Soylu yine bir gazeteciyi hedef aldı!

Soylu yine bir gazeteciyi hedef aldı!

Cumhuriyet gazetesi yazarı ve Halk Tv programcısı Barış Pehlivan, bugün yazdığı, ''CHP'de bir şeyler oluyor'' başlıklı yazısının bir bölümünde, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun İstanbul İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş'tan hoşlanmadığı yazdı.

Pehlivan, yazısında 3 Nisan'da yapılan Sultangazi Güvenlik Toplantısı'nın fotoğraflarının, hem İstanbul Emniyet Müdürlüğü hem de İçişleri Bakanlığı sosyal medya hesabından paylaşıldığını belirtirken, İçişleri Bakanlığı'nın paylaştığı fotoğrafta, Zafer Aktaş'ın kesilmiş olmasına dikkat çekti.

Emniyetteki kaynaklarına dayandırarak da İstanbul Emniyet Müdürü ve İçişleri Bakanı arasında sorun olduğunu belirten Barış Pehlivan'a İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yanıt verdi.

Sosyal medya hesabından açıklama yayınlayan Soylu, ''Cumhuriyet gazetesinin işyeri hekimi vardır muhakkak... Bu habercilik hastalıklı... Çünkü bu çocuklar hasta. Tedaviye ihtiyaç var... Gecikmeyin'' dedi. 

Barış Pehlivan'ın Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan yazısının tamamı şöyle;

Gören soruyor: Erken seçim olur mu?

Şu yanıtı veriyorum: Neden erken seçime gitmek istesinler ki?

Ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir bildiği var belli ki...

Öyle olmasa, FOX TV’de İsmail Küçükkaya’ya “Sonbaharda seçim olabilir” der miydi? Hoş, MHP lideri Bahçeli bunu demenin “Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve toplumsal huzurunu hançerlemek isteyenlere hizmet” olduğunu söyledi ama...

Aması şu: Meğer, Bahçeli’yi daha da öfkelendirecek bir hareketlilik de varmış CHP’de. Zira, CHP lideri sadece “Olabilir” dememiş, parti yöneticilerine “Erken seçim çalışmalarına başlayın” diye talimat da vermiş. 

Bu çalışmaların ne olduğunu öğrenmek için CHP koridorlarında yürümeye başladım. Konuştuğum bir MYK üyesi, “Yakın zamanda bizzat ben Doğu illerini tek tek gezdim. Bu sıradan ve tesadüf değil” dedi. Bir başka MYK üyesi ise “Çalışmalarımız yeni başlamadı. İl başkanlarına ‘eksiklerinizi tamamlayın’ uyarısında bulunduk” dedi.

Duydum ki erken seçim için yapılan hazırlıklarda en büyük görev de partinin hukuk ve seçim işleri kanadındaymış. Buna göre aynı zamanda genel başkan yardımcısı Muharrem Erkek’in yardımcısı da olan CHP’nin hukukçu milletvekilleri Abdurrahman Tutdere, Alpay Antmen, Turan Aydoğan, Ahmet Önal ve İsmail Atakan Ünver 81 ili bölüşmüş. Hepsi iki haftadır sorumlu oldukları illerdeymiş. Amaç, her ilde partinin hukuk ve seçim komisyonlarını aktif hale getirmekmiş.

O ne demek, diye sorduğumda şu yanıtı aldım CHP kurmaylarından:

“Barolardan da destek alarak her ilde bir hukuk ordusu oluşturmayı amaçlıyoruz. Böylece olası seçim ihlalleri için örgütlenmiş bir CHP olacağız. Bu pazar seçim olacak gibi hazır olmamız gerek. Çünkü biliyoruz ki istemeseler de üç ay sonra mecbur kalacaklar.”

“Peki, bundan sonra plan ne” sorusuna ise dedikleri şu:

“İllerden gelecek dönüşlerle iki hafta içinde değerlendirme toplantısı yapacağız. Whats-App grupları üzerinden hızlıca haberleşeceğimiz bir sistem kuruyoruz. Sonra sırasıyla illerdeki seçim ve hukuk komisyonlarındaki arkadaşlarımız ile sandık görevlilerini bir eğitime tabi tutacağız. İstanbul deneyimi bize yol gösterici oluyor.”

Vurur yüze ifadesi

Sadece bu kadar da değil, diyorlar...

Öğrendim ki CHP örgütlerinde de genel bir ısınma var. Partinin milletvekilinin hiç olmadığı ya da az sayıda olduğu illere çıkarma yapılmasının nedeni de bu erken seçim talimatıymış.  

Örneğin, yakın zamanda Şanlıurfa, Isparta, Uşak, Afyonkarahisar ve Kocaeli’ne gidilmiş. Bu hafta ise Yalova, Kars ve Ardahan için özel çalışmalar yapılacakmış. Genel merkezin talimatıyla 20’den fazla farklı ilin milletvekilleri seçilen yerlere gidiyormuş. Sözün özü: CHP’de kime kulak versem “seçim geliyor” diyor. Ben ise yine aynı yerdeyim: AKP ve MHP kazanacağına emin olmadan seçime gitmez.

Düşüncem yüzüme vuruyor olmalı ki bir partili şöyle diyor müstehzi bir gülümsemeyle: “CHP’de hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oluyor!” 

Emniyet’te yine kriz

Bir süredir duyuyordum. Ama inanmıyordum. 

İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş’tan söz ediyorum. Malum, eski müdür Mustafa Çalışkan’la İçişleri Bakanı Soylu’nun arası iyi değildi. Görevden alınması için çok uğraştı. Başardı da. Ama gelgelelim, Emniyet kulislerine göre Soylu, yeni müdürden de pek memnun değilmiş. Biz Boğaziçi olaylarındaki, İstanbul Sözleşmesi eylemlerindeki hadiseleri konuşurken, meğer yukarılarda da başka bir rahatsızlık varmış. Unutmayalım, Zafer Aktaş yeni müdürlerden değil. AKP hükümetinden önce de kritik görevler yapmış, hatta daha 90’lı yıllarda FETÖ’ye hedef olmuş bir isim. 

Dediğim gibi, ihtimal vermemiştim. Ama “bir bilen” bazı fotoğraflara işaret etti. 

012532321-say1-baris.jpeg012532961-say1-baris1.jpeg

 

3 Nisan tarihinde İçişleri Bakanı Soylu’nun başkanlığında Sultangazi Güvenlik Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıyı hem İstanbul Emniyet Müdürlüğü hem İçişleri Bakanlığı sosyal medya hesabından paylaştı. 

Fakat... 

Bakanlığın paylaşımında İstanbul Emniyet Müdürü’nün de toplantıda olduğu yazmıyor. Mesele bundan ibaret değil. Yukarıdaki ilk paylaşım bakanlığın, ikincisi Emniyet Müdürlüğü’nün. Görüldüğü gibi; bakanlığın paylaşımında sağ taraftaki kişi kesilmiş. Sadece eli görünüyor. Emniyet’in fotoğrafına bakınca anlaşılıyor ki, kesilen kişi İstanbul Emniyet Müdürü Aktaş’tan başkası değil. 

Sahi, bakanlık bunu neden yapar, bilmiyorum. Ama kabine değişecek, Emniyet müdürleri de değişecek, diye konuşulurken bakalım kim gidecek ve kim kalacak?

Müge Anlı’yı beklerken

Hapisteyim ve hücremdeki televizyonda Müge Anlı açıktı. Migren ağrısı tutmuş, arabada iğne olma talebi kabul edilmeyince isyan etmişti. “Sonra diyorlar ki doktorlara iyi davranın... İnşallah sen de bir gün böyle bir migren ağrısı çekersin ve aynı tavırla karşılaşırsın” dediğini duydum. Sonradan haberim oldu; büyük tepki çekmiş, bunun üzerine Müge Anlı özür dilemek zorunda kalmış. 

Yeter mi? RTÜK’ün CHP’li üyesi İlhan Taşcı peşini bırakmamış. Öğrendim ki şiddeti özendirdiği gerekçesiyle ATV’deki programın incelenmesi için başvuru yapmış. 

Peki... 

Abdülhamit eleştirildi” diye TELE 1’e inceleme başlatıldığını sabaha karşı duyuran, kanala hızlıca 5 gün ekran karartma cezası veren RTÜK Başkanı, doktorları hedef gösteren ATV’deki yayın için de hemen harekete geçmiş midir? Yok. RTÜK’e gelen 50 bin şikâyete rağmen, yok. 

Ne mi olmuş? 31 Mart 2020’deki bu başvurunun üzerinden günler geçmiş, haftalar geçmiş, aylar geçmiş...  

Sonunda... Yıldönümünde, yani tam bir yıl sonra yanıt yazmış: “İnceliyoruz!” 

Ne güzel demiş Müge Anlı: “Ben sana inanır mıyım? Sen benim gözüme baksana!”

Pelikan yalısından kritik ayrılık

Pelikancıların merkezi Kuzguncuk’taki yalıyı duymayan yok. Oradan aldığı destekle binlerce isimsiz trolün sosyal medyada yaptığı manipülasyon çalışmalarına sık sık rastlıyoruz. Ama biri vardı ki ismiyle görüntüsüyle yalının ekran yüzüydü: Feyza Öznur. Hani, yalının balkonunda arkasına Boğaz manzarasını alıp muhalefetle alay eden kurgu videolardaki kişi... Yalan değil, oldukça farklı içerikler de üretiyor ve bu yüzden de dikkat çekiyordu. 

Gördüm ki işte o Feyza Öznur, Pelikan yalısından ayrılmış, bir haber sitesine içerik üretmeye başlamış. Acaba bu kritik ayrılığın nedeni neydi? Feyza Öznur keşke bir konuşsa da şu yalıda dönen entrikaları öğrensek...