Müjdat Gezen'in başarısı ve MSM'ye teftiş tacizi

Yaklaşık iki aydır provalar ve sonrasında başlayan oyunlar nedeniyle Gırgıriye Müzikali kadrosuyla birlikteyim.
Tiyatromuzun ulu çınarı Müjdat Gezen'in yazıp yönetmekle yetişmediği, önemli bir rolü de üstlendiği oyunda 92 sanat emekçisi görev yapıyor.

Müjdat Gezen, Perran Kutman ve Gülben Ergen gibi değerli isimlerin dışında kalan oyuncuların büyük çoğunluğu, Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM) mezunları...

Hepsi müthiş bir disiplin içinde ve alkışlanan performansla oyunun başarısına katkıda bulunuyorlar.
Yine hepsi Müjdat Hocalarına, büyük usta Perran Kutman'a ve diğer büyüklerine son derece saygılı davranıyorlar.

Beni duygulandıran bu yaklaşımları gördükçe kadim dostum Müjdat'ın varlığını adadığı MSM'yi kurmakla Türk Tiyatrosu'na eşsiz bir hizmet sunduğuna bir kez daha tanık oluyorum.
Yaklaşık 3 saatlik Gırgıriye Müzikali kapalı gişe oynanıyor ve gülmeye hasret kalan seyircisinden büyük alkış alıyor.

Sadece o mu?

Rejisi Müjdat'ın imzasını taşıyan, başrolünü Çağla Şikel'in başarıyla oynadığı "7 Kocalı Hürmüz" de aylardır seyirci rekorları kırıyor.
Oyunlarda minik siyasi hicivlerin yer aldığı sahneler dakikalarca alkışlanıyor.
Ve tam da bu nedenle MSM günlerdir teftiş tacizine uğruyor.

CİMER, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Çalışma Bakanlığı'ndan gelen yetkililerin biri gidiyor, diğeri geliyor ve adeta polis gibi MSM çalışanlarını odalara kapatıp (rutini böyleymiş) sorguluyorlar.

Amaçları MSM'nin bir açığını bulmak ve itibarsızlaştırmak.

Konservatuvar öğrencilerinden para alınmayan, yoldan geçenlere bile bedava öğle yemeği verilen, yani kâr amacı gitmediği gibi, bir hayır kurumu gibi çalışan MSM'ye reva görülen bu haksızlık, dostum Müjdat'ı haklı olarak üzüyor.

Teftişe gelen yetkililere "Burayı yaktıklarında da gelmenizi beklerdim" siteminde bulunduktan sonra, gönül rahatlığıyla kapıları açıp, onları buyur ediyor. Çünkü hiçbir açıklarının olmadığını biliyor.
Bugüne kadar sayısız ünlü oyuncuyu Türk Tiyatrosuna kazandıran MSM'nin birçok yönden dünyada bir benzeri yok.

O nedenle tacizi değil, alkışı ve ödülü hak ediyor.

İyi ki varsın tiyatromuzun ulu çınarı...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Uğur Dündar Arşivi