Zafere Götüren Entrikalı Şifreler

Zafere Götüren Entrikalı Şifreler
Polisiye denince akla ilk gelen Agatha Christie ve Ahmet Ümit sizin için bir oyun odası hazırladı. Arkadaşlarınızla bir takım kurup odaya kapatılıyorsunuz ve kısıtlı süre içinde odaya saklanmış şifreleri çözüp dışarı...

Polisiye denince akla ilk gelen Agatha Christie ve Ahmet Ümit sizin için bir oyun odası hazırladı. Arkadaşlarınızla bir takım kurup odaya kapatılıyorsunuz ve kısıtlı süre içinde odaya saklanmış şifreleri çözüp dışarı çıkmanız gerekiyor. Ahmet Ümit işbirliğiyle hazırlanan ‘Agatha’nın Anahtarı’ odasının açıldığını duyunca, ünlü yazarla bu oyun hakkında röportaj yapmamız kaçınılmaz oldu. Bulmaca ve şifre çözmeyi sevenler, polisiye hikaye meraklıları… İşte Ahmet Ümit’in kaçış odasının hikayesi…

Trump Alışveriş Merkezi’nde faaliyet gösteren Türkiye’nin en büyük kaçış oyunu Escapist’te, Ahmet Ümit işbirliğiyle hazırlanan ‘Agatha’nın Anahtarı’ odası açıldı. Ahmet Ümit’in kitaplarından detayların yer aldığı ve her şeyin el işçiliğiyle hazırlandığı oda bütün gizemiyle macera tutkunlarını bekliyor. ‘Agatha’nın Anahtarı’ kitabını okumuş, Escapist’in diğer oyun odalarını denemiş ancak bu odaya henüz girmemiş biri olarak Ahmet Ümit’e soracağım dünya kadar soru vardı. Ünlü polisiye yazarıyla bir araya geldik ve edebiyattan oyunlara, yazarın bilinmeyenlerine, başladık sohbete…

İNSAN SIKILAN BİR HAYVANDIR

İşiniz, bulmacalarla, bilmecelerle ve zeka gerektiren kurgularla ilgili… Sizi bir kaçış oyununa dahil etmek bence dahice bir iş. Siz bu konuda ne diyorsunuz?

Aslında benim polisiye roman yazma nedenim daha sonra fark ettim ki sıkıntı. Filozofların insan hakkında söylediği, insan düşünen hayvandır, insan alet kullanan hayvandır gibi pek çok tanımlama var ama bence insan sıkılan hayvandır. Sıkılırız, yani sonuçta bir süre sonra bir şeyi başarırız, ancak başardıktan sonra yine sıkılırız. Ayrıca sıkıldığımız için merak ederiz ve yeni şeyler de buluruz. O nedenle polisiye yazmaya başladım ya da yazdım. Bu tür oyunlar da insanın sıkıntı problemine cevap veriyor. Çağdaş insan şehirlerde hapsolmuş durumda. Gündelik hayatımızda birçok sıkılma durumu yaşıyoruz ve bence Trump AVM’deki Escapist’in de ortaya koyduğu bu tür kaçış oyunları bu sıkıntıya verilen cevaplardan bir tanesi. Hayatlarımızı ilginç hale getirmek için riske girmeden macera yaşayacağımız etkinlikler diyebiliriz. Polisiye romanın aslında işlevlerinden biri de budur. Riske girmeden gerilimi yaşamak… Yani bir cinayete tanık oluyorsunuz romanın içinde ve ne öldürülüyorsunuz ne de hapse giriyorsunuz ama bu heyecanı yaşıyorsunuz. Bu oyunları da böyle tanımlamak lazım; bizim hayatımızı renklendiren, hayatımıza tat katan, sıkıntıyla kararmış günlerimize bir parça eğlence getiren… Bir polisiye hikayeyle buluşmuş olması bu oyunun söylediğim nedenler üzerinden de cuk oturuyor. İkisi son derece şık bir yapılanma oluyor diyebilirim.

Kitabınızın adını taşıyan ‘Agatha’nın Anahtarı’ oyun odası fikri nasıl oluştu?

Türkiye’nin en büyük odadan kaçış oyunları merkezini kuran genç kardeşlerim Soner Emanet ve Barış Koca geldi ve bana böyle bir teklifte bulundular. Bu son derece özgün projeden bahsettiler. Ama daha önce de edebiyat dışı televizyon dizileri, sinema, tiyatro ve müzikal teklifleri geldi. Yani benim eserlerimden yola çıkarak başka etkinlikler oluşturma anlamında teklifler geldi. Ben bu tür tekliflerden çok hoşlanıyorum.

HAYALLERİM, BİLGİSAYARIM VE YALNIZLIĞIM

Neden hoşlanıyorsunuz?

Birincisi, ben bir yazar olarak bir odada oturuyorum ve tek başımayım, başka kimse yok. Hayallerim ve bilgisayarım var, başka hiçbir şey yok. Oysa bütün etkinliklerde başka arkadaşlarla, birkaç kişiyle çalışıyoruz. Bu işte mesela işi düzenleyen, planlayan arkadaşlar giriyor, dekoratörler giriyor… Benim kitabımda maddi olarak tutabileceğiniz şey kitaptır ve onun sözcükleridir. Burada biz dekorla da karşılaşıyoruz, yeni ilişkiler ortaya çıkıyor. Bu nedenle bir kere işin organizasyon sürecinde başka insanlarla beraber olmak ve bir yaratıcı fikirden yola çıkarak sanat dışında bir şey yaratma düşüncesi -ki burada da sanatın ögeleri var- beni çok heyecanlandırıyor.

İkincisi?

İkincisi, benim yazdığım eserden yola çıkarak edebiyat dışında başka bir alanın var olması, başka bir alanı tetiklemek… İnsanlara bir eğlence hizmeti sunmak, insanlara bir heyecan hizmeti sunmak… Bu da başlı başına kendi etkinlik alanının dışına çıkabilme, daha özgür olabilme, o etkinlik alanının sınırlarından, surlarından, parmaklıklarından kurtulma fırsatı veriyor. Sinema ve tiyatrodaki yaklaşım da biraz budur. Başka alanları etkilemek ve hayatın diğer alanlarında bir şeylerin yapılmasına vesile olmak… Bu son derece olumlu bir şey…

Sonuçta ortaya çıkan sizin kitabınız mı oldu yoksa kitaptan esinlenen bambaşka bir oyun mu?

Romanlarımdan filmler ve diziler yapıldı. “Olmuş mu?” diye sorulduğunda şöyle derim: “Bu yapılan yeni olay benim hikayem, benim romanım değil.” ‘Sis ve Gece’ romanım filme uyarlandı. O izlediğiniz benim eserim değil. O bir film. O filmin sahibi de Turgut Yasalar. Oyunda da bir oda var, hikayemdeki unsurlar ve ögeler burada yer alıyor ama aynı zamanda bu elbette kaçış oyunu konseptine göre yeniden dizayn ediliyor ve başka bir şey ortaya çıkıyor. Bunun bir işbirliği ürünü olduğunu söylemek sanırım.

KAÇIŞ ODASI OYUNU NEDİR?

Özellikle son bir yıl içinde inanılmaz bir talep patlaması yaşayan kaçış oyunu odaları Türkiye’nin her yerine yayıldı. Bu oyunlarda katılımcılar bir saat süre içinde kendilerine verilen hikaye doğrultusunda odada yer alan bulmacaları ve şifreleri çözüp odadan çıkmak zorunda. İki ile 10 kişi arasında oluşan gruplarla oynanabilen oyunları çözmek için sadece takım çalışmasına, ipuçlarını doğru değerlendirmeye ihtiyacınız var. Kaçış odaları oyunu, sevdiklerine doğum günü sürprizi yapmak isteyen aileler, yıldönümü kutlamak isteyen eşler, iş veya okul arkadaşları gibi zekasına güvenen herkesin ilgisini çekiyor. Evlenme teklifi etmek için gelen bile var.

AHMET ÜMİT’İN BİLİNMEYENLERİ

Kendinizi üç sözcükle anlatın desem?

Sabırlı, yaratıcı, özgür…

En saygı duyduğunuz duygu?

Vicdan.

Görmeyi en çok istediğiniz yer?

İstanbul’dan başka bir yer değil. İstanbul, tarihi yarımada.

Yaşlanınca nasıl bir adam olacaksınız?

Umarım huysuz olmam.

Başucu kitaplarınız?

Klasikler… Bunları çok seviyorum. ‘Don Kişot’, ‘İlyada’, ‘Odessa’, Shakespeare’in bazı oyunlarını edebiyat eseri gibi okurdum, ‘Hamlet’ ve ‘Macbeth’ gibi. Tabii ki Dostoyevski, tabii ki Tolstoy… Nazım Hikmet’in ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’. Sait Faik’in hikayeleri… Yaşar Kemal’in ‘Demirciler Çarşısı Cinayeti’ gibi pek çok eser var…

En sevdiğiniz romanınız?

Bunlar hep klişedir, denir ya “Hepsi benim çocuğum” diye. Doğru aslında hepsi benim çocuğum. Ama bir kitabımı çok seviyorum. O da ‘Masal Masal İçinde’. Bir roman değil masal bu. Çünkü onları ben annemden dinledim…

İlk aşkınız?

Nasıl söyleyeyim, kadın evli barklı. Son aşkım torunum Rüzgar.

Aşık olduğunuzda nasıl biri olursunuz?

Aşık olduğumda herkes gibi zavallı biri olurum. Mutsuz, çoğunlukla mutsuz… Azıcık hayat mutluluk kırıntıları verdiği zaman kendimi dünyanın en mutlu adamı zannetme yanılgısına düşerim. Herkes gibi yani… Büyük bir yanılsamanın içerisinde olurum. Güzel bir yanılsamadır ama sonra geçer.

Bir sonraki romanınızda katil kim olacak?

Katili mi söyleyeyim? Bir sonraki romanımda çok fazla katil var sırala sırala bitmez. Çünkü İttihat ve Terakki dönemini anlatıyor.

Kitabınız ne zaman çıkacak?

Aralık ayında.

CiNAYET YOK ENTRİKALAR VAR

‘Agatha’nın Anahtarı’nda İstanbul aşığı bir polisiye yazarı Ali’nin Pera Palas Otel’de geçirdiği günleri ve cinayeti anlatıyorsunuz. Kaçış oyunu odası da adını bu romandan aldığına göre, romanı okumuş olanlar anahtarı içeride daha kolay bulabilirler mi?

Hayır bulamazlar. Çünkü oradaki hikaye bambaşka bir hikaye. Biz bu oyunu kurgularken oradaki hikayelerden ve ayrıntılardan yola çıkarak bambaşka bir ürün ortaya çıkardık. Dolayısıyla bir polisiye film uyarlaması değil. Bir roman okudunuz, katil belli, filmini izlediniz orada da katil belli. Bu öyle bir şey değil. Son derece farklı, bambaşka ama aynı zamanda Agatha Christie gibi kendinizi onun odasında hissedeceğiniz… Bilmeceler silsilesini çözdüğünüz zaman sizi gerçek zafere, gerçek kapının açılmasına götürecek bir entrika ile karşı karşıyasınız. Cinayet yok.

Her şey bitip oda hazırlandıktan sonra siz de içeri girip kendi odanızda oyunu oynadınız mı?

Oynadık tabii. Her detayın düşünüldüğü, el işçiliği ve yüksek teknolojinin kullanıldığı benzersiz bir kaçış oyunuyla karşı karşıyasınız. Şahane bir şey… Çok şaşırtıcı ve çarpıcı… Şu an Türkiye’nin odadan kaçış oyunları alanındaki en büyük oyun merkezinde bu oyunu deneyimlemeyi herkese tavsiye ederim.

Başka oyunlar oynadınız mı?

Evet, korku-gerilim oyunu olan ‘Metruk’u oynadım. Korkuyu da çok seviyorum ben. O da müthiş bir oyun. Tavsiye ederim. O atmosferi hissetmek çok hoş. Ben oyun oynarken korkmam diyenler bence ‘Metruk’u da bir deneyimlemeli…

Sözcü