Sisteme makyaj iktidarda kalmaya yetmez

Seçimler yaklaşırken, AK Parti’nin iktidarda kalabilmek için ciddi bir arayış içinde olduğu gözleniyor.

Bir yandan seçim yasasını iktidar partileri lehine değiştirmeye yönelik çalışmalar sürdürürken diğer yandan tek adam rejimine karşı giderek güçlenen muhalefetin etkisini kırmak için sisteme makyaj yaparak daha demokratik bir görüntü yaratmayı düşündüğü anlaşılıyor.

Son günlerde iktidarın mevcut sistemin aksaklıklarını giderecek hazırlıklar içinde olduğu haberleri yayılıyor. Tek adama dayalı cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi yerine yarı başkanlık sistemine geçmek üzere muhalefet partilerine öneri götürüleceği haberleri de var. Sistemi onarmak adına bakanların milletvekilleri arasından seçilmesi, bakanlık süresince milletvekilliğinin askıya alınması, bakanlık görevi bitince yeniden milletvekilliğine dönüşün sağlanması, bakanlar için Meclis’te yeniden güvenoyu, gensoru sisteminin getirilmesi üzerinde çalışıldığı da kamuoyunu yansıtıldı.

İktidarın, muhalefet partilerine, yeni anayasayı sistemi bu öneriler çerçevesinde onarmak üzere işbirliği çağrısında bulunacağı da dillendiriliyor.

İktidar bunu başarabilirse önümüzdeki seçimde tek adam rejimi ile parlamenter demokrasi arasında bir seçim tercihinde bulunulmasının önünü de kapatmış olacak. Yeni sistemi muhalefetle birlikte hazırlayabilirse mevcut otoriter yönetimle, demokratik yönetimin karşılaştırılmasını da sonlandırmış olacak. Böylece, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yol açtığı sorunların kaybettirdiği desteği yeniden kazanmaya çalışacak. En azından kağıt üzerinde böyle planlıyor.

İktidarın cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yapacağı birkaç rötuş ve makyaj AK Parti’nin iktidarını sürdürmesine yetecek bir düzenleme değildir. Kaldı ki, muhalefet partilerinin iktidardan gelecek daha demokratik başkanlık veya yarı başkanlık sistemini kabul etmeyeceği ortadadır. Muhalefetin tek adam rejiminin makyajlanmasını kabul etmesi düşünülemez. Millet İttifakı ve diğer muhalefet partilerinin ortak hedefi cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini kaldırıp, Türkiye’nin güçlendirilmiş parlamenter sistemi geçmesidir. Muhalefetteki 7 partinin bu ortak amaçtan vazgeçmesi ve iktidarın yarı başkanlık makyajına “evet” demesi beklenemez.

HALK NEYİ OYLAYACAK?

Sistemi daha demokratik gösterecek rötuşlara karşın halk tek adam sistemini ve yarattığı sorunları oylayacaktır. Sandıktaki tercihini yaşadığı ağır ekonomik sorunlara göre yapacaktır.

AK Parti’nin 20 yıllık iktidarının sonunda demokratik sistem, adil yönetim, işsizlikle mücadele gibi konularda halka vaat edeceği bir çözüm kalmamıştır. Bu konularda söyleyecek sözü de yoktur. Çünkü bu sorunları yaratan iktidardır. Bunun sorumluluğu üzerindeyken bir muhalefet partisi gibi demokrasi, özgürlük, eşitlik, ucuzluk, iş, aş, refah vaat etmesinin inandırıcılığı yoktur.

Seçmen vaatlerden çok yaşadıklarına bakarak oy kullanacaktır.

Bu açıdan bakıldığında iktidarın ideolojik sermayesini yiyip bitirdiği söylenebilir.

Siyasi söylemini din ve dini değerler üzerine oturtan iktidarın bu alandaki uygulamaları söylediklerinin tam tersinedir. Dini söylemle daha fazla oy alması da mümkün değildir.

Halkın, “başları secdeye değiyor, bu kadro yolsuzluk yapmaz, haram yemez, çalmaz çırpmaz, kimseyi kayırmaz, yetimin hakkını kimseye yedirmez, haksızlık hukuksuzluk yapmaz” ümidiyle işbaşına getirdiği AK Parti iktidarı süresince bütün bunların yapıldığı gerçeği ortaya çıktı.

Yoksul vatandaşlara, “fakirlik kaderdir, Allah sizi sınıyor, fakirler cennete gider” denilirken,  iktidar mensupları ve yandaşları şatafatlı bir yaşam sürüyor. Bu zıtlık artık gözden kaçırılamayacak bir büyük gerçeğe dönüştü. İhalelerin hep yandaş firmalara verildiği, hazinenin bu yandaş firmalar için 20-25 yıl sürecek ödemelerle bağlandığı, içinin boşaltıldığı, yandaş olmayanın iş bulamadığı, bulanın işine son verildiği, kamu kaynaklarıyla türetilen yeni zenginlerin saraylarda, villalarda, lüks jiplerde yaşadığını vatandaş biliyor, görüyor.

Dini değerler üzerinden siyaset yaparken yoksul vatandaşa “çocuklarınızı imam hatibe gönderin” diyen iktidar mensupları ve yandaşları kendi çocuklarını Amerikan, Fransız, Alman kolejlerine gönderiyorlar. Vatandaş bunu da görüyor.

İşsiz gençler iş bulma kurumu ve işçi pazarlarında sabahın köründen gece karanlığına kadar iş bekliyorlar. İş bulanlar günde 50 lira kazanmak için 14 saat çalışıyorlar, buna razılar. İşsizler eve ekmek götürmek için saatlerce iş beklerken, iktidar mensupları ve yandaşlarının 3-5 yerden maaş aldıklarını da biliyorlar. İyi bir üniversiteden mezun olan, iyi bir mesleği bulunan gençler ise yurtdışına göçmek için sıraya girmiş durumdalar. İş garantisi olan genç doktorlar bile Almanca kurslarına yazılıp, Almanya’ya gitmeyi düşlüyorlar.

Vatandaş sandıkta kuşkusuz bunları da oylayacaktır.

Halkın yaşadıkları ortadayken sisteme bir iki makyaj yaparak iktidarda kalınacağı hesabı çarşıya uyacak bir hesap değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fikret Bila Arşivi