Fenerbahçe Avrupa'daki maçı da önden oynadı: Galibiyet sadece lige yazılmadı

Trabzonspor–Fenerbahçe maçları serttir. Sahada koşanlar sadece on birer oyuncu değildir; arkalarında bir şehrin inadı, bir camianın gururu, yılların birikmiş cümleleri vardır.
Bu yüzden her ikili mücadele biraz fazladır, her faul biraz kasıtlı, her itiraz biraz geçmişle ilgilidir.
Tribünler gergindir. Çünkü bu maçta sevinmek kadar susmak da zordur.
Böyle bir atmosferde başladı maç. Karadeniz’in sicim gibi inen yağmuru, sanki bu karşılaşmanın gollü geçeceğini önceden haber veriyordu. Tribünler ağır, saha ağırdı ama futbol ağır değildi.
Fenerbahçe maça iyi başladı; topa hükmetti, sahaya yayıldı, önde bastı.
Ama bu oyunun bir cilvesi vardır: İyi oynayan değil, doğru anda vuran öne geçer. Trabzonspor ilk ciddi gelişinde golü buldu. Nwaiwu’nun akıl dolu uzun pasıyla savunmanın arkasına sarkan Muçi, ileri çıkan Ederson’un üstünden topu ağlara bırakırken yağmur bir anlığına durdu sanki.
Bu gol Fenerbahçe’yi sendeletmedi; tam tersine öfkelendirdi.
Futbolda bazı takımlar gol yedikten sonra dağılır, bazıları ise ayağa kalkar.
İsmail’in hazırladığı pozisyonda Talisca sahne aldı ve beraberliği getirdi.
Yağmur hızlandı, Fenerbahçe de hızlandı. Dakikalar 34’ü gösterdiğinde bu kez sahneye zarafet çıktı. Asensio’nun ipek gibi pasını Kerem, bir büyücü dokunuşuyla Trabzonspor ağlarına gönderdi.
Sahadaki resim netti: Bu maç böyle bitmezdi. Trabzonspor’un en önemli silahı Onuachu, her hava topunda tehlike yaratıyordu. Ve futbol adaleti dediğin şey bazen çok basittir. 43. dakikada Oosterwolde'nin hatasını affetmedi.
İlk yarı sona erdiğinde skor 2–2’ydi ama kimse “bu maç böyle biter” demiyordu.
İkinci yarı Fenerbahçe'nin muhteşem paslaşması ve golüyle başladı.
Anderson Talisca, Kerem Aktürkoğlu ve Marco Asensio…
Üç pas, üç akıl, tek karar. Asensio’nun usta vuruşu ağlarla buluştuğunda bu sadece bir gol değildi; oyunun kontrolünü geri alan bir cümleydi.
Ve o kontrolü maç sonuna kadar rakibine vermedi.

Bu sezon sahasında yenilmeyen Trabzonspor’dan üç golle üç puan çıkarmak kolay iş değildir. Bu sabırla, akılla ve soğukkanlılıkla alınmış bir beyannamedir. Fenerbahçe bunu başardı. Hem zirve yarışında sözünü yükseltti hem de yenilmezlik ünvanını sırtında taşımaya devam etti.
Bu galibiyet sadece lig tablosuna da yazılmadı. Avrupa Ligi’nde Nottingham Forest maçı öncesinde sarı-lacivertli takımın cebine moral koydu, yüreğine umut bıraktı.
Futbol bazen bir sonraki maçı da oynatır insana. Trabzon’dan alınan bu üç puan, Fenerbahçe’ye sadece kazandırmadı; inandırdı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Sedat Kaya Arşivi

Halk TV ve 'örtülü sansür'ün anatomisi

02 Şubat 2026 Pazartesi 10:18