Hızlı yoksullaşma

İktidar izlediği ekonomi politikasıyla halkı yoksullaştırıyor. Yoksullaşma son üç ayda hızlandı.

Temel gıda ürünleri başta olmak üzere birçok mal ve hizmetin fiyatı ücretlerde sağlanan artışı geçti. Asgari ücrete yapılan yüzde 50 oranındaki zam üç ay içinde tümüyle eridi.

Bu sonuç Aralık 2021’de Hazine ve Maliye Bakanı olan Nureddin Nebati’nin açıkladığı ekonomik modelin de üç ayda çöktüğünü gösteriyor.

Nebati, yapılan faiz indiriminin bir süre sonra enflasyonu düşüreceğini belirtmişti. Türk lirasının değer kaybı nedeniyle Türkiye’nin ihraç ürünlerinin yabancılar için cazip hale geleceğini ve ihracat patlamasıyla cari fazla verileceğini de müjdelemişti. Ancak Türkiye, 2002’nin Ocak ve Şubat aylarında beklenenin aksine daha fazla cari açık verdi. 2022 yılının ilk iki ayında 18,4 milyar dolar dış ticaret açığı ortaya çıktı. Ülke yoksullaştı.

Enflasyonun altında düşük faiz politikasının döviz kurlarını ve dolayısıyla enflasyonu aşağı çekeceği tezinin yanlış olduğu yaşanarak bir kez daha görüldü.

Nebati’nin göreve geldiği Aralık 2021’de yüzde 19 olan yıllık enflasyon, 2022 Şubat sonu itibariyle TÜİK’e göre yüzde 54,44, Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise yüzde 123,8 oldu.

TÜİK yıllık gıda enflasyonunu 64.47 olarak açıkladı. Fiyatı en çok artan 20 üründen 15’i gıda ürünü.

TÜİK'e göre üreticinin fiyatlarındaki artış yıllık yüzde 105,01 olarak gerçekleşti.

Üretici fiyatları yüzde 105 oranında artarken tüketici fiyatlarının yüzde 54.44 oranında artmasında bir gariplik var. Eğer böyleyse maliyetleri yüzde 105 artan üreticiler, “mallarını yüzde 50 zararla satıyor, tüketici fiyatlarına yansıtmıyor” demektir ki üreticilerin böyle bir zararla çalışmaları mümkün değildir.

Son bir yıl içinde benzine yüzde 141, motorine yüzde 164 zam geldi. Akaryakıta en sık zam son üç ay içinde geldi. Son iki ayda, benzine yüzde 42, motorine yüzde 54, LPG’ye yüzde 77 zam yapıldı.

İktidarın, yanlış para, faiz ve döviz politikası sonucunda Türkiye’de elektrik, doğalgaz faturaları ödenemez benzin, motorin, LPG alınamaz hale geldi. Vatandaşın tepki göstermesi ve muhalefetin bastırması sonucu elektrikte yüzde 18 olan KDV yüzde 8’e indirildi. Buna karşı elektrik fiyatlarındaki artış yüzde 100’ün altına inmedi.

İktidarın “düşük faiz” politikasının dövizi ve enflasyonu düşürmesinin mümkün olmadığı bilim insanlarınca çok kez söylenmesine karşın “faiz sebep, enflasyon sonuç” tezinden vazgeçmedi. Yanlışta ısrarın faturasını ise vatandaş ödedi, ödemeye devam ediyor.

Düşük faiz, yüksek kur, yüksek enflasyon sarmalı fakirden alıp zengine veren bir sistem yarattı. Yoksul vatandaş temel ihtiyaçlarını karşılayamaz haldeyken, orta sınıf da hızla yoksullaşmaya başladı.

Bu durum sokak röportajlarında çok açık görülüyor. Market çıkışlarında tutulan mikrofonlara söylenenler ve hayat pahalılığına gösterilen tepkiler aynı.

Ankara’da paltosuz bir vatandaş, ısınmak için metro ile gidiş-geliş yolculuk yaptığını söyledi. İstanbul’da bir diğeri yine ısınmak için AVM’lerde zaman geçirdiğini ifade etti.

Bu hayat pahalılığında 4 bin 253 lira asgari ücret alan bir vatandaşın özellikle kirada oturuyorsa geçinebilmesi mümkün değil. Hele 2 bin 500 lira emekli aylığı alan vatandaşın hiç mümkün değil.

İktidarın zaman yitirmeden çöktüğü artık kanıtlanmış olan “faiz sebep, enflasyon sonuç” takıntısından vazgeçmesi gerekiyor. Enflasyonla mücadeleyi öncelemesi ve buna uygun bir para, faiz, kur, istihdam politikası izlemesi gerekiyor.

Ancak iktidarda bu yanlış politikayı değiştireceğine ilişkin bir işaret, bir hareket yok. Son günlerde krizin derinleşmesini “dünyada kriz, biz ne yapalım” yaklaşımıyla açıklamaya çalışan iktidar, kötü gidişi Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesine de bağlayabilir. Bu gerekçe de sokaktaki vatandaşı tatmin etmeyecektir.

Nitekim Şubat 2022 verileri henüz Rusya - Ukrayna savaşı başlamadan önceki döneme ait. Savaşın etkileri henüz verilere yansımadı.

Türkiye’ye bir çıkış yolu açacak ve ekonomiyi olumlu etkileyecek en önemli faktör bir erken seçim olacaktır.

Erken seçim kararı alınması bile yaratacağı olumlu beklenti ve oluşturacağı güven ile döviz kurunun düşme eğilimine girmesine yeter.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fikret Bila Arşivi