İlber Ortaylı: Ani kanamam oldu, ameliyata aldılar
Prof. Dr. İlber Ortaylı, Hürriyet gazetesinde yayımlanan yazısında hem geçirdiği zorlu süreci hem de hastane koridorlarında yaptığı gözlemleri detaylı bir şekilde okuyucularına aktardı. Ortaylı, Türk sağlık çalışanlarının fedakarlığına dikkat çekerken, Almanya’ya göç etmek isteyenlere yönelik çarpıcı uyarılarda bulundu ve liyakat sisteminin önemine vurgu yaptı.
"MODERN TIBBIN DİSİPLİNLİ SESSİZLİĞİ"
Ortaylı, sürecin başlangıcını ve Koç Üniversitesi Hastanesi'ndeki atmosferi şu sözlerle anlattı:
"Geçtiğimiz hafta pazartesi günü Prof. Dr. Yakup Kordan Hoca’yla Koç Üniversitesi Hastanesi’nin uzun koridorlarından geçerek anestezi için ameliyathaneye doğru ilerliyoruz. İnsan böyle anlarda ister istemez etrafına bakıyor; modern tıbbın disiplinli sessizliği, koridorlarda yankılanan adımlar ve yüzlerdeki ciddiyet, insana bu işin ne kadar büyük bir organizasyon olduğunu hatırlatıyor. Uzun ameliyattan sonra bir iki müdahale daha yapıldı. Hepsi gayet çabuk bitti."
"BİRDEN FENALAŞTIM"
İlk ameliyatın başarılı geçtiğini düşündüğü sırada pazar gecesi beklenmedik bir durumla karşılaştığını belirten Ortaylı, yaşadığı ani rahatsızlığı ve sağlık ekibinin müdahalesini şöyle aktardı:
"Geçen haftaki ameliyat başarılı geçti demiştim. Sevimli, çalışkan hemşireler işlerinin başındaydı. Bu pazar gecesi ise birden fenalaştım. Koğuşta hastabakıcı Sevim Hanım, Dr. Şevval Kanlı, hemşirelerden Tuğba ve Çağla hanımlar hepsi birden beni ıstırabımdan kurtarmak için seferber oldular. Yeni bir ameliyata aldılar. Ani kanama durdu. O an insan, bu memlekette hâlâ işini ciddiyetle yapan, vicdanıyla çalışan insanların varlığına şükrediyor."
"GAZİ PAŞA'YA TELGRAF: İNKILAPLAR HEDEFİNE VARMIŞTIR"
Sağlık çalışanlarının, özellikle de kadın personelin soğukkanlı müdahalesinden çok etkilendiğini belirten tarihçi yazar, durumu Mustafa Kemal Atatürk'e atıfta bulunarak duygusal bir dille ifade etti:
"Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa’ya telgraf çekeceğim: 'Paşam, dört Türk kadını, ihtiyar moruk profesörü kurtardılar. İnkılaplar hedefine varmıştır.' Belli ki bu dünyada feminist inkılabını da Türkler yapar. Çünkü hiçbir kavmin kadınları, Türk kadınları gibi birleşemez, böyle zor anlarda bu kadar soğukkanlı ve becerikli davranamaz. Bu, kitaplarda yazmaz ama hayatın içinde apaçık görülür."
"TÜRKİYE MUCİZELER ÜLKESİ, ALMANYA'YA GİDENLERE SÖYLEYELİM..."
Ortaylı, sağlık sistemi üzerinden Türkiye ve Almanya kıyaslaması yaparak, umudunu yurt dışına bağlayanlara seslendi. Türkiye'de kaliteli insanların diğerlerini taşıdığını belirten Ortaylı, şu tespitlerde bulundu:
"Türkiye mucizeler ülkesi; bir kısmı mucizeler yaratıyor, diğerlerinin ise dünya umurunda değil. Başka hangi toplumda bu kadar kaliteli insan, diğerlerini taşır? Bu ciddi bir sorudur. Umutlarını Almanya’ya, Amerika’ya bağlayanlara söyleyelim; Almanya bugün Hindistan’ın 300 milyon yoksul, becerikli, yer yer gaddar ve her işi yapmaya hazır, pasaport için her yolu deneyecek insanıyla birleşmiş durumda. Almanlar kendilerine yeni bir müttefik, yeni bir iş gücü bulduklarını zannediyorlar. Bu onların sorunu. Kargalar güler. Ama bizim de onlardan uzak durmamız gerekir; çünkü mesele sadece iş gücü değil, medeniyet ve insanlık meselesidir."
"LİYAKAT OLMAZSA GERİYE SADECE GÜRÜLTÜ KALIR"
Yazısının sonunda sağlık ve eğitimde liyakatin hayati önem taşıdığını vurgulayan Ortaylı, "Sağlığın önemi malum, maarifin önemi de malum. Bazı alanlar vardır; dokunulmaz insanlar tarafından, ehil ellerce yönetilmelidir. Bu diktatoryalarda da böyledir, demokrasilerde de" dedi.
Ortaylı sözlerini şöyle noktaladı:
"Kabiliyetli insanlara dikkat etmek, onları yerli yerinde kullanmak zorundayız. Eğitimimiz gerçekten iyi bir eğitim olmak istiyorsa, aynı kurala tabidir. Liyakat olmazsa ne sağlık ayakta kalır ne eğitim. Geriye sadece gürültü kalır."
