Kılıçdaroğlu, CHP'nin fezleke tavrını açıkladı

Kılıçdaroğlu, CHP'nin fezleke tavrını açıkladı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında fezlekelere ilişkin kararlarını açıklayarak, grup kararı almayacaklarını söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Meclis'e gelen 33 fezlekeye ilişkin CHP'nin kararını duyuran Kılıçdaroğlu, Anayasa'nın 83. maddesini örnek gösterdi ve "TBMM'deki siyasi parti gruplarınca yasama dokunulmazlığı konusunda görüş yapılamaz ve grup kararı alınamaz. Her bir milletvekili dosyaya bakar ona göre oturur oyunu kullanır." dedi.

Satırbaşları şöyle:

"Birileri gibi kendi cebimizi doldurmuyoruz. Birileri gibi İstanbul'da arsa varsa bana sormadan satmayın demiyoruz. Tek arzumuz bu ülkede herkes huzur içinde yaşasın. Sonuçta bir parti gelecek bir partiyi yönetecek. Demokrasi içerisinde yönetecek. 19 yıl geçmiş hala İnsan Hakları'nı düşünüyorlar. 19 yıl geçmiş. Allah bunlara akıl fikir versin. Yeniden toplantı yapacağınıza Birleşmiş Milletler'e bakın, Peygamberimizin Veda hutbesine bakın görürsünüz insan haklarını. 

Şubat ayında Aksaray'da kanaat önderleri ile görüştüm. Kırsalda küçük bir köyümüz varsa orda da bir kanaat önderi vardır. Onlarla bir araya gelip varsa sıkıntımız dinlemek görevimizdir. Niğde-Ulukışla-Aksaray demir yolundan şikayet ettiler. Kanal İstanbul ile uğraşacağına yapsana bu demir yolunu. Yıllar yılı söz verdin neden yapmıyorsun? Herkese para var da Aksaray'a neden yok? Ben onlara söz verdim, CHP iktidarında Aksaray'da ürettiğiniz ürünleri demiryolu ile Mersin'e taşıyacaksınız asla para ödemeyeceksiniz. 

Ankara-Niğde otoyolu yapmışlar esnaf perişan. İşsizlik kol geziyor. 1994 yılından bu yana söyledikleri hiçbir şeyi yapmadılar. İstanbul'da olan rant Anadolu'da olmadığı için Anadolu'yu gözden çıkarttılar. Aksaraylılara da sitemim var. Artık yönünüzü haktan ve halktan yana çevirin yani bize çevirin.

Herkes dertli. Hayvancılıkla geçinen biri, "14 tane hayvanım vardır elimde şu kadar kaldı, yem alamıyorum. Her bankadan kredi çektim şimdi ödeyemiyorum" dedi. Sandık gelecek seni bu hale düşürene oy vermeyeceksin. Bir emekliye rastladım. "Benim maaşa iki senedir zam gelmiyor. Bin 500 lirayı geçtikten sonra zam alacakmışım. Nasıl bir düzen yaptı bilmiyorum, şeytanın aklına gelmez" dedi. Şeytanın aklına gelmez ama bunların aklına gelir.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nda ek ders karşılığında çalışan personeller var. Çok ciddi sorunları var. Bana gelen metni okuyunca bunun bir grup toplantısının gündemini aştığını gördüm. Bu insanların güvencesi yok. Özlük hakları yetersiz, yolluk alamıyorlar. Bunların sorunlarını bir Meclis Araştırması'nda dile getirelim. 

71 ilde patates üreticimiz var. Ekim, Kasım ayında hasatlar yapıldı, patatesler toplandı. Tüccarlar maliyeti bir lira olan patatesi 60 kuruşa bile almadılar. Dolayısıyla bu hasatlar depolandı. 4 aydır patates üreticisi depolarda tutuyor. 400-500 bin ton civarında sadece Nevşehir ve Kırşehir'de patates üreticisinin beklentisi var. Bu kadar ürünü acaba birisi gelip satın alacak mı diye. Toprak Mahsülleri Ofisi diye bir kurumumuz var. Sözde çiftçinin kara gün dostudur diye yazar. Sorunlarına eğilsinler. Eğileceklerini sanmıyorum. Patatesler alınmaz ve o depolarda çürürse, sandığa gittiğiniz zaman ders vermek zorundasınız. 

Eğitim konusu üzerinde hemen hemen çok sayıda grup toplantısında konuştum. Şu bir gerçek, çocuğunu okula gönderen hiçbir anne ve baba eğitim sisteminden memnun değil. Eğitim sistemini bir deneme tahtasına dönüştüren, çocuklarımızı kobay olarak kullanan bu iktidara bütün anne ve babaların ders verme zamanı gelmiştir, geçiyor bile. Sandık gelince çocuklarınız için bu iktidara ders verin. Çocuklarınız çok değerli. 20 bin öğretmen ataması yapacaklar. Bakan, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda "Geçen yıl 40 bin yaptık bu sene de 40 bin yapacağız" diye. Geçenlerde Erdoğan açıklama yaptı, "20 bin öğretmen ataması yapacağız" diye. Eğitimde tasarruf olmaz, bizim çocuklarımız gidiyor. İyi eğitilen bir çocuk gerçekten devletimize büyük katkılar yapar. Eğitim sınıf atlatıyor. Kanal İstanbul için inat edeceğine eğitim için inat et. "Her evde, okulda internet alt yapısı olacak" de. Bakanlığın yaptığı açıklamaya göre 107 bin öğretmen açığı var. Sayıştay Raporu'na göre ise 138 bin 393 öğretmen açığı var. 2 milyon öğrenci EBA'ya erişemedi. Hiçbir okulda kadrolu tek bir temizlik görevlisi yok. Çocuklara verilen değere bak. Biz Öğretmenler Meslek Kanunu çıkaracağız. Öğretmenler için de özel kanun olacak. Toplumun en nitelikli sınıfı haline getireceğiz.

Bedava aşıya para mı verildi?

Geçen hafta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya bir soru sordum. Şimdi yine başlayalım. Gazeteci arkadaş soruyor Bakan Koca'ya, "Sinovac aşısını Türkiye'ye getirilişinde iktidara yakın bazı şirketlerin aracı olduğu iddiasına ne diyorsunuz?". Cevap veriyor Koca, "Bu kesinlikle doğru değil. Biz anlaşmamızı doğrudan Sinovac'ın kendisi ile yaptık. DMO ile Sinovac arasında herhangi bir aracı yok." diye. Ben de o aracı olan firmanın adını açıkladım. Koca'dan yanıtı şunun için istedim. Siz aracı yok diyorsunuz, size aracı yok diyen kim onu iyi tanı. O kişi size doğru bilgi vermiyor, sizi aldatıyor. Sana doğru bilgiyi bu kardeşin veriyor. Senin bütün bakanların ve adına çalıştığın Erdoğan sana doğru bilgi vermiyor, seni aldatıyor. Devlet Malzeme Ofisi ile Sinovac'ın yaptığı anlaşma benim elimde var sayın Bakan. Arzu edersen senin bulamadığın anlaşmayı ben sana gönderebilirim. Rantın olduğu yerde siyasi akbabalar vardır. 1 milyon doz aşıyı bedava alıp, DMO'ya 12 milyon dolara satacaksın, ben sorduğum zaman da çevireceksin. Ne sırrı? Biz aşı ne formülle yapıldı diye sormuyoruz. 

1 milyon doz aşı bedava geldi ve DMO'ya 12 milyon dolara fatura edildi. Sinovac diyor ki, "Coronav aşısının Sinovac ve Keymen arasında imzalanan anlaşmalara uygun olarak Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'na tedarik edildiğini teyit etmekteyiz" Anlaşmayı DMO ile yaptıklarından hiç bahsetmiyorlar. Demek sayın bakan yanıltıldı. 12 milyon dolar ne oldu? Keymen açıklama yaptı, "Masraflarımızı karşılamak için" diye. Yaptığın masraf 12 milyon dolar mı? 

Keymen ilaç DMO ile ilgili anlaşma yapıyor tabi. DMO, "Bana teminat vereceksin" diyor. Keymen ilaç teminat mektubunu veremiyor ve bunu da Çinli firma teyit ediyor. DMO kime bağlı? Hazine ve Maliye Bakanı'na bağlı ama Sağlık Bakanı'nın sırtına atıyorlar. 1 milyon doz aşı bedava gelseydi ve CHP iktidar olsaydı, 1 milyon doz aşıyı Filistin'e gönderirdi. Bunların da gazeteleri var, sözde araştıyorlar konuyu. Birisi yazmış, "Kılıçdaroğlu asılsız iddialarla Sağlık Bakanlığının ticari sırlarını açıklamaya zorladı" diye. Hangi ticari sır? Bütün belgelerde var. Çin ile aramız bozulacakmış. Çin'in Uygur Türklerine yaptığı zulüm dolayısıyla aranız bozulmuyor da benim aşı sorumdan dolayı mı aranız bozuluyor? 

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a 5 soru

128 milyar dolar küçük bir rakam değil. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı yenmiştir. Bunu uzun süredir dile getiriyorum. Erdoğan cevap verdi. "Salgın bahanesi ile yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere elimizdeki tüm araçları kullanarak fırsat vermedik. Kılıçdaroğlu'nun sürekli sorduğu dövizlerin önemli bir bölümü bunun için kullanılmıştır" diye. Yani salgın bahanesi ile bizi zora sokacaklardı, zora sokulmasın da diye kullandık diyor. Soru şu, "128 milyar doları kime sattın?" Döviz düştü, güzel. Hiç onları sormayalım. 128 milyar doları kime, kimlere sattın?

Farz edelim Merkez Bankası döviz satıyor o zaman ilgili kurumlardan yetki almak zorundadır. Erdoğan'a 5 tane soru soruyorum. Çiftçi, emekli, esnaf, tüyü bitmemiş yetim hakkı için soruyorum.

1. Bu satış hangi yöntem ile yapıldı?
2. Bu satış hangi tarihlerde yapıldı? 
3. Hangi kurdan ne kadar döviz satıldı? 
4. Bu ticaretin alıcıları kimlerdir?
5. Bu satış işleminin altında kimlerin imzası var?

Bu soruları Erdoğan'a soruyorum. Damadı tasfiye etti bütün suçu onun omzuna attı. Sen ve damadın el ele verdiniz Merkez Bankası'nın 128 milyar dolarını Londra'daki bir avuç tefeciye teslim ettiniz. Sorumlusu sensin. 

Bahçeli'ye de çağrı yapıyorum. 128 milyar doların nerelere gittiğini açıklamayın diye destek veriyorsun. Milletçilik, vatanseverlik bu mu? Yabancılara verildi yurt dışına çıksın diye. 

Bu 128 milyar dolar ile ne yapılabilirdi? Birde pandemi dönemindeyiz. Onunda bir tablosunu çıkardık. 128 milyar dolar, 932 milyar lira yapıyor.

1. 10 milyon işsiz 1 yıl boyunca her bir işsize 3 bin lira para verebilirdik. 

2. 1 milyon 300 bin esnafın 13 milyarlık kredi borcunu tamamını silebilirdik.

3. Çiftçilerin bankacılık sektöründen takibe düşen 5 milyar tutarındakini borcun tamamını kapatabilirdik.

4. Küçük işletmelerin takibe düşen 16 milyar liralık borcunu ödeyebilirdik.

5. Yoksulluk sınırın altında doğalgaz kullanan 1 milyon 600 bin hanenin Kasım 2020 ile Nisan 2021 arası borçlarının tamamı ödenebilirdi.

6. 50 milyon vatandaşımıza Pfizer-BionTech aşısı iki doz bedava yapılabilirdi.

7. MEB'in verilerine göre EBA'ya ulaşamayan öğrencilere tablet verilebilirdi.

8. Devletten 3 ay boyunca bin lira destek alan esnafa 1 yıl boyunca 3 bin lira para verebilirdik.

9. Devletten 3 ay boyunca bin lira destek alan basit usul defter tutan esnafa 1 yıl boyunca 3 bin lira para verebilirdik. 

10. Devletten 3 ay boyunca bin lira destek alan müzisyene 1 yıl boyunca 3 bin lira para verebilirdik. 

Yine bitmiyor, para artıyor. Onunla da yatırım yapardık. Kime gitti bu para. Çiftçiye, işsize, emekliye gitmedi. Kim aldı bu parayı? Yurtdışına gitmek, kaçmak isteyenlere verilen verilen paradır bu, rüşvettir bu. 83 milyonun alın teriydi. 

"Saray ve beslemelerinin tamamı büyüdü"

Tayyip'i üzmeyen istatistik kurumu karar yayınlamış yani TÜİK. 2020 yılında Türkiye 1.8 oranında büyümüş. Çiftçi, esnaf, hayvancılıkla uğraşan kardeşlerime soruyorum siz büyüdünüz mü? Kalkınmadan pay aldınız mı? Tam tersi oldu herkes perişan, işsizlik de perişan. Soru şu, kim büyüdü? Bunlar büyümediğine göre birileri büyümüştür. Saray ve beslemelerinin tamamı büyüdü. Bir maaş yetmiyor onlara. Yeri geldiğinde 5 ayrı yerden maaş alıyorlar. 5'li çete büyüdü. Bankada dövizi olanların durumu iyi. Devlete dolarla altınla borç verenler var. Onların da durumu iyi.

Sayın Bahçeli'ye sormak istiyorum. Bu tablonun neresi yerli neresi milli? Gayri millileri destekliyorsunuz. Gayri millilerin arkasından gidiyorsunuz. İşin peşini bırakmayacağız. Esnafın fakirin fukaranın hakkını savunacağız.

Meclis'e gelen 33 fezleke

Bütün bunlar olurken gündemi başka yere getirmeye çalışıyorlar. Dokunulmazlığı kaldıracağız diyorlar. Yasama dokunulmazlığını kaldırırsanız siyaset alanını daraltırsınız. Demokrasiden vazgeçmiş olursunuz. Dokunulmazlıklar konusunda sağlıklı bir karar alabilmek için yargı bağımsızlığı olması lazım Yargı bağımsızlığının olmadığı bir ülkede milletvekilinin dokunulmazlık dışında hiçbir güvencesi yoktur. Sayısal yeterliliğiniz var zaten bizim oyumuza da ihtiyacınız yok. Dolayısıyla bu teminatın bu güvencenin kalkmaması lazım. Dokunulmazlık gerekiyor. Milletvekili her türlü eleştiriyi yapmalı. Bu eleştiriden iktidar partisi rahatsız olur. Neden Türkiye'de yargı bağımsızlığı yok. AYM kararına bile bir mahkeme uymuyorsa orada yargı bağımsızlığından bahsedilebilir mi?  AİHM kararını uygulamayan mahkemeler var. Anayasaya göre uymak zorundayız. Uymayan hakimlerde terfi ettiriliyorlar. İktidar partisinin il ve ilçe başkanları seçimi kazanamadılar alındı hakim, savcı yapıldı bu insanlar.  

Erdoğan zaman zaman benimle ilgili tazminat davaları açar. Çünkü parayı çok seviyor. Hakimlere de talimat veriyor, şu mahkemelere düşürün diyor. Tesadüf bazen o mahkemelere düşmüyor. O zaman o mahkemelerin hakimleri görevden alınıyor, başka bir yere atanıyor, yeni hakimler tayin ediliyor ve ben tazminata mahkum ediliyorum. Bu Türkiye'de yargı bağımsızlığını gösterir mi? Kendi gerçekliğim, bunu görüyorum. Yargıtay'da bir kere bile hakimlik yapmayan insanı AYM'ye üye olarak atarsanız yargı bağımsızlığından söz edilebilir mi? 

"Her bir milletvekili dosyaya bakar ona göre oturur oyunu kullanır"

Milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırmak istiyorsak önce yargı bağımsızlığı. Dokunulmazlıklar siyaseti kendi arzularına göre dizayn etme alanı değildir. 6-7 yıl önce bir olay olmuş, insanlar ölmüş. Aradan geçmiş 6-7 yıl. Şimdi Millet İttifakı'nı nasıl bozabiliriz diye yola çıkıyorlar. Fezlekeleri düzenleyelim, getirelim, CHP zor durumda kalsın. Cumhuriyet Halk Partisi hakkı, hukuku, adaleti her yerde, her ortamda savunur ve asla haksızlıklar karşısında da susmaz. Millet İttifakı'nı bozacaklar kendilerince. Biz bildiğimiz yoldan yürürüz.

Anayasa'ya göre. 83. madde: TBMM'deki siyasi parti gruplarınca yasama dokunulmazlığı konusunda görüş yapılamaz ve grup kararı alınamaz. Her bir milletvekili dosyaya bakar ona göre oturur oyunu kullanır. Bu madde dokunulmazlıklar konusunda milletvekillerine sağlanmış önemli bir güvencedir. Bunu da almak istiyorlar. Milletvekilinin dokunulmazlığı bir kişinin iradesine bırakılamaz. Milli iradeye ihanettir. Sen bir kişinin dokunulmazlığını kaldırmak için talimatla el kaldırıp, el indiriyorsanız bu milli iradeye ihanettir. "Eller iner, kalkar" diyor Erdoğan. Beyefendi zaten hakim. Kararı vermiş. Bu memlekette adaletten bahsediyoruz sonra. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytansa o dilsiz şeytan olmayacağız. Dokunulmazlıkları bir siyasi ittifakı nasıl bölerim diye yapıyorsanız ahlaki değil."