Uğur Ergan
Öcalan için AİHM ve AYM’yi hatırlamak
TBMM’deki komisyon, Terörsüz Türkiye Projesi faaliyetlerini 7 bölüm ve 60 sayfadan oluşan bir raporla sonuçlandırdı.
Herkes, raporda terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ın serbest kalmasına yol açacak “Umut Hakkı” ile PKK’lı teröristleri kapsayacak “Genel af” olup, olmayacağına odaklanmıştı.
Rapor okununca “umut hakkı” ya da “genel af” gibi ifadelere rastlamıyorsunuz ama AKP-MHP koalisyonunun daha önceleri hakaretlerle tepki gösterdiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) açık şekilde atıfta bulunulduğunu görüyorsunuz.
Raporun bir bağlayıcılığı yok ama komisyon da, AKP ile minik ortağının Türkiye’yi demokrasiden ve yargının bağımsızlığından iyice uzaklaştırıp, “Tek adam yönetimi ve yargısı” yarattığını kabul etmiş oldu. “Türkiye’nin demokratikleşme ve yargı reformu süreci”ne acilen ihtiyaç duyduğu mesajı, bunu gösteriyor.
Anlayacağınız komisyon kamuoyundan gelen tepkiler nedeniyle Öcalan için açıktan “Umut hakkı” demek yerine infaz mevzuatının yeniden değerlendirilmesinde AİHM ve AYM içtihatlarının dikkate alınmasını istemiş.
Tüm bu hususlarda başta CHP olmak üzere diğer muhalefet partilerinin ısrarcı olduğunu söyleyebiliriz.
Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Tayfun Kahraman, Can Atalay ve daha onlarca ismin AİHM ve AYM kararlarına rağmen hala içeride tutulmalarını eleştirmiş biri olarak, ne “Terörsüz Türkiye’ye” ne de AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasına itirazımız var.
Ancaaaak…
40 binden fazla insanın ölümüne neden olmuş Öcalan’a serbest kalma yolu açılsin diye AİHM ve AYM kılıfı uydurulurken, eline silah almamış insanlar sadece Erdoğan’ı rahatsız ettikleri için dört duvar arasında kalmaya devam edeceklerse, bu raporun hiçbir kıymetiharbiyesi olmayacaktır.
Keza raporda belirtilen “Tutuksuz yargılamanın esas alınması” görüşünün de, “Terörsüz Türkiye” projesinin mimarları oldukları gerekçesiyle yere göğe sığdırılamayan Erdoğan, Bahçeli ve DEM Parti açısından ciddi bir samimiyet sınavı olduğunu belirtmek zorundayız.
Öyle ya bu talep, işledikleri terör suçundan dolayı yargılanacak PKK’lı teröristler için geçerli olurken, siyasi talimatlarla tutuklu yargılanan, cezaevi şartları nedeniyle savunma hakları ellerinden alınmaya çalışılan, Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olmasından sonra görüşmelerine bile kısıtlama getirilen CHP’li belediye başkanları için geçerli olmayacak mı?
Raporun değindiği başlıklarla ilgili sorular çoğaltılabilir.
Bir de geçmişteki söylemler nedeniyle, toplumda projenin samimiyeti konusunda şüphelerin giderilmediğini söylemek durumundayız.
Dört beş yıl önce AİHM’in Demirtaş ve Kavala için verdiği kararları “İkiyüzlü” diye niteleyen, “Bizim mahkeme kararlarımızı tanımayanı biz de tanımayız” diyen, Can Dündar, Erdem Gül, Can Atalay ve diğer kararlar için, “Anayasa Mahkemesi'nin kararına saygı duymuyorum, kabul etmek zorunda değilim. AYM birçok yanlışı arka arkaya yapar hale geldi” diyen kimdi?
Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Aslan’ı hedef alarak, “AYM objektifliğini ve tarafsızlığını kaybetmiştir. AYM Başkanı Türkiye’nin yeni yönetim sistemiyle milli birlik ve kardeşliğine cephe almıştır” diyerek, işi Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını istemeye kadar götüren kimdi?
Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasını talep eden AİHM için, “Terörist Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasını dayatan en son kararı tanımıyoruz, takmıyoruz, milli vicdanda hükümsüz olduğunu da buradan haykırıyoruz” diye kim seslenmişti?
Bu sözleri sarf edenler Erdoğan ve Bahçeli’den başkası değildi.
Erdoğan ve Bahçeli’nin bugün 180 derece ters açıklamaları insana ister istemez, merhum Demirel’in Türkiye siyasetini anlatan “Dün dündür, bugün bugündür” sözünü hatırlatıyor.
Bu siyaset anlayışı Türkiye’nin kaderi olmamalı!..