Suriye sorunu

Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı, HTŞ Lideri Ahmet eş-Şara ile terör örgütü PKK’nın devamı SDG’nin (YPG-PYD) Lideri Mazlum Abdi’nin Şam’da yaptıkları görüşmede uzlaşamadıkları bildirildi.

Daha önce açıklanan 14 maddelik uzlaşma metni yürürlüğe girmemiş oldu.

Şara’nın Suriye ordusu SDG’ye karşı operasyonlarını artırdı. SDG, Fırat’ın doğusuna çekildi. Suriye ordusunun Fırat’ın doğusunda da operasyon hazırlığında olduğu haberleri yayıldı.

Arap aşiretlerinin saf değiştirdiği, SDG’nin yanından Şara’nın yanına geçtikleri duyuruldu.

SDG hızla güç kaybetti ve küçük iki alana sıkıştı.

Bu gelişmelerde ABD’nin SDG’ye desteğini çekip Şara’nın yanında yer alması en büyük etken oldu.

Şara’nın liderliğindeki HTŞ bütün Suriye’ye hakim olmayı hedefliyor.

SDG, Suriye’nin kuzeydoğusunda özerk bir yönetim kurarak devletleşmeye doğru ilerliyordu. Ancak bu gelişmeler SDG’nin hedefine ulaşmasını zorlaştırdı.

Şimdi Suriye’de tutunmaya çalışacak.

SDG’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda silahlı güçleri olan bir özerk yönetim oluşturması Türkiye için bir tehdit oluşturuyor.

Bu nedenle Türkiye, SDG’nin kendini feshetmesini, mensuplarının da bireysel olarak Suriye ordusuna katılmasını savunuyordu. Suriye sınırında bir Kürt devletçiği istemiyordu. Çünkü Suriye’den sonra PKK’nın İran’daki kolu PJAK’ın da özerk yönetim peşinde olduğu, ardından sıranın Türkiye’nin güneydoğusuna geleceğini görüyordu.

Bu nedenle, SDG’nin zayıflayarak küçük iki bölgeye çekilmesi Türkiye’nin hedeflerine uygun bir sonuç.

Bu gelişmelerde Türkiye’nin ağırlığını koymasının kuşkusuz büyük etkisi var.

SDG gibi Şara’nın liderliğindeki HTŞ’nin de Türkiye için bir tehdit olduğunu unutmamak gerekir.

Ankara, Şam’daki HTŞ yönetimine yakın duruyor.

Ancak HTŞ, IŞİD’in devamı şeriatçı bir terör örgütü.

HTŞ’nın bütün Suriye’ye hakim olması bu ülkeyi Afganistan benzeri bir ülkeye çevirebilir.

Elbette şeriat rejimini komşularına da ihraç etmeye çalışır.

Bu da Türkiye için tehdittir.

Türkiye, bölgede laik, demokratik, hukuk devleti rejimine sahip tek ülke.

Atatürk’ün yüz yıl önce kurduğu çağdaş Türkiye’nin savunması gereken görüş komşularının da laik, demokratik, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, kadın-erkek eşitliğine dayalı devletler olmasıdır.

Ortadoğu’daki ülkelerin temel sorunu bu niteliklerde rejimlere sahip olmamalarıdır.

Hanedanlar, otoriter liderler tarafından yönetilen Ortadoğu ülkelerinin örnek almaları gereken tek komşu Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Bu nedenle Türkiye, etnik aidiyet veya inanç üzerinden Suriye’yi bölmeye, şerait devleti haline getirmeye çalışan örgütlere karşı olmalıdır.

Suriye’nin barış içinde, refaha ulaşmış bir ülke olabilmesi ancak laik, demokratik, hukuk devleti olmasıyla mümkündür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fikret Bila Arşivi

Güç birliği zorunluluğu

04 Mayıs 2026 Pazartesi 05:06

İşçi hakları

01 Mayıs 2026 Cuma 05:04

Yüz karası değil kömür karası

29 Nisan 2026 Çarşamba 05:04

Maden işçiliği

27 Nisan 2026 Pazartesi 05:06

Üç bayram bir arada

24 Nisan 2026 Cuma 05:06

İkinci kez monarşi önerisi

22 Nisan 2026 Çarşamba 05:07

CHP'liler pes etmez

20 Nisan 2026 Pazartesi 05:06

Güvenlik sorunu

17 Nisan 2026 Cuma 05:06

Türkiye’nin rejim sorunu

15 Nisan 2026 Çarşamba 05:04

Yalçın Küçük’ün ardından

13 Nisan 2026 Pazartesi 05:05