Ayşenur Arslan

Ayşenur Arslan

İspanya'yı Bilmeden Övmek

Memleket İspanya aşkıyla dolup taşıyor. İsmi lazım değil birileri, dönüp kendi kirli sepetine bakmadan özgürlük, demokrasi hayallerinden falan bahsediyor.

Kimileri de İspanya Başbakanı Sanchez’e hayranlıktan söz ederken, birden aklına “ev ödevi” gelmiş gibi Erdoğan’ı dünya lideri olarak övmeye başlıyor.

İspanya’nın Franco denilen korkunç yaratığın elinde neler yaşadığını.. O vahşete karşı nasıl bir mücadele verdiğini.. Bir neslin nasıl cenderelerde yok edildiğini.. Yani Sanchez gibi olabilmenin ve onu seçerek başa getirmenin anlamını bilmiyor.

Bilenler var elbette. Onlardan biri, Ulaş Aydın, X’te 50 yıl öncesinden bir not paylaştı.

Yıl 1975.. Ankara’nın efsane belediye başkanı Vedat Dalokay İspanyol büyükelçiliğine bir mektup gönderir:

“7 gün boyunca elçiliğinize su, havagazı ve elektrik verilmeyecek. Ankara halkı, özgürlük mücadelesi veren İspanyol halkını desteklemektedir.”

Paylaşımda da anlatıldığı üzere, Dalokay’ın daha sonra yargılanmasına neden olacak bu tavrın arkasında, dünya kamuoyunu ayağa kaldıran bir vahşete tepki vardır.

Franco rejimi, aralarında bir kadının da olduğu beş genci idama mahkum etmiştir. Hem de İspanya’ya özgü korkunç bir yöntemle.. Boyunlarını demir bir kelepçeyle sıkıp omurlarını kırarak.

Bu haberin hayatımda bambaşka bir yeri oldu. Hayatımın ilk aktivizm deneyimini bu olayda yaşadım. O günlerde TRT’de çalışıyor ve zaman zaman radyoda da program yapıyordum. Kim bilir kaç kez gündeme getirip Ankaralılardan tepki göstermesini istedim.. Sokakta gazeteci ve aktivist arkadaşlarımla imza topladım..

Nafile!

Hadi bizi bırakın.. Avrupa’da, ABD’de milyonlar ayaktaydı. Franco yine oralı olmadı. O 5 genç işkenceyle idam edildi.

Hasta olduğu bilinen Franco da kısa süre sonra Kasım 1975’te -umarım acılar içinde- öldü. İspanya ancak ondan sonra toparlanıp bugünlere gelebildi. O sırada 3 yaşında olan Pedro Sanchez, çekilen muazzam acıların ülkesinden, bugün dünyanın gıpta ettiği bir İspanya yarattı.

Kafası dogmalarla doldurulmuş.. Erdoğan’ın baskıcı rejiminin ortağı birileri tarihin nasıl yazıldığını anlayamaz elbette.

Bırakın İspanya’yı.. Mustafa Kemal’in nasıl Atatürk olduğunu hiç anlayamaz.. Çok şükür idam cezası yok artık, ama onun yerine, mesela 5 teğmeni “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” dedi diye Ordu’dan atar.

*. *. *

Özgürlük ve demokrasinin yakıtı adalettir. Adaletin yok sayıldığı bir ülkede ancak otokrasi yeşerir. Onu da ancak üç beş kuruş için “varlığını otokrata adayan” yardakçılar alkışlar.

9 Mart’ta İBB davasının duruşmaları başlayacak. Az çok neler olabileceğini tahmin ediyoruz. Nitekim şimdiden öncü atakları izledik:

“• Aykut Erdoğdu mesela, eğer suçsuz olmasına rağmen yine de iddia edilen suçtan ceza alsaydı, yatarını tamamladığı için dışarıda olacaktı. Ancak tahliye kurulu ne onun ne de herhangi birinin tahliyesine onay vermedi.”

“• Dilek İmamoğlu’nun kardeşi Ali Kaya, uyuşturucu operasyonu diye tutuklandı. Uyuşturucu tahlilinde iki kez “negatif” raporu verildi. Ama Ali Kaya hala hapiste.”

“• TÜSİAD’ın eski yöneticileri, “yalan bilgiyi yayarak halkı yanıltmak” suçlamasıyla 1’er yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırıldı.”

“• Hem anneye hem de ondan olma öz çocuğuna tecavüz ederek ölümlerine yol açan Ayhan Şengüler hala aramızda dolaşırken ortaya çıktı ki, anne Fatmanur Çelik, onun yüzünden hapis cezası almıştı.. Kızının başına gelenleri öğrendikten sonra Ayhan Şengüler’i yanlarına yaklaştırmayan anne, bir gün tecavüzcünün kızının yakınında olduğunu fark edince taş attı. Taş silah sayıldı.. ‘Bir daha karşıma çıkarsan seni öldürürüm’ demesi de ciddi tehdit sayıldı. Ve Fatmanur Çelik tecavüzcünün ‘sol omzu uf oldu’ diye 2 ay 24 gün hapis cezası aldı. Ayhan Şengüler mi? 2 bin liraya yakın bir para cezası, o kadar!”

Dün yazdım, TİP milletvekili Sera Kadıgil Ayhan Şengüler için Meclis’e önerge verdi. Sonra bir baktı ki önergede Şengüler’in adı silinerek yok edilmiş.

Tecavüzcünün hem yargıdan hem da Meclis’ten bu kadar büyük bir koruma gördüğüne.. Aile Bakanı’nın bu meselede ölü taklidi yaptığına bakılırsa, bizim bilemediğimiz süper özellikleri olmalı.

Acaba Vakfı aracılığıyla kafalarını bulandırdığı insan sayısı, diğer vakıf ve derneklerden çok da, bu yüzden mi el üstünde tutuluyor?

Hangi cemaate mensupsa, iktidar onları küstürmemek için mi görmezden geliyor?
Belki de o ve onun gibiler “sayesinde” iktidar gerçekleri üzerine din sosu döküp saklayabiliyor.

*. *. *

Mesela;

Brent petrolün varil fiyatı savaşın etkisiyle 90 doları aştı. Uzmanlara göre 100 dolara kadar da yolu var.

Tam da bu kavşakta dolar artık alenen ve resmen, tarihi rekorla 44 liranın üzerinde. Üstelik ABD medyasına göre bu sınırı geçmesin diye 12 milyar dolar harcandıktan sonra.

Ve son olarak “GÜNÜN FIKRASI”: Yunanistan silahlardan arındırılmış olması gereken adalardan Kerpe’ye Patriot yerleştirdi. Ankara sert tepki gösterdi: “Yok hükmündedir..”

Nasıl bir ülkede yaşıyorsak, savaş konusuna girmeden bile “günün köpüğü” al al bitmiyor!!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşenur Arslan Arşivi

Anne kızın ve dünyanın tecavüzcüleri

04 Mart 2026 Çarşamba 09:07

İran gerçekten son mu?

02 Mart 2026 Pazartesi 11:08

Sürecin Yeni Aşamasında AKP Kulisleri

28 Şubat 2026 Cumartesi 09:36

Dikkat: Türkiye'yi kuşatan ittifak

27 Şubat 2026 Cuma 09:24

Yeni Türkiye'den Ramazan notları!!

26 Şubat 2026 Perşembe 09:19

Öcalan'ın statü sorunu

25 Şubat 2026 Çarşamba 09:16

Onlar iyi de çevreleri kötü!

24 Şubat 2026 Salı 09:13