılanıyor.
"İMAMOĞLU'NU BİR KEZ GÖRDÜM BUGÜN DE İKİNCİ KEZ AYNI YERDEYİZ"
Gün'ün savunmasında şu ifadeler yer aldı:
"Huzurunuzda görülmekte olan yargılamaya dayanak teşkil eden, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bürosunca düzenlenen 4 Şubat tarihli iddianameye konu tarafıma yöneltilen siyasi casusluk ve askeri casusluk iddiaları tamamen mesnetsiz ve gerçek dışıdır. Ben hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği, iç veya dış siyasi bilgileri ya da gizli kalması gereken bilgileri temin etmedim, teşebbüste bulunmadım, kimseyle de paylaşmadım. Suçu işlediğime dair en küçük bir ikrarda bulunmadım; çünkü ben ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım, kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri başkasına da casus diyemez.
Ben uzun yıllardır dünyanın değişik bölgelerinde farklı iş kollarında yatırım yapan bir iş insanıyım. Maalesef burada açıklamak zorunda kalacağım üzere, bilhassa 15 Temmuz hain darbe girişimi sürecinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yurt dışında üstlenmiş olduğum görevler göz önüne alındığında, iddianamede atıfta bulunulan yabancı devlet adamları, askeri ve siyasi kişilerle yaptığım görüşmeler hayatın olağan akışına uygundur.
FETÖ ile mücadele için devletim adına aktif bir şekilde görev yaptığım, yurt dışında olan FETÖ’cülerle ilgili ülkemizden çaldıkları mal varlıklarının ne olduğuna dair bilgi vererek ülkemize destek verdiğim görülebilir. Yurt dışında düzenlenen, iddia makamı tarafından devlet sırrı olarak belirtilen örgüt şemalarını bizzat ben hazırladım ve devletimizin resmi makamlarına iletilmesini sağladım. Bu sorular bana ilk sorulduğunda devlet sırrını açık etmemek için geçiştirdim; iddianamede görünce şok oldum.
Hiçbir karşılık beklemeksizin vatanıma hizmet etmek için şerefli Türk subaylarına küfreden (Ergenekon ve Balyoz’da) ve FETÖ’de hazırladığım bu dökümanların bugün huzurunuzda casusluk suçlamasının sözde delili olarak gösterilmesi son derece haksız ve mesnetsizdir.
Olmayan bir şey var olamaz Sayın Başkan. Dosya kapsamındaki verilere bakıldığında, Türk vatandaşı olmaktan onur duyan, kendisini Jön Türk olarak tanımlayan katıksız Atatürkçü ben, ülkem için çalışmakta olduğumu sizlere kanıtlıyorum.
Manevi annemin yadigârı olarak gördüğüm Yanardağ ile sosyal ilişkilerim çerçevesinde son derece seyrek görüştüğüm iletişim kayıtlarında görünür. Merhum manevi annem İmamoğlu’nu çok seviyordu, koyu CHP’liydi. Özkan’la gayrihukuki hiçbir şey yok, görüşmemizde. Yurt dışında ortağı olduğum firmadaki elemanlara ücretsiz bir sosyal medya analizi yaptırdım. Her şey bundan ibarettir. İnternette herkesin rahatlıkla ulaşabileceği açık kaynak analizinin siyasi casusluk olarak nitelendirilmesi inandırıcılıktan uzaktır. Bu mantığı biz kabul edersek o zaman bu salondaki ve salon dışındaki milyonlarca Türk vatandaşı tutuklanmak zorunda kalacaktır.
İstanbul TEM’de vermiş olduğum ifademde belirttiğim üzere, Merdan Yanardağ ve Özkan’ı manevi annem vasıtasıyla tanıdım. İmamoğlu’nu da seçilmesinden sonra manevi annemle yaptığımız ziyarette sadece 1 kez gördüm. Bugün de ikinci kez aynı yerdeyiz. Kayıtlara bakıldığında İmamoğlu ile ne öncesinde ne sonrasında iletişimde olmadığım açıkça görülür.
Açık kaynak verilerine baktığında içerik analizini herkes yapar.
Ben hiçbir şekilde İBB veri tabanını kopyalamadım. Böyle bir talimatı Amerika’daki çalışanlarıma vermedim. KVKK’ya aykırı bir izinsiz veri erişimi de sağlamadım. Darknet ve darkweb kapalı kaynak değildir. Burası çok önemli Sayın Başkan. Herkes tarafından erişilebilen ancak bir tık tecrübe gerektiren bir yer olduğunu bilirkişi raporu da söylüyor.
Ne benim bir hacklemem var ne sızma var. Sosyal medya analizi yapmanız için hacklemenize gerek yok, zaten açık.
Sizin resen seçtiğiniz bilirkişi, Doktor Öğretim Üyesi İsmail Sinan Tatlıgil’in hazırladığı bu raporda, açık kaynak istihbarat ve darkweb’de yayınlanan e-posta adresi ve kullanıcı adı gibi hiçbir verinin tarafımca kopyalanmadığını ve bu verilerin internette herkese açık olduğunu teyit etmiştir. İBB verilerinin kopyalanmasına ihtiyaç yoktur.
10.58 | DURUŞMA BAŞLADI
Duruşma Hüseyin Gün'ün savunmasıyla başladı. 313 gündür bugünü beklediğini belirten Gün, "Gıyabımda yaşanan olaylardan habersiz şekilde ülkemizde yapay zeka fabrikası kurmak için Amerika’dan uçakla Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra havalimanından gözaltına alındım, buradayım. Telefonum ve dizüstü bilgisayarıma el konuldu, şifreleri ben verdim kolluk kuvvetine çünkü kendimden eminim casus değilim" dedi.
İddianamede, Hüseyin Gün’ün “etkin pişmanlık” kapsamında verdiği ifade sonrası sürecin genişlediği ve diğer isimlerin de dosyaya dahil edildiği belirtiliyor. Sanıklar hakkında 15 ila 20 yıl arasında hapis cezası talep ediliyor.
Duruşma öncesinde ve sırasında salonda yoğunluk yaşandı; çok sayıda gazeteci ve avukat içeri alınamadı. “Aleniyet ilkesi” vurgulanarak salona giriş tartışma konusu oldu. Yer sıkıntısı nedeniyle duruşma salonunda kriz yaşandığı, daha önce de benzer bir yoğunlukla gündeme gelen aynı salonda yargılama yapıldığı belirtildi.
MERDAN YANARDAĞ'DAN SERT ÇIKIŞ
Sanıklar duruşma salonuna getirilirken, TMSF'nin kayyum atandığı TELE1'in Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın izleyicilere yönelik siyasi içerikli kısa bir çıkış yaptığı aktarıldı. Yanardağ, "Amerikancı bir iktidar var. Emperyalizmin işbirlikçileri, yurtseverleri casuslukla suçluyor” dedi. Duruşmanın ilk aşamasında savunmalar ve usule ilişkin tartışmaların öne çıktığı ifade ediliyor.