Küresel piyasalar "Hürmüz" alarmında! Petrol fiyatları fırlarsa Türkiye'yi ne bekliyor?

Küresel piyasalar "Hürmüz" alarmında! Petrol fiyatları fırlarsa Türkiye'yi ne bekliyor?
Orta Doğu’da tırmanan gerilim, enerji piyasalarından enflasyona kadar geniş bir ekonomik risk dalgasını beraberinde getirdi. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası bir kriz, petrol fiyatlarını yukarı çekebileceği gibi Türkiye’de cari açık ve enflasyon üzerinde de yeni bir baskı oluşturabilir.

Orta Doğu’da tırmanan askeri gerilim, küresel ekonomide yeni bir kırılganlık dalgasını tetikleyebilir. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonu ve bölgede artan tansiyon, süreci sınırlı bir çatışmanın ötesine taşıyarak enerji piyasalarını doğrudan etkileyen bir risk başlığına dönüştürdü. Uzmanlara göre piyasa artık sadece savaşı değil, belirsizliğin süresini fiyatlıyor.

Küresel enerji arzının kilit noktası olan Hürmüz Boğazı, gelişmelerin merkezinde yer alıyor. Gazete Pencere'den Yağız Kutay'ın yazısına göre, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar geçitte yaşanabilecek olası bir aksama, petrol fiyatlarında sert sıçramalara yol açabilir. Bloomberg’in piyasa projeksiyonlarına göre uzun süreli bir kesinti halinde petrol fiyatlarının 110 doların üzerine çıkması ihtimal dahilinde. Ancak ilk etapta fiyatların 70 doların altına gerilemesi ve sınırlı yükseliş göstermesi, piyasaların şimdilik temkinli bir bekleyişte olduğunu ortaya koyuyor.

İKİ KRİTİK SENARYO

Kutay, süreci iki temel senaryo üzerinden değerlendiriyor:

Kısa süreli kriz senaryosu: Çatışmanın ilk üç ay içinde kontrol altına alınması halinde, yaşanan dalgalanmanın risk primi artışıyla sınırlı kalabileceği belirtiliyor.

Uzayan kriz senaryosu: Çatışmanın üç ayı aşması ve Hürmüz Boğazı’nda uzun süreli aksama yaşanması durumunda ise tablo ağırlaşabilir. Enerji maliyetlerindeki artış üretimi baskılarken, Avrupa ekonomisinde olası bir durgunluk Türkiye’nin ihracat performansını zayıflatabilir. Bu da düşük büyüme ve yüksek enflasyonun aynı anda görüldüğü “stagflasyon” riskini gündeme getirebilir.

MERKEZ BANKASI'NDAN İLK ADIMLAR

Artan jeopolitik riskler karşısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası aktif likidite yönetimi adımlarını devreye aldı.

Bu kapsamda; gecelik piyasa TL faiz oranı yüzde 37’den yüzde 40’a çıkarıldı. Amaç, piyasadaki fazla TL likiditesini çekerek mevduat faizlerini yukarı taşımak ve Türk lirasının cazibesini korumak.

TL uzlaşmalı döviz satım ihaleleri yeniden devreye alınarak rezervleri doğrudan azaltmadan kur oynaklığının sınırlandırılması hedeflendi.

OLASI EK SIKILAŞTIRMA ADIMLARI

Yağız Kutay'a göre savaşın uzaması ve enflasyonist baskının artması halinde Merkez Bankası ilave araçları da devreye alabilir. Bunlar arasında zorunlu karşılık oranlarının artırılması yoluyla miktarsal sıkılaştırma, kredi büyümesine yönelik sınırlamalar ve daha sert sözlü yönlendirme adımları bulunuyor.

Faiz artışı ise mevcut koşullarda tamamen dışlanmış değil. Para Politikası Kurulu’nun 12 Mart toplantısına kadar gelişmeler yakından izlenecek.

KISA VADEDE RİSK, UZUN VADEDE FIRSAT

Kutay, her krizin aynı zamanda yeniden konumlanma fırsatı sunduğunu vurguluyor. Türkiye’nin enerji koridoru rolünü güçlendirmesi, LNG altyapı yatırımlarını artırması ve yenilenebilir enerji kapasitesini hızlandırması, uzun vadede stratejik avantaj sağlayabilir.

Ancak kısa vadede tablo temkinli olmayı gerektiriyor. Enerji fiyatlarındaki olası yükselişin maliyetleri, enflasyon ve cari açık üzerindeki baskı nedeniyle fırsatların önüne geçebilir. Küresel piyasalar ise gözünü Hürmüz Boğazı’ndan gelecek haberlere çevirmiş durumda.

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi