Akıl tutulması

Yayınlanma:
Güncelleme: 00 0000 00:00

Kurtuluş Savaşı sırasında bile işgalci ülkelerle diplomasiyi kesmeyen Atatürk Türkiye’sinden nerelere geldik.

Türkiye, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla, dünyanın en önemli, en güçlü 10 ülkesinin büyükelçilerini istenmeyen kişi ilân ederek sınır dışı etmeye hazırlanıyor.

Nedeni, bu büyükelçilerin Türkiye’ye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala hakkındaki kararını uygulamasını isteyen ortak bir açıklama yapmış olmaları.

Anlaşılıyor ki, iktidar ekonomideki kötü gidişi gündemden düşürmek için dış politikada bir kahramanlık yaratmaya çalışıyor.

Yine yüksek enflasyonla, yüksek döviz kurlarıyla her hafta, başta gıda, akaryakıt ve elektrik olmak üzere hemen her ürüne zam yapmak zorunda olan iktidar, sorumluluğu üzerinden atmak için “dış güçler” söylemine sarılacak.

Seçimin yaklaştığı bu dönemde, “Dış güçler Türkiye’yi yıkmak istiyor, bayrağımızı indirmek, ezanımızı susturmak istiyorlar” bahanesine sığınıp, “bayrak inmeyecek, ezan susmayacak” efelenmesiyle oy toplamaya çalışacak.

“Yedi düvele meydan okuyan, dünyanın en büyük devletlerinin büyükelçilerini kapı dışarı eden iktidar” imajıyla, diğer sorunları unutturacak bir kahramanlık üzerinden iktidarını korumaya yönelecek.

Böyle bir politika ancak akıl tutulmasıyla açıklanabilir.

Türkiye’yi dış dünyadan soyutlayıp tümüyle yalnız bırakacak böyle bir kararı akılla, ulusal çıkarla, dış politika ustalığıyla açıklamak mümkün değil.

“AİHM kararırını uygulayın” dediler diye 10 ülkenin büyükelçisini diplomaside en ağır karar olan “istenmeyen adam” ilân etmenin Türkiye’ye hiçbir faydası olmaz. Aksine büyük zararı olur. Emekli büyükelçi Faruk Loğoğlu’nun  anımsattığı gibi “istenmeyen kişi” ilânından sonraki aşama savaş ilânıdır.

Türkiye’nin, büyükelçilerini sınır dışı etmeye hazırlandığı ülkeler; ABD, Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya, Kanada ve Yeni Zelanda.

 Bu ülkelerin çoğu NATO ve Avrupa Birliği üyesi. Türkiye de NATO’ya üye ve Avrupa Birliği’ne tam üye adayı.

Türkiye, bu ülkelerin büyükelçilerini gönderince, onlar da Türkiye’nin büyükelçilerini gönderecekler.

Böylece Türkiye, bölgesinde Suriye, İsrail ve Mısır’dan sonra dünyanın en gelişmiş 10 ülkesinde daha büyükelçisi olmayan bir konuma gelecek.

Karşılıklı olarak büyükelçileri olmayan bu ülkelerle NATO’da, Avrupa Konseyi’nde, Avrupa Birliği’nde nasıl çalışacak, nasıl işbirliği yapacak?

Çağdaş devletler topluluğundan dışlanmış Türkiye dış politikada nasıl etkili olacak, nasıl dost ve müttefik ülkeler bulacak?

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kararından vazgeçmeye ikna edilemezse Türkiye sadece bölgesinde değil dünyada da yalnız kalacak.

Avrupa Birliği’nden para almak için ülkeyi göçmen deposuna çeviren Türkiye nasıl kaynağa ulaşacak?

ABD Başkanı Biden’le görüşmek, birlikte fotoğraf verebilmek için New York sokaklarında dev bir konvoyla dolaşan ancak sadece kendi heyeti içinde birbirleriyle görüşebilen bir Türkiye bu kararla dış politikada hangi başarıyı kazanacak?

Yabancı sermaye kalıcı yatırım yapsın diye kırk takla atan Türkiye’ye kim yatırım yapacak? Elçileri sınır dışı edilmiş ABD mi, Almanya mı, Fransa mı, Norveç mi, Hollanda mı?

Yargıya müdahale etmek, talimat vermek konusuna gelince.

Elbette kuvvetler ayrılığına dayalı demokratik hukuk devletlerinden hiç kimse, hiçbir bir kurum yargıya müdahale edemez, talimat veremez.

Büyükelçiler, yaptıkları açıklamayla  Türkiye’de yargıya talimat vermeye kalkışmakla suçlandılar. Bu suçlama karşısında “biz yargıya müdahale etmedik, talimat vermedik, sadece Türkiye’ye üyesi olduğu AİHM kararlarını uygulaması gerektiğini hatırlattık” anlamında savunma yaptılar.

Türkiye’nin AİHM kararlarına uyması konusunda ilk kez 10 ülkenin büyükelçileri açıklama yapmış değil. Kısa bir süre önce Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de Türkiye’yi uyardı. AİHM kararlarının uygulanması için süre verdi ve yaptırım uygulayabileceğini açıkladı. Ankara da kıyameti koparmadı. Bu karara karşı savunmasını gönderdi.

Aynı yönde açıklama yapan büyükelçileri savaş ilânından bir önceki karar olarak kabul edilen istenmeyen kişi ilân edip göndermek orantısız bir yanıt olarak değerlendirilecektir.

Türkiye’nin attığı taş ürküttüğü kurbağaya değmeyecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar