Öcalan'dan çok konuşulacak açıklama: Bahçeli inanılır gibi değil

Öcalan'dan çok konuşulacak açıklama: Bahçeli inanılır gibi değil
İmralı Süreci kapsamında açıklamaları ile sık sık gündeme gelen terör örgütü PKK Lideri Öcalan'ın yine çok dikkat çeken açıklamaları sızdı. Öcalan'ın Bahçeli'yi överek, "Bahçeli inanılır gibi değil" dediği ve statüsü için de, "Ruhen bu statü ile yaşayamam" dediği öne sürüldü.

MHP'li Bahçeli'nin yaptığı çıkış ile başlayan İmralı Süreci'nde PKK ile devlet arasında yaşanan gelişmeler dikkat çekmeye devam ederken PKK Lideri Öcalan'ın da yaptığı çıkışlar geniş yankı uyandırmaya devam ediyor.

Medyascope'dan Ruşen Çakır'ın 'güvenilir kaynaklar' diyerek açıkladığı Öcalan sözleri dikkat çekti. "Bahçeli inanılır gibi değil" ifadelerini kullanan Öcalan, DEM Parti'nin gündemde tuttuğu 'statü' konusu için, "Ruhen bu statü ile yaşayamam" dedi.

"SÜREÇ BOZULURSA BÜYÜK YIKIM OLUR"

Öcalan'ın, hali hazırda devam eden sürecin bozulması halinde büyük bir yıkım yaşanacağını söylediği ifade edildi:

"Bu çözüm sonuca ulaşmazsa mutlaka bir taraf sizi ezecek. Bizim silah ile işimiz derdimiz yok. Ben silaha dayanmıyorum. “Öcalan baskı altında, örgüt zayıf bir zeminde” diye başlatmadık bu süreci. Bu süreç bozulursa büyük yıkım olur. 2012’de eğer bu süreç nihayete ermezse 100 bin kişilik ordu çıkar karşınıza demiştim, süreç beni Rojava’da doğruladı. Şimdi de bu süreç boşa çıkarılırsa İran, Irak krizi sonucu 500 bin Kürt silah altına alınır. İran var, Irak var. Kürt güçlerinin hali bellidir. Bunu Türkiye’ye yönlendirirler ve onu yıkarlar. Bu tehdit değil, uyarıyorum. Olası bir gelişmeden haberdar ediyorum. Sizin idealimiz dediğiniz çözüme imza atmak istiyorum. Bu işi hal etmek gerekir. Binlerce can var."

"BAHÇELİ İNANILIR GİBİ DEĞİL"

Sızan son konuşmasında Bahçeli'yi öven ifadeler kullanan Öcalan, "Bahçeli en son cesurca “Ben giderim” dedi. İnanılır gibi değildir. En büyük rakibim, bunu söylüyor" dedi. Öcalan'ın açıklamalarından o kısım şu şekilde:

"Türkiye’de cesur olan Devlet Bahçeli’dir. DEM’lilere de beni hatırlatıyor ve “kurucu önderi esas alın” diyor. Evet ikinci Sevr’e gidiliyor. Balkanlardaki durum gibi. Siyaset “terörist başı” ile görüşmem diyordu. Bahçeli en son cesurca “Ben giderim” dedi. İnanılır gibi değildir. En büyük rakibim, bunu söylüyor. Ama muhalefet diye geçinenler gelmedi. 60 milyon Kürt kitlesi var. İsrail av peşinde, etkili bir diplomasi peşinde. İran ve Irak’ı Kürt sopasıyla dövmek istiyorlar. Ortadoğu’da, bazı güçlere karşı sopa olarak kullandılar. “Vura vura İsrail’i yarattık, vura vura petrol elimizde” dediler. “Sen neden bu sopayı elimizden alıyorsun?” dediler. Artık bunu biraz yetkililere anlatın diyorum. Bu çözümün öncülüğünü Türkiye yapsın diyorum."

STATÜ KONUSU: RUHEN BU STATÜ İLE YAŞAYAMAM

Öcalan'ın hukuki statüsü, İmralı'da Öcalan için konut yapıldığı iddialarına da değinen Öcalan, "Bir bina yapmışlar, binanın statüsü önemlidir. Ne hapishanedir ne de evdir… Ne kuştur ne devedir… Bu durumda bu binaya gitmem. Siyasi hukuki boyutu düşünmeden olmaz. Bir devlet böyle iş yapmaz. Hukuki boyut önemlidir. Ruhen bu statü ile yaşayamam. Coşkulu görünüyorum çünkü hayırlı iş yapıyorum. Ama “Öyle kal, gerisini biz yaparız” denemez. Siyasetin durumu budur. Ama olmayacak duaya âmin demem. Sorun etmiyorum. En son özgür olması gereken ben olayım." dedi.

"DEMİRTAŞ NE YAPABİLİR?"

Hakkındaki kesinleşmiş AİHM kararlarına rağmen hala tahliye edilmeyen Demirtaş ile sürecin yürütülmesi eleştirilerine sert çıkan Öcalan, "Selahattin diyorlar. Selahattin ne yapabilir?" dedi.

"Yahu adım atan ben, katkı yapan benim. Ama “Öcalan ile olmaz” diyorlar. Engel benmişim gibi. Bu durumda ya beni öldürmeli ya da benim kendimi öldürmem lazım. O zaman başkasını bulun, çözsün. Selahattin [Demirtaş] diyorlar. Selahattin ne yapabilir? Ben karamsar değilim. Ama yüzde yüz garanti veremeyebilirim.

Devlet Bahçeli’nin çağrısı ile başlayan sürece devam ediyorum, etmek durumundayım. Ama buna imkân ve olanak verilecek. Yoksa hep saldıracaklar, hakaret edecekler. Olmaz böyle! Bu sabah bir alçak diyor ki hepsini, yani Irak’takileri de yok etmemiz gerekir. Bunlar devleti ele geçirmiş diyebilirler, bu doğru değildir. Kabul etmiyorum. Ben çağrımı yaptım mı, yaptım. Ateşkes ve mesafe koyduk mu, koyduk. Arkadaşlar beni dinleyip bir kurşun atmadılar mı, atmadılar. Bunun karşısında devlet de gereğini yapmalıdır."

BEBEK KATİLİ SIFATINA TEPKİ

Öcalan, kendisi için kullanılan 'bebek katili' sıfatına sert tepki gösterip kendisi için bu sıfatın kullanılamayacağını da savundu:

"40 yıldır katlandım bu tarza ama bana sorun, nasıl katlandım. “Bebek katili” tanımlaması yaptılar. Bana bebek katili denemez. 40 yıldır bu savaş tarzının acısını çekiyorum ama artık bana çektiremeyecekler. Savaşın da barışın da sahibi kendileri olacak. Beni kendi savaş tarzlarına alet edemezler. Devlet de imhada ısrar ediyorsa onlara da söylüyorum; madem öyle gidin terör ile mücadele eden siyasetçilerinizle terörü bitirin. Harekete de söylüyorum; o zaman gidin kendi savaş tarzınızla beni alet etmeden yürütün."

"İCRANIN BAŞINDA BENİM OLMAM LAZIM"

Öcalan, amacının barış olduğunu ve bunu gerçekleştirmesi için icranın başında kendisinin olması gerektiğini savundu:

"İcranın başında benim olmam lazım. Stratejik amacım barış ve bunu gerçekleştirmeliyim. Kandil özgürlüğümü dile getiriyor. Ama yanlış sözlerle ifade etmemeliler. Özgürlüğüm icra için gerekli. Ben burada da kalabilirim. Ama yasa bütün arkadaşları kapsamalı. Bazı arkadaşlar için sınırlı bir siyaset yasağı da olabilir. Örneğin beş yıl gibi. Meclis’e gelmeyeceğiz, ancak diğer siyasi haklarımızı koruyacağız. Sürekli siyaset yapacağız. Bunların hepsini kapsayan bir demokratik siyaset koşulu gerekir. Meclis buna dair bir karar alırsa, süreç uzamaz. A noktası merkezi ise B noktası yereldir. Savunmasız değiliz; en otoriter, en kurallı, kanunları en çok bilen bir demokratik cumhuriyet grubuyuz. Bu sürecin yaratıcısı, bu kadar kitlenin yol göstericisi olarak ben de devletin demokratik kanadı olurum."

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi