Dere Yatağına 'mahalle' İnadına Yargı Freni: Antalya'da TOKİ'nin 'ÇED oyunu' bozuldu
Özel Haber - Ali Taş
Antalya’nın Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi’nde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından planlanan dev konut projesinde yargı süreci, idarenin ihmaller zincirini ve hukuk tanımaz tavrını gözler önüne serdi. Boğaçayı’nın kolu olan Çandır Çayı yatağında yapılması planlanan proje için verilen 10 Aralık 2025 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararı, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’nın açtığı dava sonucu Antalya 2. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi.

SADECE SEL DEĞİL, İÇME SUYU DA TEHLİKEDE
TOKİ’nin 6 etaptan oluşan projesi, yaklaşık 563 bin metrekarelik bir alana yayılıyor. Toplam 4 bin 574 konut, 70 dükkan, 2 ilkokul ve 1 cami inşa edilmesi planlanan proje alanı, sadece dere yatağında olmasıyla değil, kentin yaşam kaynaklarını tehdit etmesiyle de gündemde.
Mahkeme dosyasına giren bilirkişi itirazlarına göre proje alanı; Antalya’nın içme suyu havzası niteliğini taşıyor. Bölgenin karstik (erimeye müsait, çökme riski olan) ve alüvyon zemin yapısına sahip olduğu, ayrıca yoğun tarımsal üretimin yapıldığı bir alan olduğu vurgulandı. Ancak idarenin, tüm bu riskleri göz ardı ederek, havza bazlı su yönetimi ilkesini ihlal ettiği ve projenin yaratacağı "kümülatif (birikimli) çevresel etkiyi" hesaplamadığı ortaya çıktı.

AFAD "RİSK VAR" DEDİ BAKANLIK "SEL YOK" DİYE RAPOR YAZDI
AFAD’ın 2021 yılında hazırladığı Antalya İl Afet Azaltma (İRAP) Raporu, bölgenin taşkın riski altında olduğunu net verilerle ortaya koyuyor. Raporda, Boğaçayı için yapılan hesaplamalarda 1620 hektar alanın taşkın riski altında olduğu belirtiliyor. Buna rağmen TOKİ’nin proje tanıtım dosyasında, "Planlanan proje sahasında sel söz konusu değildir" ifadesinin yer alması, planlama hatasını ve ciddiyetsizliği gözler önüne serdi.

HALKI DİNLEMEDEN ONAY VERDİLER
Antalya 2. İdare Mahkemesi, idarenin mevzuatı dolanma girişimine dikkat çekti. Mahkeme, 300 konut ve üzeri projelerin "Ek-2 listesinde" yer aldığını hatırlattı. Mevzuata göre bu büyüklükteki projeler için süreç şöyle işlemeliydi:
- Önce "ÇED Gereklidir" kararı verilmeli,
- Kapsamlı bir ÇED Raporu hazırlanmalı,
- İlgili kurumlardan oluşan bir komisyon kurulmalı,
- Halkın katılımı toplantısı düzenlenerek vatandaşın onayı ve görüşü alınmalıydı.
Ancak idarenin bu prosedürleri atlayarak, masa başında hazırlanan basit bir "Proje Tanıtım Dosyası" üzerinden doğrudan "ÇED Olumlu" kararı verdiği tespit edildi. Mahkeme, halkın dışlandığı bu yöntemi açıkça hukuka aykırı buldu.

İMZA GEÇERSİZ SAYILDI
Mahkeme kararında dikkat çeken bir diğer skandal ise "yetki gaspı" oldu. Yönetmeliğe göre "ÇED Olumlu" kararını verme yetkisi devredilemez şekilde Bakanlığa ait. Ancak dava konusu projenin onayının, Bakanlık yerine Antalya Valisi adına İl Müdür Vekili tarafından imzalandığı belgelendi. Mahkeme, İl Müdürlüğü'nün Bakanlık yetkisini kullanarak imza atmasını hukuksuz buldu.
MAHKEME KAPIYI KAPATTI: İTİRAZ YOLU YOK
Antalya 2. İdare Mahkemesi, 12 Şubat 2026 tarihinde verdiği kararda, işlemin uygulanması halinde çevrenin korunması açısından "telafisi güç veya imkansız zararların doğacağını" belirtti. Mahkeme, idarenin işleminin yürütmesini durdururken, kararı "itiraz yolu kapalı" olmak üzere oybirliğiyle aldı. Bu karar, idarenin projeyi mevcut haliyle sürdürmesinin önünü kesin olarak tıkadı.