Mustafa K. Erdemol

Mustafa K. Erdemol

Finlandiya huzursuzluğu mu seçecek?

Yayınlanma:
Güncelleme: 13 Mayıs 2022 00:17

Rusya’nın Finlandiya’nın Nato’ya katılımına gösterdiği tepkide haklı olduğunu söylemek çok da kolay değil şu ortamda. Gerekçesi ne olursa olsun Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasına karşı olan, Vladimir Putin’i, Çarlık özlemcisi bir sağcı olarak gören biri olmama rağmen ne kadar zor olursa olsun söylemek zorundayım: Putin tepkisinde haklı. Ama neden haklı olduğu başka bir yazının konusu olsun.

NATO’ya üyelik başvurusuna hazırlanan Finlandiya’nın başına bela açacağı kesin. Rusya’nın saldıracak oluşundan falan söz etmiyorum, o da pekala mümkün ama NATO üyeliği bunca yıllık huzurunu bozacak. Tamam, Finlandiya Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) yıkıldığı 1991’de, bu ülkeyle Karşılıklı Yardım-İşbirliği Anlaşması’nı sonlandırarak tercihini AB’den yana yapmış bir ülke. 1995’ten bu yana kendisini Avrupa’nın bir parçası olarak gören Finlandiya Rusya ile 1300 km’lik ortak bir sınırı paylaşıyor. 1939’da SSCB ile savaşa girmiş, topraklarının bir kısmını kaybetmekle beraber bağımsızlığını koruyabilmişti. Bunun dışında bugüne değin herhangi bir askeri ittifaka katılma ihtiyacı duymamıştı Finlandiya. Çünkü Rusya’dan bir tehdit geldiğini/gelebileceğini düşünmemişti. Düşünmemekte de haklıydı çünkü gerçekten Rusya kaynaklı bir tehlike hiç bir zaman söz konusu olmamıştı.

Ukrayna savaşı etkili oldu

Buna rağmen son zamanlarda NATO tatbikatlarında yer alan, ordusundaki silahları da NATO ile uyumlu olan Finlandiya’nın NATO’ya katılma isteği özellikle Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra depreşti, buna şüphe yok. Bu çok anlaşılabilir bir durum. Yakınlarda yapılan kamuoyu yoklamalarında halkın yüzde 65’inin NATO’ya katılmaktan, yüzde 22’sinin de mevcut statükoda kalmaktan yana olduğu görüldü. Demek ki üyelik yakında kesinleşecek.

Aynı zamanda nükleer bir ittifak olan NATO’nun önleyici bir güç oluşu ABD’nin askeri yetenekleri ile nükleer caydırıcılığa dayanıyor, malum. NATO 1995’te ittifaka katılacak yeni üyelerin savaşları önlemede nükleer silahların rolünü desteklemeleri gerektiğini açıklamıştı. Yani Finlandiya son derece barışçı bir ülke olmasına rağmen üyelikle beraber NATO’nun nükleer silah kullanma politikasını kabul etmiş olacak. NATO Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması’na da karşı bilindiği gibi. Nükleer silahlara sahip olmayı hak olarak kabul ediyor (İran ya da K.Kore söz konusu olduğunda bu hakkı tanımıyor tabii). Finlandiya katıldığında bu nükleer caydırıcılık “konsepti”nin de bir parçası olacak. Bugüne kadarki tarafsız tutumunun sağladığı huzuru kaybetmesine değer mi bu üyelik, gerçekten anlamak zor.

NATO tehdittir

Hem ABD’ye hem de Rusya’ya ait 13 binden fazla nükleer savaş başlığı var. 20 dakika içinde fırlatılabilecek durumda bunlar üstelik. Tarafların hepsinin yok olması anlamına geleceği için nükleer silaha başvurulmayacağı kuvvetle olası ama kazayla ateşlenmeyeceğini kim söyleyebilir? Yanlış anlamayla da bir nükleer savaş başlayabilir. Sovyet Yarbay Stanislav Petrov, 1983’de radarda ABD’den nükleer füzelerin geldiğini gördüğünde, bunun doğru olmayacağını düşünüp, düğmeye basması gerekirken, her şeyi göze alıp beklemeseydi nükleer felaketi yaşayacaktık. Petrov haklı çıkmıştı, otomatik sistem bulutlardan yansıyan güneş ışınlarını füze gibi algılamıştı oysa. Bu ya da benzeri bir kaza her an yaşanabilir. Deli, ruh hastası bir liderin de savaşı başlatma olasılığı her zaman var. Bir NATO ülkesi olduğunda tüm bu riskleri de üstlenmiş olacak Finlandiya. Şimdi bu durumda NATO’nun nükleer silahları ile caydırıcılığı, Finlandiya için güvenlik garantisinden çok “tehdit” anlamına gelir.

Nükleer silahlar girecek

Bakın, Rusya tarafından herhangi bir tehdit almayan Finlandiya, (yanı sıra) İsveç ABD ile NATO’nun baskısıyla Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması'nı (TPNW) imzalamadı hiç bir zaman. Üyesi değilken bile Finlandiya bunu tehditle yapmak zorunda bırakıldı. NATO üyesi olduğunda istemediği herhangi bir karara itiraz etme şansı da olmayacak. Finlandiya güvenlik yasaları ülke topraklarında nükleer silahları yasaklıyor. NATO’ya katıldığında bu yasağı sürdürebilecek mi? Hiç bir yabancı askeri üssün olmadığı ülkede üye olması halinde çok sayıda NATO askeri üssü olacak. Bir savaş arenası olmayı kabul etmek değil midir bu?

Bunların yanı sıra, 1939’dan bu yana sorun yaşamadığı Rusya’nın burnunun dibinde saldırgan NATO’nun, onun nükleer güçleriyle de donanmış bir üyesi olacak Finlandiya. Bunun, tam 35 yıldır NATO’nun genişlemesinin sorun yaratacağını söyleyen Rusya’ya açık bir tehdit olduğu ortada. Hem NATO’nun güvenlik vaadi ile yaratacağı risklerle karşılaşacak hem de üyelikle beraber Rusya’nın “düşman devlet” tanımı içine girmiş olacak.

Durup dururken huzursuzluğu seçmek böyle bir şey demek ki...

Önceki ve Sonraki Yazılar