6 Şubat felaketinin yıl dönümünde Özgür Özel deprem bölgesinde
19:35 | "ALLAH BİR DAHA BU MEMLEKETE BÖYLE BÜYÜK ACILAR YAŞATMASIN"
Malatya'da düzenlenen, "Depremde Hayatını Kaybeden Vatandaşlarımızı Anma Programı"na katılan Özel, konuşmasına, "Bu salonda bulunan, başta 6 Şubat 2023 günü yakınlarını, sevdiklerini kaybedenleri, birinci derece yakınlarını kaybedenleri, bununla birlikte o kayıpların hepsinin Malatya’nın ve Türkiye’nin kayıpları olduğunu biliyoruz. Her birinizi ayrı ayrı saygıyla selamlıyorum. Hepimizin başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin. Allah bir daha bu memlekete, ne Malatya’ya ne Türkiye’mizin herhangi bir memleketine, ne de dünyadaki dünya coğrafyasında hiç kimselere böyle büyük acılar, böyle büyük afetler yaşatmasın" sözleriyle başladı.
"İLK 24 SAATTE 98 VEKİLİMİZ BÖLGEDEYDİ"
Depremden dakikalar sonra Malatya il başkanları tarafından telefonla aranarak depremden haberdar edildiğini kaydeden Özel, depremin ilk 24 saatinde 98, bir sonraki gününde ise 120 milletvekillerinin bölgede olduğunu kaydederek, şunları söyledi:
"Aramızda çok değerli, pek çoğunu tanıdığım Malatya’nın meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, çok kıymetli derneklerinin, vakıflarının yöneticileri, temsilcileri; her birisinin emeklerine, gayretlerine hayran olduğum çok kıymetli muhtarlarımız var. Ben buraya milletvekillerimizle, genel başkan yardımcılarımızla, gölge kabinemizdeki bakanlarımız, politika kurulu başkanlarımızla, parti meclisinin değerli üyeleriyle birlikte geldim. Bir haftadır, daha doğrusu pazartesi gününden bu yana, yarınla birlikte işte 6 gün olacak, deprem bölgesindeyiz. İkinci memleketim konusu biraz tartışmalı. Bir tanesi; yıllarca 2011-2015 yılları arasında milletvekili yokken fahri milletvekilliğini yaptığım Osmaniye. Bir diğeri de; kendimin doğmadığı ama abim, kardeşimin doğmuş olduğu için memleketim saydığım Veli Ağbaba üzerinden Malatya. Malatya’da, biraz önce Veli Bey'in anlattığı gibi, deprem haberini aldığımda İstanbul’da, İsmail Küçükkaya’nın, sevgili Küçükkaya’nın programına katılmak üzere sabah telefonum 7’de çalacaktı. İşte 8’de yola çıkıp 9’da İsmail Küçükkaya’nın programında olacaktım. Ama telefonum o gün, çiçeği burnunda 10-15 günlük il başkanımız Barış Yıldız’ın telefonuyla çaldı. Büyük bir telaşla; 'Yıkıldık, mahvolduk Özgür Başkanım. Veli Başkanıma ulaşamıyorum, sen ulaşabilir misin?' dedi. Dördü belki 25 geçiyordu, belki 4 buçuktu. Çünkü çok kötü, her yerden sesler geliyor, yıkıldı bütün Malatya diyordu. Veli abiyi aradım, biraz önce söylediği gibi haberdar ettim. Sonra tabii ki televizyon programlarını falan iptal edip önce hızlı Ankara’ya gittim. Oradan bütün milletvekillerimizi planlayıp ilk buldukları vasıtalarla deprem bölgelerine gitmesini söyledim. İşte 24. saatte videoda var; 98 milletvekilimiz, ertesi gün de 120 milletvekilimiz; ilk önce 10 ildeydi. Sonra işte Urfa’daki, Diyarbakır’daki az hasarlı durumları görüp orada çok daha az milletvekili bırakıp acının, hasarın, kaybın yoğunlaştığı 6 ilde 1,5 ay boyunca milletvekillerimizle birlikte olduk."
"İLK OLARAK MALATYA'YA GELDİM"
Kendisinin ilk olarak Malatya'ya geldiğini kaydeden Özel, sözlerine şöyle devam etti:
"Tabii korkunç bir acıya tanıklık ettik. Ben ilk olarak Malatya’ya geldim. Gece yarısı tabi kardan yollar kapalı, bütün havaalanları kapalı. Gece yarısı Malatya’daydım. Sabahleyin de Doğanşehir’den başlayarak, Nurhak’tan devam ederek ulaşılmayan yerlere ulaşılmaya, seslerini duyurmaya, oralara belediyelerimizi ve milletvekillerimizi koordine etmeye çalıştık. Ve o günden sonra tabii bölgede çok kez olduk, birazdan onu da söyleyeceğim ama genel başkan olarak da bu sefer, bu yıl Osmaniye’den başlayıp tersine istikamette bugün Malatya’da bitirdiğimiz; deprem bölgesinde yapılanları, yapılamayanları, olanı olmayanı yapıcı bir gözle bakıp Türkiye’ye depremin 3. yılının hem bir fotoğrafını göstermek hem de o konuda siyasi değerlendirmelerimizi yapma gereği duyduk."
"O DEPREME HAZIRLIKSIZ YAKALANDIĞIMIZI KABUL ETMEMİZ LAZIM"
6 Şubat depremi şüphesiz tarihe, dünya afetler tarihine geçecek bir deprem. 10 büyükşehirde birden oldu. Asrın felaketi denmesi boşuna değil, işin boyutunu göstermesi açısından çok önemli. Ama biz o depreme hazırlıksız yakalandığımızı kabul etmemiz lazım. Bu bir bütün olarak, devletiyle milletiyle bizim ortak bir kusurumuzdur. Ama ülkeyi yönetenlerin de o depreme mazeretsiz yakalandıklarını ifade etmeliyim. Niye mazeretsiz? Çünkü 2 aylık ya da 21 aylık bir hükümete depremdeki hasardan mesul tutamazsınız. Ama 21 yıldır bir hükümet iktidardaysa ve iktidara gelişi bir büyük deprem felaketinden sonra olduysa, kendinden önceki süreci çok acımasız eleştirdiyse... Örneğin, Gölcük’te üçüncü gün hala çadır yok, çadırın kuyruğu var demiş birisi Başbakan olduysa ve toplumsal bir mutabakat varsa 99 depremlerinden sonra... Yani bir büyük İstanbul depremi bizi mahvedebilir veya işte bu Erkenek fayı kırılırsa Malatya’dan Adana’ya kadar 10 şehir yıkılabilir biz biliyorsak; toplum da bu konuda ne yapılacaksa yapılsın dediyse, oylar da öyle istendiyse, orada toplumsal mutabakat vardır ve olmasının en gerekli olduğu şey arkandadır, yani kamuoyu desteği.
İkincisi ne lazım? Depreme hazırlanmak için dünya kadar kanun lazım. Hepimiz diyoruz ki 1999’dan sonra yapılan binalar yıkılmıyor kolay kolay. Çünkü o dönem, o depremden ders alınıp siyasi partiler müştereken akademisyenlerle çalışıp iyi bir kanun ve çok iyi yönetmelikler yaptılar. İş denetim meselesi. Yani o yönetmeliğe uygun yapılan binalar yıkılmadı hakikaten. Hem TOKİ’ninkiler yıkılmadı hem 99 sonrası düzgün yapılan ve denetlenen hiçbir bina yıkılmadı. Yani kanuni hazırlık da tamam."
"99’DAN BUGÜNE 41 MİLYAR DOLAR DEPREM İÇİN VERGİ TOPLANMIŞ"
1999’dan bugüne 41 milyar dolar deprem için vergi toplandığını berten Özgür Özel, o dönemden bu zamana toplam 8 kez imar affı çıktığını kaydederek, şunları söyledi:
"Ne lazım? Para lazım. O depremde deprem vergisi adı altında, gerçek adı Özel İletişim Vergisi olan, 2 yıllığına bir vergi kondu. Halen daha ödemeye devam ediyoruz. Çünkü iktidar geldi ve o vergiyi kalıcılaştırdı. O vergi sayesinde 99’dan bugüne 41 milyar dolar deprem için vergi toplanmış. 41 milyar dolar. 8 kez imar affı çıkmış. Ki o imar afları maalesef tehlikeli binaları, yıkılacak binaları affeden, kaçak yapılan binaları affeden, sonradan tadilat gören kaçak tadilatları affeden 8 imar affı çıkmış. Onlardan da 26 milyar lira toplanmış. 26 milyar dolar. Özelleştirmelerden de 65 milyar dolar toplanmış, kendinden önceki hükümetlerin yaptıklarını satarak. 132 milyar dolar cepte varmış. Hiçbir şey olmasa, deprem vergileri 41 milyar dolar. Sayın kurumun açıkladığına göre 10 ilde yapılan, deprem için yapılan konutların toplam tutarı da 40 milyar dolar. Yani biz bu parayı deprem olmadan toplamışız. 21 yıl vaktimiz varmış. Milletin desteği varmış. Kanunumuz hazırmış. Yani evleri depremden önce biz yıkıp yapabilirmişiz ki deprem geldiğinde yıkmasın. Depreme hazırlanmak için her şey varmış. Ama maalesef depreme hükümet mazeretsiz, memlekette hazırlıksız yakalanmış. Bir kere bunu görmek lazım."
"ÖNCE MALATYA'DA SONTA HATAY'DA DUYDUM: ORDU NEREDE?"
Ordunun depremin 3'üncü gününde sahaya indiğini ifade eden CHP Lideri Özel, konuşmasına şöyle devam etti:
"Deprem olduktan sonra ne olmuş hatırlayalım. Ben Malatya’ya geldim, ilk gün Malatya’da ertesi gün sabah duymaya başladım. Hatay’a gittim, Hatay’da duydum. Maraş’ta duydum. Ordu nerede? Ordu nerede? Ordu üçüncü gün akşamına çıktı. Yani aslında dördüncü gün çıktı, üç gün çıkmadı. Sonradan öğrendik ki biri tutmuş demiş ki; 'Orduyu kışladan çıkarmak kolay, geri sokmak zordur. Ordu bir çıkarsa geri girmez. Yani yönetime el koyabilir. Büyük felaketlerde o haller, sıkıyönetimler ilan ediliyor ya. Fırsat bilir, yönetimi ele alır, geri vermez' dedi diye 3 gün korkulmuş, ordu içeride tutulmuş. Bakın bunun, bu maliyetini, bu rakamlarla İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bir hoca bizi uyarana kadar ben de bu boyutuyla bilmiyordum."
"O ÇOK ELEŞTİRİLEN ECEVİT’İN, MESUT YILMAZ VE BAHÇELİ’NİN HÜKÜMETİ ORDUYU İLK GÜNDEN SALDI"
99 depremindeki koalisyon hükümetinin çok eleştirildiğini söyleyen Özel, 99 depreminde ordunun depremin ilk günü sahaya indiğini kaydederek şunları söyledi:
"O çok eleştirilen rahmetli Ecevit’in, rahmetli Mesut Yılmaz’ın ve Sayın Devlet Bahçeli’nin hükümeti orduyu ilk günden saldı ve ordu ilk gün hem de geçen say söyledim 20 küsur general, bilmem kaç yüz subay, bilmem kaç bin astsubay ve 40 bin erle deprem bölgesine gitmiş. Ve o sırada deprem bölgesinde ordu çalışarak, ordu çalışarak tam 10 bin 658 kişiyi, çıktığı bina belli, adı soyadı TC’si belli, teslim edildiği sağlık kuruluşu belli ve yaşadığı belli... 10 bin 658 kişiyi ordu kurtarmış. Bu depremde ordu kaç kişi kurtarmış? Yıllar sonranın teknolojisi, ekipmanı, eğitimi, birikimiyle 360 kişi. Çünkü deprem dediğin felakette en çok ölüm ilk 24 saat. En kritik süre ilk 72 saat. Sonrası televizyon bile diyor ki; 'Filanca apartmanın enkazında mucize bekliyoruz' diyor. Hepimiz de açıyoruz, hadi İnci Apartmanı’ndan bir kişi daha sağ çıksın diye. Ama ilk 3 gün, 10 bin 658 kişiyi çıkarmışlar, götürmüşler, yaşatmışlar. Demek ki hepimizin kulağına küpe olsun ki, bir deprem deprem böyle büyük felaket olunca milletin ordusundan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden korkmayacaksın. Talimatı vereceksin Ecevit’in yaptığı gibi, orduyu salacaksın. Çünkü 15 bin kişinin öldüğü depremde 10 bin 628 kişi kurtarmışlar. 56 bin kişinin öldüğü depremde 360 kişi kurtarabilmişler. Ne büyük bir fırsatın kaçtığı, ne büyük bir hatanın yapıldığı burada. Ve bu haftalardır söylüyorum, bir kişi de çıkıp hayır yanlış rakam demiyor. Ne Silahlı Kuvvetler diyebilir, ne AFAD diyebilir, ne Sayın Erdoğan diyebilir. Burada hatayı kabul edeceğiz ve bundan ders alacağız. Başka bir çaresi yok. Ve bunu konuşacağız. Bunu konuşmadan, söylemeden olmaz."
"ELEŞTİRMEYE KALKTIĞINDA DÜNYA KADAR SÖYLENECEK HAKLI ELEŞTİRİ VAR"
Depremzedeler enkaz altındayken iktidarın IBAN paylaşmasına değinen Özel, şunları söyledi:
"Diğer taraftan depremzede göçük altında yardım beklerken İBAN mı atılmadı... Millet çadır beklerken Kızılay’dan çadır mı satılmadı... Eleştirmeye kalktığında dünya kadar söylenecek haklı eleştiri var. O gün, bu depremden bugüne kadar da bu millet hakikaten biraz önce anlattınız Elazığ anlatılınca benim gırtlağım düğüm düğüm oluyor. Bu Elazığ-Malatya rekabeti hatta bazen kavgası... O deprem sabahı bütün Elazığ’ın fırınlarının çalışıp da bütün Elazığlıların kendi binek arabalarının içini ekmek doldurup bu sokaklara ekmek getirdiğini gördüğüm gün bu ülkenin bir vatandaşı, bu milletin bir evladı olmaktan gurur duydum. Allah Elazığlılara, Tuncelilere bunu gösterdi diye... Adamı görüyorum Renault Station arabaya binmiş. Station tarafı dolu, yanı dolu, yan koltuk... Bir kendi görünüyor, bir tek gerisi ekmekle doldurmuş, getirmiş, dağıtıyor gidiyor, bırakıyor gidiyor. Gerçekten insanın tüyleri diken diken oluyor."
"ŞUNA ÇOK KESİN İTİRAZ EDİYORUM"
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bir kuru teşekkür edeydin" söylerini hatırlatarak, "Dilimde tüy bitti Osmaniye’den beri canlı yayında söylüyorum" diyerek, şöyle devam etti:
"Şimdi bu şartlar altında bizim bir hafta boyunca gezdik ve Tayyip Bey’e, Sayın Erdoğan’a bir takım eleştirilerde, bir takım hatırlatmalarda, bir takım uyarılarda ve bir takım çağrılarda bulunduk. Bunların en başta olanı şuydu: Bir kere şuna çok kesin itiraz ediyorum, zaten burada anlatmama da hiç gerek yok. Diyor ki; 'Muhalefet, ki burada birçok muhalefet partisi sayın il başkanı var, onların şahsında da partilerini selamlarım, muhalefet diyor deprem bölgesine bir çivi çakmadı' diyor. Bir kere çaktık da, anlatırım da, muhalefet çivi çakma makamı değildir. Çiviyi kimin çakacağına millet karar verir. O çivi düzgün çakılıyor mu diye baksın, denetlesin diye de muhalefete görev verir. Sen çiviyi çakmaya milletten görevi almışsın. Devletin çekici, balyozu elinde, çiviler cebinde; başkasından beklemeyeceksin çiviyi çaksın diye de. Taş üstüne taş koymadılar diyor.
Biraz önce söylendi herkesin hakkı teslim edildi. Ben de şunu söyleyeyim: Sayın Erdoğan bugün söylemiş üzüldüm. Diyor ki; 'Bir kuru teşekkür edeydin.' Yav dilimde tüy bitti Osmaniye’den beri canlı yayında söylüyorum: Bu ülkede enkazdan bir çakıl taşı kim kaldırdıysa AK Partili, MHP’li, DEM’li, İYİ Partili, Saadet Partili hepsinden Allah bin kere razı olsun diyorum. Kim bir temel kazdıysa, kim çatıya bir kiremit koyduysa Allah razı olsun diyorum. Bana dönüyor dönüyor; 'Efendim muhalefet bir çivi çakmadı, bir bilmem ne yapmadı.' Bana çok söylediler, Tayyip Bey bunu yapana kadar direniyordum. Bir de şimdi Murat Bey çıktı o da bir şey yapmadılar diyor. Söyle şunu söyle şunu. Bakın şu kadarını söyleyeceğim.
Hatta depremin ilk günü bizim bizlere muhalefete yakın medya bunu çok eleştirmişti, biz de başta eleştirdik ama daha doğrusu ne yapmaya çalışıyorlar dedik. 'İyi ki öyle yapmışlar' dediler ki; bir bölgeye yardım giderse AFAD’a girecek, AFAD’ın bilgisiyle dağıtılacak. Bir koordinasyon arıyorlar. İyi ki de öyle olmuş. Bakın AFAD’ın kayıtlarında ne var: Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tarafından 10 deprem iline 9 bin 638 araç gelmiş. 28 bin 521 personel kaydolmuş. 7 bin 200 tır yollanmış. 4 uçak, 6 gemiyle gıdadan sağlık malzemesine, çadırdan sobaya kadar her türlü yardım AFAD kayıtlarına girerek Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tarafından bölgeye ulaştırılmış. Bunun her belediye başkanımda işte Muğla çıktığında dökümü var burada. Teker teker kayıtlarda zaten bulamazsan, yani bunu kaydettirmezsen ben bunu depremde dağıttım yok şimdi dersen zimmet çıkar. Devlet kurumu yönetiyor belediye başkanı da.
"SADECE MALATYA’YA 668 ARACIMIZ GELMİŞ"
Deprem döneminde sadece Malatya'ya 668 araçlarının geldiğini kaydeden Özel, iktidarın eleştirilerine şöyle yanıt verdi:
"Bakın mesela Malatya’ya, sadece Malatya’ya 668 aracımız gelmiş. 1487 personelimiz, 662 tır malzeme dağıtmışız Malatya’da. 13 mobil mutfak kurmuşuz, 9 ikram aracı, 1 mobil fırın. 219 bin battaniye dağıtmışız. 28 bin 500 ısıtıcı, 6 bin 600 çadır. Bunları biz bunları yaptık demiyoruz 3 yıldır ama Tayyip Bey 'muhalefet bir çivi çakmadı, depremin ne enkazında vardı ne sonrasında, vardılar deprem turisti bunlar' deyince, ben bu belediye başkanlarının, bu milletvekillerinin, sizin bildiğiniz Allah’ın bildiğini Tayyip Bey medya yoluyla kuldan gizliyor ya, onların hakkını yedirmemek için söylüyorum. Onların hakkını yedirmemek için.
Ankara Büyükşehir Malatya’ya 140 tanker su, 7 kamyon paket su yollamış. MASKİ Malatya Devlet Hastanesi’nin su arıtma sistemini kurmuş. Muğla ve Eskişehir Büyükşehir su ve kanalizasyon ekipleri 6 ay boyunca Malatya’da altyapıda çalışmışlar. İzmir Büyükşehir Malatya’ya 53 konteynerlik bir konteyner kent, Güzelbahçe Belediyemiz 300 konteynerlik bir konteyner kent kurmuş. Bornova Belediyemiz çadırın yokluğunda Çin’den çadır ithal etmiş gelmiş, Malatya’da çadır yokluğunda çadır kentler kurmuş. Çiğli Belediyesi 20 esnaf odamıza konteyner alanda hizmet binası sağlamış. İBB Malatya’da 10 noktada internet erişimi sağlamış ücretsiz hızlı. Mersin, Ataşehir, Kadıköy, Milas, Çeşme, Bodrum, Selçuk belediyeleri Malatya’nın ilçelerine birden çok aşevi kurmuşlar. Kadıköy, Milas, Bodrum, Muğla’dan mobil ikram araçları gelmiş. Ankara ve Eskişehir Büyükşehirler dalda kalan 228 ton kayısıyı gelmiş toplatmış, satın almışlar.
Bu Tayyip Bey’in 'Ne yaptınız deprem bölgesine?' sorusuna cevabımız. Neler yapıyoruz, yapacağız onları ayrı ayrı anlatacağız ama Ankara Büyükşehir’in Akçadağ Ören’de 24 derslikli bir ilkokulun yapımını sürdürdüğünü, ihalesini yaptığını, yapım aşamasında olduğunu söyleyeyim. Manisa’nın müjdesini başkanımız versin kim verecekse versin ben söylemeyeyim. Ama bugün mesela Polat’taydık, onla ilgili de Denizli Büyükşehir Belediye Başkanımız bir taahhütte bulundu 3 ay içinde bitecek. Onu da kendisi söylesin. Muğla Büyükşehir’in Malatya’ya 100 milyonu bulan bu 4 yatırımının temellerinin atılmasını son derece önemsediğimi söyleyeyim
"MÜCBİR SEBEP UYGULAMASININ DERHAL TEKRAR UYGULAMAYA ALINMASI LAZIM"
Van depreminin ardından 6 yıl süren mücbir sebep uygulamasının derhal uygulanmaya alınması gerektiğini vurgulayan Özgür Özel, şöyle konuştu:
"Ve şu kadarını söyleyeyim: Şimdi buradan Sayın Erdoğan’a, deprem haftasının son gününde bugün 2’deki konuşmasını can kulağıyla dinleyeceğimizi söyleyip demiştim ki; bugün şunları yaparsa akşam Malatya’dan ağız dolusu teşekkür edeceğim kendisine. Kendisinden beklentimiz şuydu; bugün yapmadı inşallah bugün yapmadı yarın yapar. Yaptığı an teşekkür edeceğim.
Birincisi Van’da 6 yıl süren, burada 2 yıl 9 ayda biten mücbir sebep uygulamasının derhal tekrar uygulamaya alınması lazım esnaflar açısından. Bütün Türkiye’de çok esnafı üzdü. Basit usuldeki defterler gerçek usule döndü. Bu şu demek: Bu şu demek; muhasebeci parası demek fazladan. Bu şu demek; defter parası demek, noter onay parası demek. Bu bütün Türkiye’de zorluyor esnafları bunu söyleyeyim ama bari şu 10 ildeki esnafları muaf tutun bundan. Adam konteynerde, geçen gün gittim bakın 6 gün boyunca her şehirde konteyner kentleri gezdim, konteynerdeki esnafları gezdim.
Saat 3’ü 10 geçiyor öğleden sonra 15:10, çocuk eşyası satıyor. Siftah ya kaç para ciro yaptın dedim. Hani dönüyor mu dükkan diye, daha siftahım yok dedi. Yanımda Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen vardı. Dedim ki; gir şu dükkana müşteri gibi torunlarına morunlarına bir şey yap adam siftah yapsın, biraz da dedim fazla bir şeyler al. 3’ü 10 geçe siftah yapmamış esnaf çocuk giyimi satıyor, onu gerçek usule geçirmeye kalkıyorsun. 16 metrekare konteynerde çalışıyor adam. Bu olmaz. Yani bu işleri çözersin. Malatya’da işler yoluna girer, bütün Türkiye’de girer, ondan sonra oturur konuşuruz.
Ama konteynerdeki siftahsız adamdan vergi istenmez, Bağ-Kur primi istenmez veya kredi vereceksin bir yerde işini canlandıracak borcu yoktur kağıdı istiyor. Nasıl borcu olmasın bu esnafın? O yüzden bu işlerin çözülmesi gerekir.
Bunun dışında maalesef deprem evin anahtarını gösteriyorlar, sözleşmeyi senedi önüne koyuyorlar. Ne ödeyeceği belli değil, boş senede imza, faiz hanesi de boş. Evet afet kanununa göre deprem konutundan faiz alamaz ama dükkandan ve mücbir şeyden, ne yalan? Rezerv alana yapılmış olan yerlerden kanunda boşluk var alabilir. Oraya sıfır yazana anahtarı vermiyorlar, çarpı atana vermiyorlar. Faiz hanesi boş ve bütün hane boş."
ÖZEL'DEN ERDOĞAN'A ÇAĞRI
CHP Lideri Özgür Özel, bulunduu deprem bölgesinden AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çağrıda bulunarak, şunları söyledi:
"Buradan Erdoğan’a bir çağrı daha yapıyorum gündüz yaptım. Depremden sonra bu millet nasıl Elazığ ve Tunceli Malatya’ya geldi, böyle muhteşem bir iş yaptılarsa, bu millet ne yaptı biliyor musunuz bu kadar ekonomik sıkıntının içinde? Motorlu taşıtlar vergisini iki kere ödeyeceksin dedi, millet ikiletmedi bunu, öf demedi kimse. KDV’yi iki katına çıkardı, herkes ödedi. ÖTV’yi arttırdı ödedi. Yurt dışına çıkış harcını arttırdı ödedi. Bunların toplamından 71 buçuk milyar dolar para toplandı. Deprem konutlarının toplam maliyeti 40 milyar dolar. Buradan Erdoğan’a söylüyorum: Kim verdi bu parayı? Türk milleti verdi, hepimiz verdik. 70 vilayet bu parayı verdi, hatta buradakiler de KDV’sinde ÖTV’sinde bu paraları ödediler. O zaman buradan söylüyorum, madem ki verdiğimiz para bu yapılan evlere yetiyor da iki katına bile artıyor, artık o boş senetleri yırtıp atmanın zamanıdır. Bu evler depremzedelere helali hoş olsun. Depremzedelere helali hoş olsun! Para mara alınmasın.
Ayrıca kalan 31 milyar içinde konut yapmaya devam etmek lazım. Niye lazım? Kiracılar sokaktadır. Kiracılar konteynerdadır. Eskiden kiradaymış, şimdi konteynera çıkmış, işi yok. İş bulsa çeşitli şehirlerde çeşitli kiralar söyleniyor. İşte Osmaniye’de 15 binden aşağı yok, Kahramanmaraş’ta 20 binden aşağı yok. Çok uzak dağın başındaki TOKİ’de ucuza ev bulsan çocuğun okula gitmesi meselesi var. İşe gitme meselesi var, ulaşım var. Adam kiracı, altında kendine ait arabası yok. Oradan da buraya tatmin edici toplu taşıma yok. Hayat başlamamış daha. O yüzden kiracılara mutlaka ve mutlaka konut vermek, önce kirasız oturtmak, sonra makul kira ödemek, hatta onlara bir şekilde o konutun sahibi olacağı bir sosyal devlet uygulaması mutlaka yapmak lazım deprem bölgesinde. Bunu söylüyorum.
Maalesef Sayın Erdoğan bugün Osmaniye’de vallahi hani 10 milyonla 20 milyon arası devasa bir sahne kurmuş. O sahneden aşağı inmeden, doldurmuş orayı devlet memurlarına, Osmaniye’de Adana’da mesajlar teşkilatlar ayakta, 6 ilden topladılar. Çıktı müjde verecek diye bekledik, döndü dolaştı yine muhalefeti eleştirdi. İnmedi, esnafın yanına gitmedi. Ben o sahnenin bir buçuk kilometre ilerisinde konteyner kentte neler duydu bu kulaklar, televizyonlar gördü. O konteyner kentlere gitmedi ve döndü döndü deprem bölgesindeki insanlara video algı yaratmak üzerinden diğer 70 vilayete video izletti. Yav deprem bölgesi bilmiyor mu kendi ne halde olduğunu? O videoya bakalım, bu videoyu oynatalım... Bunlarla siyaset olmaz.
"DEPREM KONUTLARININ SENETLERİNİ YIRTALIM ATALIM"
Özgür Özel, deprem konutları için depremzedelere senet imzalatılması konusunda da çağrıda bulunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
Buradan bir kez daha faiz haşa... Mümkünse vazgeçsinler deprem konutlarının senetlerini yırtalım atalım, mücbir sebebi ilan edelim ve devam ettirelim. Esnafa sahip çıkalım. Çiftçiye kredi için borcu yoktur kağıdı istiyorlar bunu yapmayalım. Deprem bölgesinde tohum hibesine, gübre hibesine, ÖTV’siz KDV’siz mazot uygulamasına derhal geçelim. Çünkü bu bölgenin ayağa kalkması için ekonomisinin ayağa kalkması gerekiyor. Bunların hepsini söylüyorum.
Ama maalesef Sayın Erdoğan biz deprem üzerine 3 yıldır siyaset yapmadık. Ne zaman ki duydum 'Hiçbir şey yapmadılar, uğramadılar deprem turistleri, bir çivi çakmadılar' dediler... Biraz önce deprem sırasında yaptıklarımı söyledim. Önümüzdeki hafta salı da bütün belediyelerimizin deprem bölgesine yaptığı kalıcı hizmetleri bir döküm halinde söyleyeceğiz. Bundan sonra takdir milletimizindir. Ama şu tarafını söyleyeyim: Siyaseti brandayla yapmıyoruz. Siyaseti parayla, panoyla yapmıyoruz. Siyaseti Akçadağ’da gidip Şeytan Çarşısı’ndaki esnafı gezerek, oradaki vatandaşın derdini dinleyerek yapıyoruz.
Sayın Erdoğan bana yurt dışına giderken demişti ki, bu hafta herkes sevdikleriyle geçirdi bu haftayı... Sayın Erdoğan, 'Eli kanlı katilsin' dediği Suudi Arabistan prensiyle çok yakındı bu hafta. Bir de 'Darbeci Sisi' diyordu, Mısır’da Sisi’yle geçirdi. Ben de bu haftayı Osmaniye’den Malatya’ya deprem bölgesinde, konteyner kentlerde ya da derdini tatasını dinlemek gereken kim varsa orada geçirdim. Bana 'Hani neredeydin 3 yıldır deprem bölgesine niye gitmedin?' dedi. Burada bir numaralı şahidim, canım Atatürk’ümün kurduğu Anadolu Ajansı. Bunun kayıtlarına baktık. Depremden beri Erdoğan deprem bölgesine gidince ajans onu takip ediyor, beni de takip ediyor. Anka Ajansı burada, sosyal medyalarımız ortada. Sayın Erdoğan bugünkü ziyaretiyle 35. kez deprem bölgesine geldi. 13 uçak, sayısız helikopter, bütün imkanlarla. Hani diyor ya bu fakir... Ben bu fakir demeyeyim, bu kardeşiniz bu ziyaretiyle 56. kez deprem bölgesine ziyarete geldi.
O yüzden herkes bundan sonra siyaseti yaparken iki şeyi gözetecek. Bir; kışın ısıtılmış yazın soğutulmuş salonlarda atadıklarına alkışlatarak, prompterdan okuyarak, video oynatarak siyaset yapıp oy toplama dönemi bitmiştir. Karşınızdaki ana muhalefet partisinin lideri, 19 Mart’tan bugüne kadar 86 tane her çarşamba her cumartesi yazın 46 derecede, kışın eksi 6 derecede miting yapan; deprem bölgesinde bir hafta boyunca 52 farklı programla 52 yerde dinleyen, konuşan, anlatan, anlamaya çalışan; siyaseti de brandayla değil örgütüyle birlikte, milletiyle birlikte, yüreğiyle yapmaya çalışan bir kardeşinizdir. Bundan sonra iktidar partisi muhalefet gibi davranacaksa yakında muhalefeti bu millet onlara tattırır. Biz milletin hizmetine talibiz, vazife verdikleri gün emre amadeyiz. Emre amadeyiz!
Hepinizi bir kez daha hem bütün Cumhuriyet Halk Partililer adına hem kendi ailem ve memleketim Manisa adına bir kez daha acılarınızı paylaşıyorum. İsmet Paşa ile Manisa milletvekilleri 44-45 yanyana diye yemin töreninde yan yana otururmuş. Hep o fotoğraf Manisa’nın milletvekillerinin o dönemin milletvekillerinin ailelerinin en kıymetli fotoğrafıdır. İsmet Paşa’nın memleketinde, Turgut Özal’ın memleketinde, Recai Kutan’ın memleketinde bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Başbakanlar, Cumhurbaşkanları yetiştirmiş bu güzel memlekette bizim de çocuklarımıza bırakacağımız en güzel fotoğrafın Veli Ağbaba ile yan yana oturduğumuz fotoğraflar olduğunu ifade etmek isterim. Buraya emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. AK Partili, MHP’li, DEM’li tüm siyasi görüşlerden, tüm belediye başkanlarına ve o belediyelerin emekçilerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Hepinize böyle acıların olmadığı güzel yarınlarda, güçlenen ve kalkınan bir Türkiye’de birlikte olmak ümidiyle Malatya’nın güzel insanlarının önünde saygıyla eğiliyorum. Sağ olun var olun."
13.24 | GEL BİR GÜN KONTEYNERDE KAL BAKALIM
Özel 6 Şubat 2023'te ikinci depremin meydana geldi saat olan 13.24'te depremin merkez üssü olan Malatya Doğanşehir'de basın açıklaması gerçekleştirdi.
Özel açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
Büyük deprem, hepimizin dün akşam her birimiz farklı bir şehirde anmasına katıldığımız depremde kırılan fay hattı adını Erkenek’ten alıyor. Erkenek fayı kırıldı. Ardından da şu anda olduğu gibi saat 13.24’te, 6 Şubat günü ikinci büyük deprem yaşandı.
Ben ikinci büyük depremin gerçekleştiği tam bu saatte; hem Erkenek’te hayatını kaybeden 64 canımızın, hem Doğanşehir’de hayatını kaybeden 148 canımızın, Malatya’da hayatını kaybeden 1393 canımızın ve tüm Türkiye’de hayatını kaybeden 53.537 canımızın yakınlarına bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Erkenek’in, Doğanşehir’in, Malatya’nın ve Türkiye’nin başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin. Allah bir daha böyle büyük bir acıyı yaşatmasın.
Bir haftadır deprem bölgesindeyiz. Ben depremin olduğu gün, 6 Şubat günü, sabahleyin deprem olduktan birkaç dakika sonra şu anda İl Başkanımız olan Barış Yıldız’ın telefonuyla uyandım. Kendisi, Veli Ağbaba’ya ulaşamadığını ve benim ulaşabileceğimi söylerken; “Yıkıldık başkanım, perişan olduk başkanım, her yerden sesler geliyor, Malatya yıkıldı başkanım” demişti. Ben o dakika Veli Başkanı aradım, ona ulaşmaya çalıştım, bütün herkesi aradık ve ardından İstanbul’daki televizyon programımı iptal edip sabahleyin 05.00’te Ankara’ya gittik. Ve oradaki yaptığımız kriz toplantısından sonra bütün milletvekillerimize buldukları ilk vasıtayla deprem bölgesine intikal etmelerini söylemiştik.
Açık olan tek havaalanı Adana havaalanıydı. Çoğu milletvekilimiz Adana havaalanına gitti. Ben karayoluyla, gecenin ilerleyen saatlerinde, hem kış şartları hem de yollarda oluşan kırıklar ve yarattığı yoğun trafikten dolayı gece yarısına doğru Malatya’ya vardım ve 6 Şubat akşamı Malatya’daydım. Geceyi hep birlikte sabahlayarak geçirdik. Malatya’da bir miktar toplanma merkezlerinde durumu anlamaya çalıştıktan sonra ben ayrıldım ve Doğanşehir’e geldim. Malatya’dan sonra ilk geldiğim yer Doğanşehir’di ve depremin ertesi günü öğle saatlerinde buradaydık.
Buradan da yollar kapalıydı, dağ yollarından Nurhak’a ulaşma imkanı oldu ve Nurhak’a dışarıdan giden ilk kişi şoförümüz Mehmet Bey’di ve bendim. Oradan Nurhak’ın sesini duyurduk. İkinci depremde Nurhak’ta çok sayıda kadın, hep beraber kazanları kaynatalım diye meydanda toplanıp eşleriyle birlikte, kadınlar evlerine girmişti ve evlerinin alt katındaki mutfaklarında çok sayıda kadın göçük altında kalmıştı, hayatını kaybetmişlerdi.
O acı günün yıldönümünde burada, bir kez daha Erkenek’teyiz. Allah bir daha böyle acı yaşatmasın, en başta temennimiz budur. Bunun dışında elbette depremden ders almak gerekiyor ve depreme hazırlanmak, deprem gününden önce gayret göstermek, depremde acıyı, kaybı azaltıyor; depremin yaralarının sarılmasını da kolaylaştırıyor.
"21 YILLIK BİR İKTİDAR VARDI"
Biz maalesef bundan 3 yıl önceki depreme ülke olarak hazırlıksız yakalandık. Açıkça söylemek gerekir ki iktidar partisi depreme mazeretsiz yakalandı. 21 günlük, 21 aylık değil, 21 yıllık bir iktidar vardı. Daha önceden yaşanmış bir deprem, o depremin üzerine gelmiş bir iktidar... Özel İletişim Vergisi 2 yıl alınacakken 21 yıl boyunca almış bir iktidar... Ve depreme hazırlık için halkın hazır olduğu, kanunların hazır olduğu ve Özel İletişim Vergileriyle toplanan paralarla depreme hazırlık için ihtiyaç olan paranın misliyle fazlasının toplandığı bir dönemde maalesef biz bu depremde hazırlıksız yakalandık ve bu kadar çok kaybımız oldu.
"KIŞLAYA GERİ SOKMAK ZOR VEHMİYLE ORDU 3 GÜN BOYUNCA EMİR BEKLEDİ"
Bu kayıplardan ders çıkarmak için bir rakam vermek gerekir ki bu hepimizin kulağına küpe olsun. 99’da yaşanan depremle bu deprem arasında hiç şüphe yok ki depremin şiddeti de çok benzer, yaratacağı kayıp da çok benzer. Bu depremde biz 56 bin kişi kaybettik, 53.537 kişi kaybettik. 99 depreminde de 15 bin kişi kaybedildi. 99 depremiyle bu deprem arasındaki fark; Ordu, 99 depreminde günün ilk ışıklarıyla birlikte çıktı ve arama kurtarma faaliyetlerine katıldı. Bu depremde ise ordu, “orduyu sokağa çıkarmak kolay, kışlaya geri sokmak zor” vehmiyle 3 gün boyunca tam teçhizat emir bekledi.
O günkü depremde ordunun kurtardığı hayat sayısı 10.600. Adı belli, TC’si belli, hangi enkazdan çıkarılıp hangi hastaneye teslim edildiği belli. Enkazdan çıkarıp halen yaşayan 10.600 kişi var. Bu depremde ordumuzun kurtardığı hayat sayısı 360. 10.600 - 360. Aradaki farkı kimse şaşırmasın, tersi beklenir; teknoloji daha iyi, araç gereç daha iyi, eğitim daha iyi... 3 günün farkı bu. Depremde en büyük kayıplar ilk 24 saatte, daha sonra ilk 72 saatte oluyor. Ondan sonra işler mucizeye kalmaya başlıyor. Ordu hemen çıktığında 10.600 kişi kurtarırken, 3 gün geç çıkardığınızda ancak 360 kişi kurtarıyor.
"TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ 3 GÜN SONRA ÇIKTI ANCAK 360 KİŞİYİ KURTARABİLDİ"
Herkesin kulağına küpe olsun. O gün orduyu dışarı çıkarmaya tereddüt edenlerin de yaptıkları o hatanın nasıl bir maliyeti olduğunu Türkiye Cumhuriyeti’ndeki tüm siyasetçiler ve milletimiz hatırlasın. Bir daha bir felaket olduğunda bu ülkenin ne imkanı varsa, kimse bir siyasi hesap yapmadan, hiçbir korkuya kapılmadan orduyu da, polisi de, jandarmayı da, sahil güvenliği de mutlaka çağıracak.
Yahu ertesi gün Kıbrıs Rum Kesimi’nden kurtarma heyeti geldi, Yunanistan’dan kurtarma heyeti geldi. 48 saat sonra Danimarka’dan kurtarma heyeti geldi. Türk Silahlı Kuvvetleri 3 gün sonra çıktı, ancak 360 kişiyi kurtarabildi. Bunu hiçbirimiz unutmayalım ve asla ve asla da unutturmayalım.
"TÜRKİYE’DE 270 BİN KİŞİNİN KONTEYNERDA YAŞAMASINI KABUL ETMİYORUZ"
Diğer taraftan deprem konutları konusunda, Türkiye’de siyaset, bir yıl içinde bütün evlerin teslim edileceği sözüyle şekillendirildi 2023 yılında. Bu söze inandırıldı. Ancak birinci yıl sonunda evlerin %2’si, ikinci yıl sonunda evlerin sadece %30’u ve bugün %70’i tamamlanabildi. Halen daha aldığımız çeşitli rakamlar Malatya’da ve Türkiye’de bu sorunun ortadan kalkmadığını ve çok sayıda kişinin konteynerlarda yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak konteynerlardaki; Malatya’da 67 bin kişinin konteynerda yaşamasını 3 yıl sonra, Türkiye’de 270 bin kişinin konteynerda yaşamasını 3 yıl sonra, Hatay’da 120 bin kişinin konteynerda yaşamasını kabul etmiyoruz. Konteyner bir mecburiyet. Kim için mecburiyet? Hala evi bitmeyenler için mecburiyet. Kim için mecburiyet? Kiracılar için mecburiyet. Çünkü bir düzen içinde, bir evde ödeyebileceği bir kirayla oturan ve geçimi ona göre olan insanlar evini kaybetti, eşyasını kaybetti, işini kaybetti. İşini ya buldu ya bulamadı ama şimdi onlara ev vermediğimiz için konteynera mahkumlar.
Eve çıkmak isteyene... İşte Malatya’daki ortalama kira 20 bin lira. 15 bin liradan ucuza oturacak bir yer var mı Malatya’da? Sayın Kurum “5 bin liraya ev var deprem bölgesinde” dedi. Osmaniye’de sordum, en ucuzu 15 bin lira çıktı. Hatta millet 15’e de itiraz ediyor, “O evde 15 bin liralık eve geçilmez” diyor. 20 bin lira çıktı Kahramanmaraş’ta. Gaziantep’te 20 bin lira çıktı. Dün Adıyaman’da konuştuk 12 bin - 15 bin lira ev çıktı. Bugün “5 bin liraya ev var, kiracılar çıksın” diyorlar. Aksine 15 binlik eve bir ay depozito istiyorlar, 3 ay da peşin istiyorlar. Geçmek için bir de eşya lazım. Adam parası olsa zaten kiracı. Bu imkanları olmadığı için konteynerda.
"KONTEYNER KONFORU DİYE BİR LAF İCAT ETTİ İKTİDAR MEDYASI"
Bunun üstüne olur olmaz eleştiriler iktidar medyasından... Ben anlamıyorum neyi paylaşamıyoruz. Yani bunun AK Parti’si, CHP’si yok ki. Konteynerda kalana saldırıyorlar. “Rahata alıştınız, bedavaya alıştınız, elektrik bedava, su bedava...” Ya bir gün de sen kal bakalım o konteynerda elektrik bedava su bedava... Ben deprem döneminde birkaç gece geçirdim de ben birkaç ayı tahayyül edemiyorum. Birkaç yıldır, 3 yıldır konteynerda... “Konteyner konforu” diye bir laf icat etti iktidar medyası. Olacak söz değildir. Gerçekten buradan Cuma mübarek gün söylüyorum; Allah’ın gücüne gider. Bir gün evladını, eşini, ananı babanı konteynerda bulursun, ondan sonra bu kul hakkı yediğine pişman olursun.
O yüzden kimse konteynerda kalanlara laf söylemesin. Onların sorunlarını çözsünler. Elektriğini kesmekle, suyunu kesmekle, sokağa atmakla tehdit etmekle bu işler olmuyor. Biz burada doğru yapılana doğru diyoruz, yanlış yapılana yanlış diyoruz.
"BU İŞİN BÖYLE PARTİSİ OLMAZ AMA TAYYİP BEY TUTTURDU 'HER ŞEYİ BEN YAPTIM'"
Sabahleyin Gölbaşı’nda Cumhuriyet Halk Partili olmayan üç belediyeye ağız dolusu teşekkür ettim ben, Gölbaşı’na yaptığı katkılardan dolayı. Hatay Samandağ’da Uşak Belediyesi o kadar canla başla çalışıyordu ki, o zaman AK Parti’deydi. AK Partili Belediye Başkanını aradım. Şaşırdı önce. Ben dedim “Samandağ’da yemek dağıtıyormuşsunuz başkanım.” “Dağıtamaz mıyım?” dedi bana önce. Dedim “Olur mu başkanım Allah senden bin kere razı olsun. O kadar canla başla, o kadar güzel çalışıyorlar ki teşekküre aradım seni” dedim.
Bu işin böyle partisi martisi olmaz ama Tayyip Bey tutturdu “Her şeyi ben yaptım, Cumhuriyet Halk Partisi çivi çakmadı, taş üstüne taş koymadı.” İnsan gerçekten üzülüyor ve kahroluyor.
Malatya'ya... Biz söylemiyoruz, söylemeyince 'Hiçbir şey yapmadılar' diyor, bu sefer herkes kızıyor; 'Genel Başkanım söyle bunu bu hafta artık' dediler, çıktım söyledim yani. Malatya’ya 668 araç gelmiş CHP’li belediyelerin. 1.487 personeli gelmiş. 662 tır insani yardım ulaştırmışız Malatya’ya. Yiyeceğinden çocuk bezine kadar, hijyen paketlerine kadar, deterjanına kadar.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin; Malatya’da altyapı ve yol hizmetlerinde çalışmış ayrıca. Ayrıca hâlâ daha Manisa’nın Ferdi Zeyrek ve Veli başkanımı hiç kıramadığı yoğun bir kilit taşı yardımı var Malatya’ya. Muğla Büyükşehir'in, burada Belediye Başkanı Ahmet Aras, 100 milyonluk yatırım yapıyor Malatya’ya; 100 milyon Türk Liralık. Cemevi, taziye evi, sosyal tesis... Doğanşehir’e Kadın Aile Gençlik Merkezi yapıyoruz. 'Taş üstüne taş koymadı' diyor, gel inşaatını gez! Ya Doğanşehir’in ilçe başkanına bir telefon aç Tayyip Bey, AK Parti'nin ilçe başkanı. Kaymakamı da sen atıyorsun ilçe başkanını da. Sor bakalım Cumhuriyet Halk Partisi ne yapmış Malatya’ya, ne yapıyor diye.
Ondan sonra artık böyle olur olmaz, yani ben Allah’ıma sığınırım, sizin vicdanınıza sığınırım; 'CHP depremde yoktunuz' diyor. İlk gün Doğanşehir’e gelen benim. Bakın, bugün Osmaniye’den başladım, haftanın son günü geldim, o gün ilk gün gelen kişi benim. İşte Gaffar Bey orada, Veli Bey burada, o günün il başkanı Enver Bey burada, bugünkü il başkanı o günün Gençlik Kolları Başkanı Barış Bey burada. Malatya’dan beni buraya yolladılar, kendileri orada koşturdular.
"FAİZ KISMININ SIFIR OLMASI LAZIM"
Diğer taraftan özellikle şunu söylemek istiyorum, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı ettiğinin dışında bir önerdiği var. Birincisi; evleri alırken boş senet imzalatıyorlar. Bu suç! Kimse ne para ödeyeceğini bilmeden bir şeye imza atmak zorunda değildir. Faiz kısmının sıfır olması lazım, 'sıfır' yazanın evrakını kabul etmiyorlar. Tayyip Bey bugün Osmaniye’de olacak, nihayet geldi. Bu hafta herkes bu haftayı sevdikleriyle geçirdi. Ben bu haftayı Osmaniyelilerle, İslahiyelilerle, Nurdağılılarla, Kahramanmaraşlılarla, Adıyamanlılarla, Gölbaşılılarla geçirdim, Doğanşehirlilerle geçiriyorum.
Tayyip Bey de bu haftayı Suudi Arabistan’da eskiden 'eli kanlı katil' dediği prensle, 'darbeci' dediği Mısır’da Sisi ile geçirdi. Nihayet bugün memleketimize kavuştu. Birazdan da herhalde saat 2 gibi Osmaniye’de o da bir konuşma, bir açıklama yapacak. Bir beklentim var:
Dükkanlar dahil, rezerv alan dahil, köy evleri dahil; 'Hiç faiz almayacağız' de. Bir bunu söyle. Çünkü faiz hanesinden çok korkuyor millet.
Ben fazlasını söylüyorum; eğer bunu söylerse bugün akşam bültenine yetişecek, ağız dolusu teşekkür edeceğim Tayyip Bey'e: 'Şu deprem konutlarından para almayacağını ilan et.'
"DEPREM KONUTLARININ PARASINI ALDIK ZATEN"
Bu deprem konutlarına boş senet işinden falan vazgeç. Biz 'parasız yapılsın' diye savunduk. Şimdi şunu söyleyeyim; depremle birlikte Motorlu Taşıtlar Vergisi'ni iki kere ödeyeceksin dediler, bütün Türkiye ödedi. Normalde isyan çıkar, depreme diye kimse bir şey demedi, böyle bir millettir bu millet. KDV iki katına çıktı, bir şey demedi millet, ödedi. ÖTV arttı, millet ödedi. Yurt dışına çıkış puluna kadar zam geldi, her şey ödendi. Şimdi geldiğimiz bu noktada efendim deprem konutlarından para alalım... Deprem konutlarından para mara almayalım. Deprem konutlarının parasını aldık zaten!
50 milyar dolar bağıştan toplandı. 6 milyar dolar yurt dışı bağışlardan toplandı. Bunun dışında bu depremin fazla vergilerinden 16 milyar dolar toplandı. Toplamda bizim 71,5 milyar lira -50, 16 ve 5- 71,5 milyar dolar para toplandı depremden bugüne. Bu evlerin toplam maliyeti 40 milyar. Bakın ben kendi adıma da söylüyorum, bütün Cumhuriyet Halk Partililer adına da söylüyorum, bana herhalde bütün milletimiz iştirak eder; bu paralar depremzedenin konutu için toplanan bu paralardan dolayı, sizlere verilecek evlerin senetlerini yırtsınlar, helali hoş olsun kardeşim. Biz para mara istemiyoruz. Tayyip Bey'den Osmaniye’de ümit ediyorum gazeteciler sorsunlar; 'Özgür Bey’in bir çağrısı var' desinler. Ya bırakın faizi maizi.
Şöyle duyuyorum; 'Altyapıdan para al...' E bir de alsaydınız! Deprem olmuş, dağın başına evi yapmışız, kanalizasyon su bağlayacağız, onun parasını da depremzededen mi alacağız? Devletin işi bunlar. Altyapıdan almayalım, üstyapının yarısını alalım... Ya yapmayın, ne altyapı ne üstyapı. 71,5 milyar dolar para toplandı, deprem bölgesine helali hoş olsun. Bu parayı bir daha geriye almayacağını ilan etsin. Benim söyleyeceğim bu kadar.
"BİR SENE SONRA DA ÜÇ SENE SONRA DA BURADAYIZ"
Allah bir daha böyle acı göstermesin. Bundan sonra... Ben bu haftaki ziyaretlerime Osmaniye’den başlamıştım. Sayın Bahçeli de arayıp 'Memleketime gittiniz, çok memnun oldum, önemli bir ziyaret oldu, takip ettim' demişti. Bugün de kendisi memleketinde. Ben de buradan ikinci memleketim dediğim -geçmiş dönem milletvekilimiz yokken ben 4 yıl fahri Osmaniye milletvekiliydim- ikinci memleketim Osmaniye’ye, Devlet Bey’e de selam olsun. Cumhurbaşkanı ağırlıyorlar, Cumhur İttifakı olarak da inşallah böyle bir müjde versinler, ben teşekkür edeceğim. Yoksa depremzedeyi 18 yıl boyunca ödetecekler; altyapısı benden, üstyapısı senden, hadi yarısı da benden... Böyle iş olmaz.
Bir sene önce de kar buz yağarken buradaydık, bir sene sonra da üç sene sonra da buradayız. Bundan sonra da her zaman sizlerle birlikte olacağız. Doğanşehir’imizi de çok seviyoruz, Erkenek’imizi de çok seviyoruz, Malatya’mızı, memleketimizi çok seviyoruz. Allah bu memlekette taş üstüne taş koyandan razı olsun. Bu ülkede temel kazandan da çatıya kiremit koyandan da razı olsun. Bir çorba verenden de her türlü emek verenden de razı olsun. Polisimizden, jandarmamızdan, sınırımızı bekleyen askerlerimizden razı olsun. Hangi partiden olursa olsun deprem bölgesinde çırpınan bütün belediye personellerimizden, belediye başkanlarımızdan, belediye personelimizden razı olsun. Hepinize bir kez daha geçmiş olsun diliyorum, başsağlığı diliyorum.
11.45 | "BU İŞİN PARTİ AYRIMLI SİYASETİ OLMAZ AMA BUNU TAYYİP BEY'E ANLATAMIYORUZ"
Saat 10.00'da Besi ilçesine bağlı Şambayat Belde Belediye Başkanlığı'nı ziyaret eden CHP Lideri Özgür Özel, daha sonra Gölbaşı Belediyesi'nin ziyaret etti. Saat 11.00'de Gölbaşı'nda olan Özel, gerçekleştirilen ziyaretlerin ardından açıklama yaptı.
Özel'in yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
Ben şöyle bir baktım, depremden sonra 7. kez Gölbaşı'na gelişim benim, ilk gelişim dahil. O yüzden buraya dışarıya bir yere gidiyormuş gibi gelmedim. Kendi akrabalarımı ziyarete gidiyormuş gibi geldim.
Bunun yanı sıra yakından takip ediyorum. Burada ilk günlerdeki büyük çaresizliği, su şebekesinin tamamen göçmüş olmasının yarattığı zorlukları, o karı, kışı, buzu... Arama kurtarmada ordunun 3 gün boyunca dışarıya çıkarılmamasından dolayı yaşanan büyük çaresizlikleri hep beraber yaşadık.
"BURAYA SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞTIK"
Büyük bir mücadele verildi. Elimizden geldiği kadarıyla Cumhuriyet Halk Partili belediyelerle buraya sahip çıkmaya çalıştık. Yine Cumhuriyet Halk Partili belediyeler malum, diğer belediyelerden farklı olarak kriz yönetiminde sürekli bir başlarına oldukları için, hükümetten bir destek noktasında ya da Ankara'dan bir katkı noktasında hep mahrum oldukları için, hep kendi başlarını bağlamayı bildikleri için, kriz dönemlerinde hızla harekete geçen ve birbirleriyle dayanışmayla hareket eden belediyeler olarak, bu sürecin de hem deprem sırasında hem de sonrasında çok önemli işler yaptılar.
Türkiye'de bir örnek gösterilecekse, hemşeriniz Abdurrahman Tutdere'nin memleketinde yerinde dönüşüm konusunda harekete geçmesi, 32 bin bağımsız bölüme ruhsat vermesi ve 32 bin aileyi yerinde dönüştürmesi; Türkiye'deki toplam bu yapılan işin yüzde 45'ine denk geliyor. Dün Sayın Vali vardı, birlikte konuştuk. Türkiye'de yerinde dönüşüm yapıldıysa, neredeyse her iki taneden bir tanesi Abdurrahman Tutdere'nin mücadelesiyle yapıldı. Burada da aynı modelle İskender Başkan çok istedi ama burada yerinde dönüşümün önünde engel var biliyorsunuz.
"SIKINTILARI DA HEP BERABER TAKİP ETTİK"
Defalarca ben Sayın Bakanlara gidildiğini, uğraşıldığını ama Gölbaşı'ndaki hükümetin birtakım işlere mani olması ya da kolaylaştırmamasının yarattığı zorlukları, sıkıntıları da hep beraber takip ettik.
Bugün Adıyaman, konteynerda kalan kişi sayısı açısından, kiracılar hariç hemen hemen kimse konteynerda kalmamaya başladığı halde, durumun buradaki durumun neredeyse ki Hatay'daki oranla eşit olduğunu görüyoruz. O yüzden de bu konuda elimizden gelen, belediye başkanımızın talepleri, sizin talepleriniz doğrultusunda ilgili arkadaşlarımız bakanlıklarla halen daha görüşüyorlar.
"HERKES SEVDİĞİNE KAVUŞTU, BEN DE SİZE KAVUŞTUM"
Bir yandan sizlerin adalet arayışına tanıklık ediyoruz. Bir yandan bu şehrin yaşadığı büyük travmayı birbirine dayanışarak nasıl atlatmaya çalıştığını izliyoruz. Bir yandan da üzülüyoruz tabii. Çünkü Tayyip Bey bir haftadır dışarıdaydı sevdikleriyle. Biliyorsunuz Tayyip Bey iki gün Suudi Arabistan'da "eli kanlı katil" dediği Prensle kucaklaşmaya gitti. Sonra da "darbeci" dediği Sisi ile kucaklaşmaya gitti. Nihayet bugün döndü. Ben bir haftadır sevdiklerimle; Osmaniyelilerle, Gazianteplilerle, Kahramanmaraşlılarla, Adıyamanlılarla, Gölbaşılılarla kucaklaştım. Herkes sevdiğine kavuştu, ben de size kavuştum.
"HEPİNİZ ŞAHİTLİK ETTİNİZ, EV SAHİPLİĞİ ETTİNİZ"
Her fırsatta, her fırsatta Allah'tan da korkmuyor sizden de utanmıyor, şahidim sizsiniz. "Bunlar" diyor "deprem turisti" diyor. "Depremde enkazın başında yoktular" diyor. Aksine biz vardık, kimin olmadığını siz biliyorsunuz. "Sonrasında yoktular" diyor. Buraya belediye başkanlarımla beraber geldim. Sadece Gölbaşı'nda; Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Eskişehir, büyükşehir belediyelerimiz bulundu. Altyapıdan, içme suyu ve asfalt çalışmalarına kadar her birisinin; kiminin ASKİ'si, kiminin MESKİ'si, kiminin Adana'sı, Eskişehir'in bütün elemanları çalışmalarını burada yürüttüler. Hepiniz şahitlik ettiniz, ev sahipliği ettiniz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi 4000 metrekarelik bir parkı buraya kazandırdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi deprem şehitliğimizi -biraz önce gittim buradan kendine de selam olsun- Zeydan Karalar dün serbest kaldı, inşallah İzmir Büyükşehir'in o günkü belediye başkanı Tunç Soyer, buraya onun da emeği çok, onun da bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını isteriz.
"ALLAH O BELEDİYE BAŞKANLARIMIZDAN DA RAZI OLSUN"
Bolu Belediyemiz bu prefabrik belediye binasını geldi hızla burada yaptı. Ve elbette ki bu belediyeye sadece bu gördüğünüz CHP'li belediye başkanları değil, AK Parti ve MHP'li belediye başkanları da katkı sağladı. Tokat, Altınordu ve Esenler belediyeleri de bizim belediyelerimiz değil ama buraya geldiler, katkı sağladılar. Allah o belediye başkanlarımızdan da razı olsun.
"BUNU TAYYİP BEY'E ANLATAMIYORUZ"
Bu işin parti ayrımlı siyaseti olmaz ama bunu Tayyip Bey'e anlatamıyoruz. Tayyip Bey'e anlatamıyoruz. Diyor demiyor... O günler geldi geçti... Diyor demiyor, Cumhuriyet Halk Partisi bir çivi mi çaktı, bir taşın üstüne taş mı koydu...
Allah'tan o ilk günlerde hatta biraz tepki çekmişti işleri yavaşlatır diye -bizim belediye başkanları da kızıyorlardı ilk günler- "Ne yardım gelse AFAD'a kaydolacak" dediler. "Kendiniz dağıtmayacaksınız." Ben hatta İskender Başkanın "Ya bu işte AFAD diyorlar, engelliyorlar falan" dediğini hatırlıyorum. O günlerde zorluk oldu ama Tayyip Bey'in böyle yapacağını bileydim en çok ben isterdim.
Bakın AFAD'ın kayıtlarına ne kaydettirmiş Cumhuriyet Halk Partili belediyeler:
Deprem bölgesine 9638 araç gelmiş CHP'li belediyelerden. 28.521 personelimiz çalışmış buralarda. 7200 tır, 4 uçak, 6 gemi ile gıdadan sağlık malzemesine, çadırdan sobaya CHP'li belediyeler AFAD'ın kaydına sokarak dağıtmışlar. 155 mobil mutfak kurmuşuz AFAD nereye gösterdiyse. 155. 163 ikram aracımız gelmiş. 18 mobil fırın ekmek üretmiş bölgede. 3 milyon battaniye dağıtmışız. 266.000 ısıtıcı ve soba, 2220 jeneratör takıp elektrik vermişiz beldeye, ilçeye, şehre. 4 milyon 600 bin hijyen paketi, 50.000 tane çadır dağıtmışız, 1810 tane de konteyner kurmuşuz.
Bunlar kayıtlı kuyutlu. Diyor demiyor, "Bir çivi mi çaktılar, bir taş mı koydular?" Bugüne kadar bu rakamları, bu haftaya kadar çıkıp da konuşmuyordum ben. Niye konuşmuyordum? Vazifemiz, yapacağız. Ben enkaz altında kalsam Gölbaşı koşacak, bilmiyor muyum? Bize bir şey olsa ilk İskender koşar. Her zaman Ferdi Zeyrek vefat etti... İlk rahatsızlandığında ilk telefonu açanlardan biriydi. Hastaneye koştular, cenazeye koştular, hepinizin selamını getirdiler. Hangimiz düşeceksek dara öbürü koşuyor. Biz öyle bildik, öyle yaptık ama Ya Rabbim Ya Resulallah ya... Hani Allah'a sığınıyorum, sizin vicdanınıza sığınıyorum.
O tarihte Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan, biz Grup Başkanvekiliyiz. O tarihteki milletvekillerinin yarısı var, yarısı önceki dönem milletvekili. Ama yapılan bir şeye yapılmadı demek... "Geldi" diyor "burada" diyor "fotoğraf çektirdiler gittiler" diyor. Diyor ki; o günlerde diyor Özgür Efendi diyordu ki "Sen bu evleri 10 yıl yapamazsın." O günlerde ben Genel Başkan değildim, senin muhatabın değildim. Ben o gün de bugün de verilen sözün tutulmadığını biliyorum. "Bir yılda bitireceğiz" diye oy istedi, bak 3 yıl oldu daha Gölbaşı'nın hali ortada.
"GÖLGELEMEK İSTEYENİN ALLAH CANINI ALSIN"
"Bir yılda bitireceğiz" demişti. Türkiye'de ilk bir yılda yüzde 2'sini bitirdi. İkinci yıl yüzde 30'unu, bu sene yüzde 70'e gelmiş. E kaç yılda yapacaksın? 30 yılda yapılacak hali yok ya bu evlerin. 3 yılda yüzde 70 yapmış, yüzde 30 duruyor. Daha dönüyor, "455 bin konut yaptık gölgeleyemezsin." Gölgelemek isteyenin Allah canını alsın. Ne gölgeleyeceğim konutu? Ben istiyorum ki insanlar konutuna girsin, ısınsın. Çocuk konteynera mahkum kalmasın. İnsanlar şehirleri düzelsin, molozlar kalksın, çukurlar bitsin. Şehir şehre benzesin istiyoruz yani.
O yüzden ne söylerse söylesinler şaşırtıcı. Bugün ilk kez depremin 3. yıl dönümünde -gelecek işte biz bir haftadır bölgedeyiz- Osmaniye'de konuşacak. Diyor ki "Ben sürekli bölgedeydim, Özgür Efendi hiç gelmedi" diyor. Çıkarttırdık rakamları Anadolu Ajansı'ndan ha. Adımımızı atsak haber yapıyor Grup Başkanvekiliyken de, muhabir yolluyor takip ediyor. Anadolu Ajansı'nın arşivlerinde, sosyal medyada var. Kendisi 38 kere depremden beri deprem iline gitmiş, bu kardeşinizin bu ziyareti 55. ziyaret. 55.
Özel buradaki ziyaretlerinin ardından Malatya'ya doğru yola çıktı.
4.17 | ANMA PROGRAMI VE KURAN TİLAVETİ
03.40’ta başlayan yürüyüş öncesi Atatürk Bulvarı kısmi olarak trafiğe kapatılırken binlerce kişi gece yarısından itibaren valilik ve duran saat kulesi önünde toplandı.
Adıyaman Valiliği önünde başlayan yürüyüşün önünde deprem arama kurtarma çalışmalarına katılan AFAD personeli ve Zonguldak’tan gelen Türkiye Taşkömürü Kurumu madencileri yer aldı. 6 Şubat’ta deprem nedeniyle 04.17’de duran ve Adıyaman'ın simgesi haline gelen saat kulesine kadar süren yürüyüşe CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Adıyaman Valisi Osman Varol, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ve birçok milletvekili, siyasetçi katıldı.

Özgür Özel ve beraberindeki heyetin saat kulesine gelmesiyle birlikte yaşamını yitirenler için Kur’an okundu. Deprem anı olan 04.17’de yaşamını yitirenler için saygı duruşu yapılırken birçok kişinin gözyaşı döktüğü görüldü.
Yaşamını yitirenler ve yaralılar için edilen duaların ardından Özel ve beraberindeki heyet saat kulesine karanfiller bıraktı.
03.40 | SESSİZ YÜRÜYÜŞ
Depremlerin üçüncü yılında yaşamını yitirenler Adıyaman’da sessiz yürüyüş ile anıldı. Gün boyu Adıyaman’da ziyaretlerde bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yürüyüş öncesi Adıyaman Belediyesi tarafından kent meydanına kurulan "Unutmayacağız Çadırı"nı ziyaret etti.

Özel, burada Anı Defteri’ni imzaladı.
Özel Anı Defterine şunları yazdı:
"6 Şubat felaketinin üçüncü yılında yitirdiğimiz tüm canlarımızı rahmetle ve derin bir hüzünle anıyorum. Depremin üçüncü yıl dönümünde geçen yıl olduğu gibi yine Adıyaman'dayız. Günlerdir deprem bölgesinde vatandaşlarımızın dertlerini dinliyor, acılarını paylaşıyoruz. Aradan geçen üç yıla rağmen sorunların ve ihtiyaçların devam ettiğini yerinde gördük. Adıyaman Belediye Başkanımız Abdurrahman Tutdere ve ekibinin gayretlerine ülkemizin dört bir yanından belediyelerimizin bu şehre hizmetlerine bir kez daha memnuniyetle tanık olduk. Bu şehirde kim taş üstüne taş koymuşsa Allah ondan razı olsun. Yaraları tamamen sarmak, Adıyaman'ı ayağa kaldırmak hem devletin hem de siyasetin bu topraklara olan borcudur. Bunun için hep birlikte dayanışma içinde bunun için hep birlikte dayanışma içinde çalışmaya devam edeceğiz. Birliğimiz ve beraberliğimiz her türlü zorluğu aşmamızdaki en büyük gücümüz olacak. Adıyaman'ı yalnız bırakmadık. Bundan sonra da asla yalnız bırakmayacağız."
"KARALAR'IN TAHLİYESİ BÜYÜK BİR HAKSIZLIĞIN SONA ERMESİDİR"
Gazetecilerin sorusu üzerine Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karaların tahliyesine ilişkin konuşan Özel, şunları söyledi:
"Bugün için doğru bir karardır ama 212 gün boyunca yapılmış büyük bir haksızlığın sona ermesidir. Zeydan Beyi 212 dakika Adana'ya hizmetten alıkoyan ne varsa Adana'ya ihanettir ve büyük bir haksızlıktır. Yarından itibaren görevinin başına dönecek, kaldığı yerden devam edecektir. Zeydan Karalar'a verilen kararın 20 Şubat tarihi itibariyle açıklanacak hukuki karar sürecinde tüm belediye başkanlarımız ve tüm belediye çalışanlarımız için de geçerli olmasını ümit ediyoruz. Esas olan tutuksuz yargılamadır. Yargılanmaktan çekindiğimiz ve veremeyeceğimiz hiçbir hesabımız yoktur. Onun için kendine güvenen tutuksuz yargılama yapsın, kendine güvenen yargılamayı televizyonlardan canlı yayınlanmasına imkan tanısın."