O fotoğraf bir devlet adamına yakışıyor mu vali bey?

Erzurum Valisi Okay Memiş ağladı, ağlayacak.

Linçten şikayet ediyor.

Sanırsınız…

Katıldığı şehit cenazesinde yumruklandı, taşa tutuldu, sığındığı ev yakılmak istendi.

“Kaç gündür televizyonlarda izliyorsunuz” diyor, “Bir fotoğraf karesinden ben denizi özellikle linç eden bir kampanya yürütülüyor”

“Bir fotoğraf karesi” derken, eski Başbakan Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam’la Erzurum’da 13 Ocak’ta bir esnaf ziyaretinde çekilen fotoğrafı kastediyor. Geçen hafta bu köşede yayınladığım o fotoğrafı hatırlayacaksınız.

Erkam Yıldırım, bir giyim mağazasında koltuğa gömülmüş ve tespih çekiyor.

Şehir protokol ve esnaf Erkam’ın çevresinde hilal oluşturmuş.

Sol yanında vali bey…

Sağında AK Parti İl Başkanı Mehmet Emin Öz

Karşısında İl Jandarma Komutanı Albay İlker Şimşek oturuyor.

Binlerce askere hükmeden alay komutanı, taburenin ucuna ilişmiş; biraz ittirseler yere düşecek.

Hemen hepsi, sanki bir keramet varmış gibi Erkam’ın gözlerinin içine bakıyor.

Başta Erzurumlular olmak üzere tüm Türkiye, devlet itibarının ayağa düşürülmesine ve çiğnetilmesine itiraz ederken; vali beyimiz, kendi itibarının derdine yanıyor.

“Bir devlet adamına bu şekilde yaklaşılır mı?” diyor.

Yapılmaz, yapılmasına ama…

Asıl bir devlet adamı böyle yaklaşır mı vali bey?

Hatırlayın.

Üç ay önceydi.

Erzurumlular Konfederasyonu’nun İstanbul’da gerçekleştirdiği Erzurum Tanıtım Günleri’ne çağrılan Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu törene katılmasın diye AK Partili Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’le kafa kafaya vererek, “O katılacaksa bizler katılmıyoruz” dediniz.

Davutoğlu AK Parti’de olsaydı, böyle söyleyebilir miydiniz, vali bey?

Söylemezdiniz.

Cüret bile edemezdiniz.

Sizin de buyurduğunuz üzere vali bey:

“Nasıl adaletli insanlarsınız!”

Eski Başbakan Davutoğlu’nu, sırf iktidara muhalif olduğu için ev sahibi olmadığınız halde davet edildiği törene sokturmadınız. Buna karşılık eski Başbakan Binali Yıldırım’a olsa gam yemem, oğlu Erkam’a, görevleriniz arasında yer almadığı halde eşlik ettiniz.

Erkam Yıldırım’ın hangi resmi sıfatı ve görevi var ki, vali ve il jandarma komutanı tarafından esnaf ziyaretinde ona eşlik ediliyor?

Üstelik bu, ilk olmuyor vali bey.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Erzurum’u ziyaretinde kayıplara karışırken, MHP lideri Bahçeli’yi havalimanında karşılayıp uçağına kadar uğurladınız.

Muhalefet liderine kırmızı kart…

İktidardakine kırmızı halı!

Vali beyimiz, “Bu kadar adaletsizlik olur mu? Tek bir fotoğraf karesinden! Saniyelik bir fotoğraf karesinden… Şaşkınlık içerisindeyim. Otuz yıllık meslek hayatımda böyle bir şeyle karşılaşmadım. Bu nasıl bir seviyesizliktir!” diyor.

Bu fotoğrafta seviyesizlik diye nitelendirilecek bir husus varsa o da Erkam Yıldırım’ın gömüldüğü koltukta vali, jandarma komutanı ve diğer vatandaşların önünde yeraltı dünyası lideri gibi tespih çekiyor olmasıdır. Vali bey kaç vatandaşın, huzurunda bu şekilde oturmasına, tespih çekmesine izin verdi bugüne kadar?

Hiç!

Erkam Yıldırım’ın imtiyazı, cümle alem biliyor ki babasından geliyor.

Şimdi vaziyeti kurtarmak için, “Erkam’ın kendisi de kilolu biri olduğu için her yerde fotoğrafta göründüğü gibi oturuyor. Lakayt bir tavır olsa bunu ben fark ederdim” diyor.

Hadi, Erkam Yıldırım, göbeğinden ötürü dik oturamıyor.

Vali beyimizin ne soru var ki dik duramıyor?

Vali bey bir alem!

“Fakir fukaranın emrindeyiz. Güç odaklarının emrinde değiliz. Hiçbir zaman olmadık” diyor.

“Fakir fukara” Erkam Yıldırım mı?

O Erkam ki…

Henüz 21 yaşındayken, daha reşit bile olmayan kız kardeşiyle denizcilik şirketi kurdu; 23’ünde 445 bin Avro’ya İtalya’dan feribot aldı; şirket sayısını 17’ye, gemilerini 30’a çıkardı.

Sedat Peker tarafından Venezuela’dan Türkiye’ye uyuşturucu sevkiyatı yapmakla suçlanıyor.

Herhalde vali bey, Erkam’ın ta Venezuela’ya maske dağıtmak için giden bir hayırsever olduğuna inanıyordur.

Vali beyimizin fakiri böyleyse zenginini tahmin bile edemiyorum.

Seçime aylar kaldı ve vali beyimiz milletvekili olmayı kafasına koymuş olmalı. Davutoğlu’na gösterdiği cüret de bu yüzden, Yıldırım’ın sıfatsız oğluna sergilediği hürmet de.

Bu vesileyle Cumhurbaşkanı’na ve AK Parti’ye “Ben de buradayım” demek istiyordu.

Selefi Celalettin Güvenç’ten neyi eksikti?

Güvenç de partizanlığın ödülünü AK Parti’den Kahramanmaraş Milletvekili yapılarak almamış mıydı?

Olmadı!

Bir fotoğraf karesi Okay Memiş’in beklentilerini suya düşürdü.

Bu yüzden öyle dolmuş ki, “30 yıllık meslek hayatımızı bir kareyle yok mu edeceğiz?” diye soruyor.

Bütün endişesi bu sanırım.

Üzgünüm.

Cumhurbaşkanı’nın Muğla’daki mitingini valiliğin kurumsal hesabından yayınlayan Vali Orhan Tavlı, bir adım önde görünüyor artık.

Vali bey, “Bu nasıl gazetecilik!” diyor.

Hem bize gazetecilik öğretiyor…

Hem de “Devlet adamlığını biz sizden mi öğreneceğiz” diye heyheyleniyor.

“Haşa, bizden öğrenin” demiyorum.

Fakat Erkam Yıldırım’dan da öğrenmeyin vali bey!

Avukata kafa atıp kemik kıran polise 8 ay 22 gün hapis

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu bir 'ahmak' ifadesinden ötürü, üstelik onları kastetmediği halde Yüksek Seçim Kurulu üyelerine hakaret suçundan iki yıl yedi ay hapis cezası verilirken; Batman Adliyesi’nde, avukata kafa atan kemik kıran polise sekiz ay 22 gün hapis yeterli görüldü. Üstelik hükmün açıklanması ertelendi.

Batman Adliyesi'deki skandalı geçen yıl 3 Temmuz’da bu köşede yazıp görüntülerini yayınlamıştım.

Ne mi olmuştu?

Batman’da, hırsızlık suçuna karışan İ.T. hakkında geçen yıl 14 Nisan’da tutuklama kararı verildi. Adliyeye getirilen İ.T., lavaboya gitmek istediğini söyleyip kaçmaya çalıştı. Polisler arkasından koşarak İ.T.’yi yakaladı.

Kamera görüntülerine göre polis M.G., iki polisin kolları arasındaki İ.T.’ye telsizi tuttuğu eli ile vurdu.

İ.T., adliye koridoruna götürüldü.

İ.T.’nin yumruklandığını gören Avukat Gülbahar Kaya, yapılan muameleye karşı çıktı.

İddiaya göre M.G., kadın avukata "Sen kimsin! Uzaklaş buradan, çok gerginim" dedi.

Bu diyaloğa tanık olan Avukat Orhan Alphan, "Sakin ol, neden gerginsin" diye cevap verdi. M.G., “Anan erkek doğurmuş, vursana" dedi, Alphan’a kafa attı.

Saldırı anı güvenlik kameraları tarafından kaydedildi.

M.G., Alphan’ın küfrettiğini, elini boğazına doğru götürdüğünü savunarak, “Refleks olarak kafamı ileri doğru ittim, yaralama kastım yoktu.” dedi.

Alphan’da kafa kırığı oluştu.

Polis M.G.’ye Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ağırlaşmış kasten yaralama suçundan beş yıldan az olmamak kaydıyla hapis istemiyle dava açıldı.

M.G, olaydan sonra Aydın'a tayin edildi.

Dava, 20 Ocak’ta son buldu.

Polise sekiz ay 22 gün hapis cezası verildi, hükmün açıklanması ertelendi.

Önceki ve Sonraki Yazılar
İsmail Saymaz Arşivi