Göztepe'nin taş savunmasını parçalamadılar toz ettiler: Beşiktaş nereye koşuyor?

Sezon başından beri eleştirilen Beşiktaş için Başakşehir maçından sonra şöyle yazmıştım.
Beşiktaş değişiyor. Belki ağrılı olacak, belki sancılı. Ama bu takım oynayarak kazanmayı öğrenecek.
Bugün Göztepe karşısında bir kez daha görüldü ki, Beşiktaş artık tesadüflerin takımı değil; iradenin takımı olmaya soyunmuş.
Eskiden bir kıvılcım arardı, şimdi ateşi kendi yakıyor.
Eskiden rüzgârı beklerdi, şimdi rüzgârı karşısına alıyor.
Göztepe bu ligin en zorlu takımlarından biri. Ligin en az gol yiyen, en çok hava topu kazanan ekibi. Taş gibi savunması var.
Evet taş gibi ama Beşiktaş o taşı pasları ve şutlarıyla aşındırdı. Taş duvara çarpıp geri dönmedi. O duvarı çatlattı.
Savunmada sağlam durdular. Rakip uzun oynadığında göğe yükselen siyah beyaz formalar vardı. Pas pas büyüttüler oyunu. Geriden çıkan her top bilinçliydi. Panik yoktu. Acele yoktu. Bir ustanın sabrıyla dokudular.
Forvet hattı yerinde durmadı. Sürekli alan değiştiler, çapraz koşular yaptılar, savunmayı yerinden söktüler. Rakip tereddüt ettiği anlarda da skora gittiler. Goller mucize değildi; emeğin sonucuydu.
Orkun artık bildiğimiz Orkun gibi oynuyor. Hani top ayağına geldiğinde stadın uğultusu değişir ya… İşte o Orkun.
Orkun’un farkı şu: Topu ayağında tutmaz, oyunu ayağında tutar.
Başını kaldırır, sahayı okur, pası metreyle değil fikirle atar.
Gollerde payı vardı. Bir de direkten dönen şutu.
Beşiktaş'ın ikinci golü futbolda paslaşmanın manifestosu gibiydi.
Orkun başlattı, Olaitan devam etti, Asllani aklı koydu. Top bir o yana, bir bu yana değil; bilinçli bir dolaşımla aktı. Her pas bir cümleydi, her dokunuş bir virgül. Rakip savunma topun peşinde koşarken aslında oyunun gerisinde kaldı.
Ve Murillo… Köşeyi görmesi tesadüf değildi. Bu gol sezonun en iyilerinden biriydi.
Ama daha önemlisi şuydu. Bu gol bir anlayışın golüydü.
Beşiktaş artık bireysel parlamalarla değil, kolektif akılla gol buluyor.
Göztepe’nin en büyük kozu neydi? Rakip savunmanın arkasına sızmak.
Ama futbolda bazen silah el değiştirir. Bu kez o hançeri Beşiktaş çekti.
Orkun’un o uzun, ince pasında Olaitan ustaya yakışır bir vuruşla noktayı koydu. Savunma arkasına koşu ders gibiydi. Ne erken, ne geç. Tam zamanında.
Ve dördüncü gol…
O neydi öyle?
Koreli Oh çaprazdan öyle bir çaktı ki, kaleci sadece baktı. Top köşeye değil, adeta kaderine gitti. Muhteşem bir şut.
Oh’un son üç maçta üçüncü golü. Form dediğin şey bazen bir bakışta anlaşılır. Top ayağından çıktığında gol olacağını hissedersin.
Göztepe mi?
Artık çaresizdi.
Bu sezon ilk kez kalesinde dört gol gördü.
Beşiktaş o taş savunmayı parçalamadı sadece, toza çevirdi.
Orkun’un liderliği, orta sahanın pas sabrı, forvetlerin hareketliliği… Hepsi aynı resmin parçaları.
Bir takım topa hükmediyorsa, maça da hükmeder.
Beşiktaş bu gece sadece skora değil, oyuna hükmetti.

Bu takım daha ne kadar büyüyecek?
Onu zaman gösterecek.
Bu yol doğru yol.
Zaman sabırsızları ödüllendirmez.
Ama doğru yolda ısrar edenleri mutlaka bir yere götürür.
Belki yarın tökezler.
Belki bir maçta işler ters gider.
Ama eğer oyun akla, emeğe ve cesarete dayanıyorsa o büyüme durmaz.
Çünkü asıl mesele ne kadar büyüdüğün değil, nasıl büyüdüğündür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Sedat Kaya Arşivi

Bu takım Beşiktaş mı?

15 Şubat 2026 Pazar 22:12