Halk TV Canlı Yayın
Fikret Bila

Fikret Bila

Türk ekonomisi ve maliyesindeki bazı göstergeler kötü işaretler veriyor.

Türkiye ciddi bir ekonomik ve mali krizden geçiyor. Ancak iktidar bir takım kozmetik önlemlerle kamuoyuna “kriz yok” mesajı vermeyi sürdürüyor.

İktidar kağıt üstünde makro göstergeleri ne kadar iyi göstermeye çalışırsa çalışsın, idari kararlarla, normal koşullarda tüketilmemesi gereken kaynakları tüketmek yoluyla ekonomik bir krizi çözüme kavuşturamaz. Aksine derinleştirir ve piyasa ekonomisi koşullarından uzaklaştırır. Nitekim, bazı göstergeler Türk ekonomisinin hızla bu yöne doğru sürüklendiğine işaret ediyor.

ÜRETİM DÜŞÜYOR

Ekonomik büyümenin  yolu üretim ve buna dayalı ihracat artışıdır. Türkiye ise son üç çeyrektir küçülüyor. Sanayi üretimi başta olmak üzere üretim düşüyor. Ekonomi küçülüyor. Buna bağlı olarak ihracat ve ithalat da küçülüyor. Bu negatif bir sarmala işaret ediyor. 

Üretimdeki daralma, TL'nin değer kaybına karşın reel olarak ihracat gelirlerini artırmıyor. 
Pahalı döviz ithalatı düşürüyor, bu da üretimde ara malı bağımlısı olan Türkiye’de üretimi daha da düşürüyor. Sanayi üretiminde yıllık düşüş yüzde 10’a yaklaştı.

İŞSİZLİK BÜYÜYOR

Üretim düşüşünün en önemli sonuçlarından biri işsizliğin hızla artması. Türkiye’de işsizlik yüzde 14 düzeyine dayanarak rekor düzeye ulaştı.

İşsizlik üniversite mezunu gençler arasında yüzde 25 oranında.

Küçülen ekonomide istihdam kapasitesinin artması mümkün değil. Türkiye, dünyada en yüksek işsizlik oranına sahip ülkelerden biri konumunda.

VERGİ GELİRLERİ DÜŞÜYOR

Mali tabloya baktığımızda enflasyondan arındırılmış vergi gelirlerinde düşüş yaşanıyor.

Dahilde ve ithalatta alınan KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergi gelirlerinin vergi gelirleri içindeki payı yüzde 50’ye yakınken, bu oran son yıl yüzde 43’e kadar geriledi. 

Bu tablo Türkiye’de bir yandan tüketimin küçüldüğüne diğer yandan kayıt dışı ekonominin büyüdüğüne işaret ediyor ki her iki gösterge de serbest piyasa koşullarının giderek bozulmaya yüz tutuğunun sinyalidir.

YÜKSEK ZAMLAR

TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranı yüzde 13 civarında görünse de, özellikle mutfaktaki fiyat artışları yüzde 25’i buldu.

Son bir ay içinde akaryakıta yüzde 15, doğalgaza yüzde 32 oranında yapılan zam enflasyon oranının içinde değil. Sigaraya ve alkollü içceklere ise yüzde 50 oranında vergi artışı geldi. Okul masraflarındaki artış yüzde 30 civarında.

BASKILANAN DÖVİZ VE FAİZ

İktidar uzun süredir döviz fiyatlarını ve faiz oranlarını baskılıyor. Merkez Bankası’nın para politikasıyla faizleri düşürüyor ve yine Merkez Bankası rezervleri ve kamu bankaları aracılığıyla döviz fiyatlarını kontrol altında tutuyor.

Faizi idari kararla düşürüp, kredileri canlandırmak ve dolayısıyla ekonomiyi de canlandırmak istiyor ancak, batık kredi yükü yüksek olan bankalar kredi vermekte ayak sürüyorlar. Buna karşın iktidar özel bankalar üzerinde de baskısını sürdürüyor.

Bu durum da döviz ve faiz oranlarının serbest piyasada oluşmasını engelliyor.

GELİR DAĞILIMI BOZULUYOR

Bir diğer olumsuz gösterge gelir dağılımında.

Türkiye’de gelir dağılımı bozuluyor. Nüfusun en yüksek gelire sahip yüzde 20’si ile en düşük gelire sahip yüzde 20’si arasındaki gelir farkı 8 kata yaklaşmış durumda.

Bu tablo Türkiye’de yoksul sayısını artırdığı gibi açlık sınırında gelir elde eden kitleyi de büyütüyor.

TEZGÂH ALTI  EKONOMİ

Serbest piyasa ekonomisinin geçerli olduğu ülkelerde bu göstergeler ve eğilim, “tezgâh altı ekonomi”ye yol açar. Türkiye’de bir zamanlar yaşandığı gibi bazı mal ve hizmetler tezgâh altına girer, kaçakçılık artır, kayıt dışı ekonomi büyür, tefecilik ve ona benzer koşullarda bankerlik yaygınlaşır.

Mal ve hizmetlerin vatandaşa ulaşım yolları değişir. Fiyatı astronomik ölçüde artan mal hizmetler, yasal yoldan saparak ve böylece vergi yükünden kurtularak, tüketiciye tezgâh altından sunulmaya başlar.

Kaçak et kesimi, yurt dışından kaçak mal getirme,  merdiven altı üretim, kaçak sigara ve alkollü içkilerin tezgâh altında satışı başlar.

Piyasada bir resmi bir gayri resmi döviz fiyatı oluşur, bir resmi bir gayri resmi faiz oranı ortaya çıkar.

Bu da tezgâh altı satış, çifte döviz fiyatı, çifte faiz oranı gibi uygulamalara yol açar ki bu; karaborsacılık, tefecilik, yasa dışı bankerlik, çek-senet mafyası gibi ülke ekonomi için felaket sayılacak gelişmelere yol açar.

Türkiye’de hukuka güven sağlanmadıkça,  ekonomide üretimi, ihracatı, istihdamı artıracak önlemler alınmazsa, kozmetik önlemlerle kısa vadede kağıt üzerinde iyi görüntü verilebilir, ancak orta ve uzun vadede krizin büyümesi önlenemez. 
 

Bu yazı toplam 2565 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »