Özgür Özel'den "Kuşadası operasyonu" yorumu: Bu gözaltı Çerçioğlu'nun AKP'ye geçiş ücretidir
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’da katıldığı iftar programının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Özel, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in gözaltına alınmasına ilişkin değerlendirmesinde, sürecin siyasi olduğunu öne sürdü. Günel’in neden Aydın yerine İstanbul’da gözaltına alındığını sorgulayan Özel, işlemlerin “CHP’ye yönelik yıpratma operasyonlarının İstanbul merkezli yürütüldüğünü” savundu.
Özel, “Bir belediye başkanı bir telefonla çağrılabilecekken neden sabah operasyonuyla gözaltına alınıyor? İfadesi alınmasına rağmen neden hala nezarethanede tutuluyor?” ifadelerini kullandı.
"AKP'YE GEÇİŞİN TRANSFER ÜCRETİ"
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun CHP'den istifa edip AKP'ye geçmesine ilişkin konuşan Özel, söz konusu süreci üç başlık altında değerlendirdi. Özel, “Aziz İhsan Aktaş davasından kurtulması, yıllardır süren soruşturmaların apar topar kapanması ve husumet duyduğu Ömer Günel’in özgürlüğünün ortadan kaldırılması. Bunlar Aydın Büyükşehir’in AK Parti’ye geçmesinin transfer ücreti” dedi.
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel gözaltına alındı!
GÜLŞAH DURBAY VE FERDİ ZEYREK'İ ANDI
Özel konuşmasında, Manisa’da düzenlenen iftar programına da değinerek geçen yıl aynı programda ev sahipliği yapan belediye başkanları Gülşah Durbay ve Ferdi Zeyrek’i andı. Bu yıl iki ismin de programda yer almamasının kendileri için büyük bir üzüntü olduğunu söyledi.
Kentte sosyal belediyecilik uygulamalarına da değinen Özel, Manisa’nın kent lokantası sayısında İstanbul’dan sonra ikinci sırada olduğunu belirtti. Büyükşehir Belediyesi’nin iftar programları kapsamında şimdiye kadar 125 bin kişiye ulaşıldığını ifade etti.
İMAMOĞLU AÇIKLAMASI: TUTUKSUZ YARGILANMA ESASTIR
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Özel, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu yargılanmasına ilişkin soruya, “Tutuksuz yargılanma esastır. İmamoğlu içeride de olsa dışarıda da olsa yapılacak seçimin kazananı olacaktır” yanıtını verdi.
Silivri’de görülen davadaki mahkeme başkanının tutumuna ilişkin soruya da yanıt veren Özel, duruşmalarda basın mensuplarının yerinin değiştirilmesi ve sanıklarla iletişime yönelik kısıtlamaları eleştirdi.
Özel ayrıca, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç ile gerçekleştirdiği görüşmeye yönelik eleştiriler hakkında da konuştu. Arınç’ın kendisini daha önce ziyaret ettiğini hatırlatan Özel, Ramazan ayında bir iade-i ziyaret gerçekleştirdiğini ve görüşmede ağırlıklı olarak Manisa ve Ramazan üzerine sohbet ettiklerini söyledi.
CHP lideri Özel'in konuşması bu şekilde:
"Değerli arkadaşlar, doğduğumuz büyüdüğümüz ildeyiz. Yüreğimiz çok buruk, çok zor geldim bu iftara. Çünkü hem Şehzadeler’in hem Büyükşehir’in seçilmiş iki belediye başkanı, iki kardeşim, hem Gülşah Durbay’ın hem de Ferdi Zeyrek geçen sene bu iftarda bize ev sahipliği yaptılar şurada biliyorsunuz. Bu sene maalesef ikisi de aramızda yok. O yüzden içimiz yanıyor, yüreği buruk Besim Başkanımızla ve Hakan Başkanımızla birlikte yaptık.
Ama sonuçta maalesef bütün yaşanan acılara rağmen bu ülkede yoksullara, vatandaşlara, kimsesizlere sahip çıkmak gerekiyor. Hem Ferdi ve Gülşah’ın bıraktığı hizmetleri kaldığı yerden devam ettirmek gerekiyor, hem bu büyük ekonomik kriz sürecini çok iyi yönetmek gerekiyor. Manisa ilde en çok kent lokantası olan İstanbul’dan sonra ikinci il. Yakında İstanbul’daki sayıya ulaşacak.
İftarda tüm ilçelerde takip ediyorsunuz ilçelerimizin, Büyükşehir’imizin iftar programlarını. 125 bin kişiye bugüne kadar ulaşılmış bir rakam Büyükşehir tarafından sadece. Çok önemli. Doğduğumuz büyüdüğümüz şehri arkadaşlarımıza emanet ettik. Bugün burada gördüğümüz Türkiye’nin çok farklı yerlerinde doğmuş, buraya gelmiş, Manisa’da hayata tutunmaya çalışan insanlarla ekmeğimizi paylaştık. Burada duyduklarımızdan, güzel sözlerden, memleketimizde arkadaşların hizmetleriyle ilgili işittiklerimizden büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Öncelikle onu söylemek isterim.
Bütün hemşerilerimin bir kez daha hem Ramazan’ını kutluyorum hem Kadir Gecesi geliyor Pazartesi akşamı, Kadir Gecelerini kutluyorum. İnşallah Ramazan Bayramı’nda hep birlikte olacağız. Yine yüreğimizin bir tarafı yanıyor ama Manisa’mızda hep birlikte olacağız. Ben bayramın birinci günü sabahleyin erken saatlerde buraya ulaşmış olacağım. Bir gün önce İstanbul’dayız malum; programlarımız 19 Mart’ın yıl dönümünde yoğun. 19 Mart gece yarısı yola çıkıp sabah inşallah bayram namazına Manisa’ya yetişmiş olacağız.
Bununla birlikte biraz önce sordu arkadaşlar çıkışta yanıtlayacağım dedim; Kuşadası Belediye Başkanımız, çok sayıda Manisalı hemşerimizin de yazlık için, dinlenmek için gittiği Kuşadası’nda Ömer Başkanımız gözaltında. Bir kere Ömer Başkan niye Kuşadası’nda, Aydın’da değil de İstanbul’da gözaltında? Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik her türlü yıpratma operasyonu İstanbul merkezli yönetiliyor. İkincisi; niçin davet edilip de 'ya bir belediye başkanı nereye kaçabilir, ne yapacak belediye başkanı o şehrin seçilmiş, o şehre hizmet eden belediye başkanı' bir telefonla çağrılabilecekken niçin sabah operasyonlarıyla gözaltına alınıyor? Niçin ifadesi alındığı halde hala daha nezarethanede tutuluyor?
Onun bu durumlarının bir tek sebebi var, üç başlık altında bakarsak:
Birincisi; 'Topuklu Efe' diye vaktiyle Aydın’ın sevip şimdi maalesef yaka silktiği 'Topuklayan Efe', kendisiyle ilgili bir tehdit gelince ona direnecek gücü olmayan ve temiz olmayan o 'Topuklayan Efe', Aziz İhsan Aktaş davasından kurtulması bu işin birinci taksiti.
İkinci taksiti; açık ve yıllardır sürdürülen soruşturmaların apar topar kapanması.
Üçüncüsü de; yıllardır husumet duyduğu Ömer Günel’in özgürlüğünün, deyim yerindeyse kafasının kopartılması.
Bunlar Aydın Büyükşehir’in, CHP’nin çok büyük oyuyla seçtirdiği Aydın Büyükşehir’in AK Parti’ye geçmesinin transfer ücreti arkadaşlar. Üç taksitte bunu ödüyorlar. Aziz İhsan Aktaş davasından onu kurtarmak, açık dosyalarını kapatmak ve husumetli olduğu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’i hapse atmak, belki de onun deyim yerindeyse kafasını koparmak.
Ömer Günel Kuşadalıların bildiği gibidir, Aydınlıların bildiği gibidir. Allah o Ömer Günel’e bunları yapmayı siyasi pazarlık konusu yapan 'Topuklayan'ı da bildiği gibi yapacak. İlk seçimlerde onu elimizden, Aydın’ın elinden kimse alamayacak. İlk seçimlerde onu elimizden kimse alamayacak. Sorunuzun biraz önce iftarda dedim 'burada yanıtlayamayız', o sorunun da cevabı bu. Bunun dışında merak ettiğiniz bir şey varsa Manisalı hemşerilerime, gazetecilere yanıtlayayım."
"İMAMOĞLU'NUN TUTUKSUZ YARGILANMASI ESASTIR"
"Şimdi birincisi, İmamoğlu'nun tutuksuz yargılanma esastır. Biz zaten bunu her zaman için söylüyoruz. Tutuklu yargılama; rakibinden korkan ve onu dört kez yenemeyen Recep Tayyip Erdoğan’ın rakibini içeride tutup kendisinin seçim kazanma planıdır. Ama Ekrem İmamoğlu ister içeride olsun ister dışarıda olsun, ister aday olsun ister aday olamasın; yapılacak seçimin kaybedeni Erdoğan olacaktır, kazananı tüm Türkiye Cumhuriyeti olacaktır. Eninde sonunda Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Halk Partisi de iktidar olacaktır.
Mahkemenin başkanı yetersiz, beceriksiz, kendine özgüveni yok, nasıl bir suça alet edildiğinin de farkında. O yüzden de ne yaptığını şaşırıyor. Yani ilk günlerde üzerine cübbeciği giymeden salona gelip de herkesin önünde soyunup dökülmekten tutun da, girdiği çıktığı kapıyı karıştırmaya kadar fevkalade bir acemilikle karşı karşıyayız ve kötü niyetli talimatlar almış kötü niyetli uygulamalar yapıyor.
Basının kör noktaya taşınmaya çalışılması da aynı kötü niyetliliktir. Ekrem İmamoğlu’nun diğer sanıklarla selamlaşmasına, merhabalaşmasına engel olmak da kötü niyetliliktir ve bu inanın 12 Eylül yargılamalarında olmayan, Yassıada yargılamalarında olmayan bir şeydir. Diğeri ise Ekrem İmamoğlu’na 'Sayın' demeyip 'Sanık Ekrem' diye ilk gün yeltendiği o işte, Yassıada’da Adnan Menderes’i küçük düşürmeye çalışan hitabetin bir taklididir.
Bugün Yassıada’da onu yapanları kimse hatırlamıyor. Herkes Yassıada muamelesinden utanıyor. Ama Adnan Menderes’e, daha sonrasında idam edilmiş olmasına rağmen, siyasi partisi yıllarca iktidar oldu, Süleyman Demirel yıllarca iktidar oldu. Adnan Menderes milletin gönlünde dualarında; onu asanlar ise şu anda savunulamaz durumdalar. Biz Adnan Menderes de olsa, Deniz Gezmiş de olsa asılarak hayatını kaybeden, ya da hapse atılan hangi siyasetçi olursa olsun siyasi sebeplerle hepsinin arkasındayız ve biz onlarla aynı kaderi paylaşan Ekrem İmamoğlu’nun yanındayız. Yassıada yargılamalarını yapanların, 12 Mart yargılamalarını yapanların, 12 Eylül yargılamalarını yapanların devamı olanlar, özentisi olanlar da tarihin çöplüğünde yerlerini alacaklar."
BÜLENT ARINÇ ZİYARETİ
"Ben seçildiğimde Sayın Bülent Arınç ziyarete geldi. Kötü günlerimizde hem kendisi hem oğlu bizi yalnız bırakmadı. Ramazan’da geçen hafta buradaki iftarına davet etmişti, icabet edemeyince bir iade-i ziyaretle bir Ramazan tebriğine gittim.
Elbette birçok konuyu konuştuk ama biliyorsunuz Türkiye Gazetesi ve bir Türkiye Gazetesi’ndeki birisi —Türkiye akşam televizyonda da, TGRT’de de— o gün sanki oradaymış gibi bir sürü gerçek dışı beyanda bulundu. Yalanlamak bana yakışmazdı, Bülent Bey’e düşerdi. Bülent Bey gecikmeden bugün Nefes gazetesine tam bir sayfa yalanlama yapmış.
Bülent Bey’in o söylediği her şey o gazeteciyi herhalde artık utandırmıştır. Yani bu kadar gerçek dışı, hiç konuşmadığımız şeyleri söylemiş. Biz Bülent Arınç’ın hatta 'tweetimi açmadım' dediği kısımdaki konu bile konuşulmadı. Yani Sayın Bülent Arınç son derece nazik bir şekilde tutuksuz yargılama gerektiğini, mahkemelere güven olması gerektiğini, bu şartların güvensizlik yarattığını söyledi.
Son derece nazik, Manisa’dan konuştuk en çok. Yani en çok ne konuştuysak Manisa’dan konuştuk. Ferdi’den konuştuk, Gülşah’tan konuştuk, Ramazan’dan konuştuk, Manisa’daki iftardan konuştuk ve Manisa’nın çıkarlarından konuştuk. Ayrıca da Türkiye siyasetine ilişkin genel değerlendirmeler yaptık. Bir Ramazan sohbetinden bir siyasi çıkar elde etmeye çalışan ve bunu gazetecilik yaparak yapmaya çalışanlara da ben ne diyeyim. Bana dediler 'ne diyeceksiniz', yalanlamak bana düşmez dedim Bülent Bey’in ağzından yazmış. Bugün de kendisi yalanlamış, artık o gazeteciyi okurlarının vicdanıyla baş başa bırakıyoruz arkadaşlar."