Çalınan 2 bin 500 yıllık altın miğfer iade edildi
Hollanda'daki bir müzeden çalınan antik altın miğfer, on dört ayı aşkın süreden sonra yetkililerin eline geçti. Davayı takip eden savcılar, eserin savunma avukatlarıyla yürütülen müzakere sonucunda geri alındığını açıkladı; üç sanığın yargılaması ise bu ay başlıyor.

Müzedeki hırsızlık olayı Ocak 2025'te yaşandı. Kapüşonlu soyguncular, Hollanda'nın Assen kentindeki Drents Müzesi'nin barikatlarını aşmak için sabahın erken saatlerinde balyoz ve el yapımı bir patlayıcı kullandı.
Film gibi soygun! Romanya'nın ödünç verdiği en önemli eserler çalındı
Hedefleri, Romanya'nın müzelerinden ödünç alınan 500'den fazla eseri barındıran "Dacia: Altın ve Gümüş İmparatorluğu" adlı geçici sergiydi. Soyguncular, sergilendiği dönemde yüzlerce uzmanın dikkatini çekmiş olan Kotofenesti miğferini ve üç altın kemerden ikisini alarak kaçtı.
TARİHİ ESERİ ERİTMELEİRNDNE KORKTULAR
Yetkililer, miğferin tanınırlığı nedeniyle hırsızların onu eritip altın olarak satmaya çalışabileceğinden endişe ediyordu. Uzmanlar da bu senaryonun gerçeğe dönüşmesi halinde eserin bir daha gün yüzüne çıkmayacağını vurgulamıştı.
Nitekim Hollanda polisi soyguncuları birkaç gün içinde yakaladı, ancak eserlere henüz ulaşamadı. Uzun süren müzakereler sonunda sanıkların avukatları, müzakere anlaşmasının bir parçası olarak eserlerin iadesini sağladı.
Hollanda savcısı Corien Fahner, basın toplantısında yaşananları itiraf etti. "Özellikle Romanya için, ama Drents Müzesi çalışanları için de gerçek bir heyecandı. İnanılmaz derecede memnunuz" dedi. Romanyalı savcı Daniela Buruiană da "Uzun süredir beklenen bir sonuç" ifadesini kullandı.

OLAĞANÜSTÜ BİR KÜLTÜRÜN OLAĞANÜSTÜ ESERLERİ
Kotofenesti miğferi, adını 1927'de bulunduğu Romanya'nın bir köyünden alıyor. Milattan önce yaklaşık 450 yılına tarihlenen eser, tamamen altın levhalardan işlenmiş; yanak plakaları kurban koçunu öldürmek üzere olan bir savaşçıyı betimliyor.
Miğferin arka yüzeyinde grifon ve sfenks gibi mitolojik yaratıklara yer verilmiş. En dikkat çekici detay ise alın kısmındaki iri, işlemeli gözler.
Drents Müzesi'nin mevcut direktörü Robert van Langh bu gözlerin işlevini şöyle anlattı.
"Hem taşıyanı hem de miğferin kendisini nazardan, talihsizlikten korumak için tasarlandılar. Yüzyıllar boyunca bunu başarıyla yaptılar ve bugün de değerlerini kanıtlıyor gibiler."
Sanat ve antika uzmanı Bianca Frölich ise eserin tarihsel önemine dikkat çekti.
"Böyle objeler, antik dünyanın kesişme noktasında yer alan bir kültürün son derece nadir tanıklarıdır. Daklar, Yunan, İskit ve sonrasında Roma etki alanları arasında büyüleyici bir konumda yer aldı; ancak maddi kültürlerinin büyük bölümü ya yok oldu ya da yalnızca kısmen anlaşılabildi."
Daklar, Demir Çağı'ndan MS ikinci yüzyıla kadar bugünkü Romanya topraklarında yaşadı; Roma İmparatorluğu'nun bölgeyi fethetmesiyle birlikte tarih sahnesinden silindi.
Geride yazılı kayıt bırakmayan bu halka ait bilgilerin neredeyse tamamı arkeolojik bulgulara dayanıyor. Van Langh da geri dönen eserleri değerlendirirken bu noktanın altını çizdi. "Olağanüstü bir kültürün olağanüstü eserleri" dedi.

HASAR MİNİMUM DÜZEYDE
Miğfer, teslim alındıktan sonra Van Langh tarafından incelendi. Direktör, eserde küçük bir göçük tespit edildiğini, bunun kolaylıkla giderilebileceğini ve önceki bir onarımda kullanılan yapıştırıcının yenilenmesi gerektiğini belirtti. "Kalıcı bir hasar olmayacak. Kemerler ise mükemmel durumda" diye konuştu.