Muhatap tartışmasında aslında ne oldu?

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Kürt sorununda HDP'ye dönük "meşru muhatap" vurgusunda bulunması siyasetin tozunu attırdı. Ekonomik temellerle ilerleyen politik arenanın yeni konusu epeyce gündeme oturdu. 

HDP adına ilk konuşan Sezai Temelli'nin sonradan düzeltme ve/veya izah yoluna gittiği açıklamasının dışında Selahattin Demirtaş ve Mithat Sancar'ın vurgularıyla konu bir noktaya geldi. HDP adının geçtiği böylesi konularda daima merak edilen İYİ Parti'nin tavrı ise "Meclis ve HDP meşruiyeti" vurgusunu pekiştirdi.

Soru şu: Aslında ne oldu? 3 günlük süreçte neler yaşandı?

Geçmişte Adalet ve Kalkınma Partisi dahil birçok kuruma siyasi danışmanlık yapmış, anketler hazırlamış bir isme sordum. Aradığım kişi; uzun yıllar ANAR Genel Müdürü olarak kamuoyu araştırmalarıyla gündeme gelen İbrahim Uslu.

Uslu, çözüm süreci döneminde araştırmaları ve sunumlarıyla iktidar partisinde dikkate alınan bir isimdi. Haliyle bugün yaşananlara ilişkin geçmişle kıyas yapabilecek biri. Sadece kıyas da değil...
Hatırlatmak lazım: 2020'nin Aralık ayında CHP'de idari bir pozisyona atandığı yönündeki iddialara ilişkin Uslu, “CHP üyesi olmadığım gibi, herhangi bir idari/siyasi pozisyona da atanmadım. CHP’ye seçmen profilleri ve oy verme davranışı ile ilgili veri analizi konusunda belirli bir süre ile kurumsal hizmet sunacağım” açıklamasında bulunmuştu.

Dolayısıyla İbrahim Uslu, dönem kıyasıyla birlikte CHP yönünden bir analiz perspektifi de ortaya koyuyor.
Gelelim yanıtlara... 

Uslu'ya önce, muhatap tartışmasının seçmendeki karşılığını sordum. 
"Toplumun genelinin büyük ilgisini çekeceğini düşünmüyorum ama HDP ile Kürt seçmen havuzunda çok dikkat çekti" cevabını verdi ve ekledi:
"CHP, Kürt meselesinde uzun süre sonra ilk kez çok net bir tutum açıkladı. Birincisi, Kemal bey 40 yıllık sorun vurgusunu yaptı ve 'Kürt sorunu vardır' dedi. İkincisi, 'Meclis'te çözülmelidir' dedi."

Uslu hatırlatmada da bulundu: "Aslında, Kemal Kılıçdaroğlu bunları uzun zamandan beri söylüyor. Geçmişte, çözüm süreci döneminde de Meclis'i işaret etmişti. 'Kendi aranızda bir şeyler yapıyorsunuz, Meclis'in haberi yok' diyerek eleştirmişti. AK Parti o dönemde Meclis'i baypas edip HDP aracılığıyla Öcalan ile konuşarak süreci yöneteceğini düşündü ama süreç yürümedi"
Peki Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarında "yeni" diyebileceğimiz bir vurgu var mıydı? 

Sordum, şöyle yanıtladı: "Yeni olan şu... 'HDP meşru aktördür, muhatap olmalıdır' kısmı yeni görünüyor. İYİ Parti de "meşru" vurgusunu yaptı. Uzun zamandır İYİ Parti-HDP üzerinden çatlak yaratmak isteyen Cumhur İttifakı'nın gayreti boşa düştü"

Ya toplum? Seçmenler? Ne gördüler?

"Demokratik prensipler üzerinden uzlaşı olabileceğini gördüler. HDP seçmeninin ikinci turda muhalefet adayına oy vermesi için yeni bir gerekçe oluştu. İktidar partisine oy verip, demokrasi konusunda kimi itirazları bulunan seçmen için de değerli bir çıkıştı"

Cumhur İttifakı'nın tepkilerini ve olası etkilerini sordum. Yanıt ayrıntılı geldi: "AK Parti gördüğüm kadarıyla bu meseleye çok girmedi. MHP tartışmaya daldı ama... MHP'nin söyledikleri aslında AK Parti'ye dönük. Çünkü Öcalan ile görüşen onlardı."

Peki Millet İttifakı ile HDP adına ne yaşanmış oldu?

Uslu, "İttifak yok, ortaklık yok ama ortak bakış açısı oluşturulabilir demek ki... Demokratik değerler üzerine bir uzlaşı da olabilir. O uzlaşı da Meclis'tir, Meclis'te bu sorunun çözümünün gerektiğidir. Bu görüldü" ifadeleriyle yanıtladı. 

Bu tartışmanın büyük resmini ise "Millet İttifakı bu meselede sınavı geçti" cümlesiyle özetledi. Uslu'ya göre; seçime dek Millet İttifakı buna benzer demokrasi sınavlarından geçecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar